Sabahın renkleri...
Koca kadın olmama rağmen bazı işlerde çok beceriksizim. Özellikle bazı kapları açabilme konusunda. Mesela yoğurt kapları, selpak mendiller, peçeteler, CD dış jelatinleri... Mesela hani ucundan tutup açılan konserveler var ya, onların o tutacakları hep elimde kalır! Sonra uğraş bıçakla, konserve açacağı ile... Bu konuda ben mi beceriksizim yoksa bunlar zor açılsın da zaten sorunlu millet daha da sıkıntı yaşasın diye özellikle mi yapılıyor anlamıyorum. Neyse, sabah kahvaltıyı hazırlarken yeni aldığımız kutu peyniri açarken bu sıkıntılı ruh hali içerisindeydim. Hayır, açtım açmasına da bu sefer bir başka beceriksiz olduğum iş beni bekliyordu: Peyniri parçalamadan çıkartmak! Tabi yine başaramadım. Off off, sen baklava börekler aç, kaşığa 40 tane sığan mantılardan yap (şaka, kesinlikle abartıyorum:-P), sonra gel düzgün bir parça peynir kesip kahvaltı masasına koyama... Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!
Neyse kahvaltıları çok önemsiyorum, eşimle, erken kalkarsa oğlumla güne sohbet ederek, haber dinleyerek başlayabiliyoruz. Kaynayan çay suyunun sesini bile seviyorum:-) Kahvaltıyı evin muhtelif yerlerinde yapıyoruz. Her sabah aynı yer sıkıyor beni... Ya mutfakta büyük masada, ya salonda yemek masasında, bazen de mutfakta cam önündeki küçük masada. Balkondaki masayı kışları mutfaktaki yere kadar olan camın önüne alıyoruz. Manzara hoş olduğu için orada yemek yemek keyif veriyor bana. Ama eşim aynı fikirde değil. Geçen orada hazırlamıştım kahvaltıyı, o kadar yer var, neden buraya sıkıştık dedi. Sanki yazın o masada yemek yemiyormuşuz gibi... 4 kişi yemek yerdik! Neyse, ben de bugünlerde hep salona hazırlıyorum, genişşş, genişşş yiyoruz. Ama ben ne yazık ki geniş geniş yiyemiyorum. Malumunuz rejime devam!
Neyse efendim kahvaltı ederkene TV de Uyan Türkiye'yi izliyorduk. Mesut Yar'ı severim, gerçi geçenlerde hiç katılmadığım bir söylemi olmuştu ama neyse, her fikir bir olamaz. Onun çıldırtıcı gerçekler üzerine esprili ama akılcı dokundurmaları hoşuma gider ve onu cesur bulurum. Ne yazık ki TV programcıları, gazeteciler ve köşe yazarları arasında çok cesur fazla insan yok! Buna şaşıyorum ben. Bugün bu programda şunu öğrendik ki Botaş borçları yüzünden doğalgaz alamayacak durumdaymış! Yani bu kış doğalgazsız kalabilirmişiz. Stüdyoda soba kurdular boruların Ankara'ya dekuzamasını dileyerek:-) Bu da beni tahmin edeceğiniz üzere eskiye götürdü. Ben çocukken evimizde kalorifer yoktu. Üç odada soba olurdu. Bunların ikisi o kadar büyük, o kadar ağır ve oturaklıydı ki yaz kış yerlerinde dururlardı. Sadece borular gazete kağıtlarına sarılıp saklanır, kışın çıkarılır ve soba kurulurdu ki bu iş genelde evin beylerinin evde olduğu haftasonuna denk getirilirdi:-) Anneciğim gazlı sobamızın gazı bittiğinde balkonda duran koca varilden gaz doldururdu. Ben de onun peşinden balkona çıkmaya bayılırdım. O da her seferinde içeri gir, hava soğuk, hasta olacaksın derdi. Gaz sobaları hem zor ısınır, hem de söner sönmez ortamı buz yapardı. Kömür ve odun sobaları ise ne ısıtırdı her yeri. Gece olup da odalarımıza gitmek, soğuk yataklara girmek bir işkence idi. DIII DII DI! Düşünmek bile ürpertti beni. Bazen annem elektrikli battaniye ile yataklarımızı ısıtırdı. Ben annemin yanında yatıp ısınmak için can atardım ama onlar geç yatarlardı tabi. Şimdiki çocuklar ne kadar şanslı olduklarını biliyorlar mı? Kimbilir onlar da ileride çocuklarına bunu diyeceklerdir:-)
Soba meselesini bir kenara bırakalım. Dietim fena gitmiyor. İki gün oldu, bir işe yarıyor mu yaramıyor mu bilmiyorum. Kendimi aç hissetmiyorum aslında. Neler yapıyorum size kısaca anlatayım:
Sabah kalkar kalkmaz ılık bir bardak su içiyorum. Geceden yanıma koyuyorum ki uyanınca aklıma gelsin...
İLK GÜN:
Kahvaltı:
Bir dilim tam kepekli ekmek (ince bir dilim)
Hani derler ya kibrit kutusu kadar peynir (belki biraz daha fazla) Evde ezine peyniri vardı ve epey yağlı idi, dün şu açamadığım Ülker İçimden aldım. Tadını genelde severim, eşim hiç hazzetmez. 100 gr 205 kalori gibi birşeydi.
2 yeşil zeytin: Tuzlu muzlu, zeytinsiz yapamam. 2 taneden bişi olmaz.
Domates, salatalıktan oluşma limonlu, azıcık, minnacık zeytinyağlı, üzerine kekik serpilmiş salatayı eşimle paylaşıyoruz. İsterseniz yağ koymayın.
Bir adet acı yeşil biber
2 şekersiz çay (No problem, çünkü zaten hep şekersiz içerim:-)
İŞE GELİNCE, YANİ ARADA
1 şekersiz Türk kahvesi (onsuz olmaz, o olmazsa kendime gelemem, Türk kahvesi benim için çok şey anlam ifade ederki kendi başına bir post olur)
1 mandalina
ÖĞLE:
Evden getirdiğim kabak sufle: Şimdi efendim dietteyseniz mutlaka yapıp tüketin, hem sağlıklı, hem hafif, hem de bana göre çok lezzetli. Sebze seviyorsanız buna bayılırsınız. Soğuk da yeniyor.
(Tarifi: 2 kabak, 2 havuç, bol maydonoz, bol dereotu, 1 yumurta, yarım paket kabartma tozu, 1- 2 kaşık kadar kepek unu (diet için yapmazsanız beyaz un da olur ama ben her daim kepekli kullanırım), az yağsız beyaz peynir, 2-3 dal taze soğan, tuz (UNUTMAYIN! ben unutmuşum, tepsiye dökünce ekledim), bir tatlı kaşığı zeytinyağı, karabiber, kırmızı biber.
Kabak, havuç rendelenir, diğer malzemeler ile karıştırılır. Diette değilseniz biraz daha zeytinyağı eklenir. Hafifçe yağlanmış tepsiye dökülür ve fırına verilir. Sonra çıkarıp az diet kaşar serpilebilir. 5 porsiyon çıkıyor. Öğünde bir porsiyonu rahatça yiyebilirsiniz.)
Yanında 1 dolu kaşık yoğurt
ARA:
1 mandalina, 1 elma
AKŞAM:
Ispanak+ sarımsaklı yoğurt+ 1 dilim kepekli ekmek
YATMADAN:
yarım portakal+ 1 nefis armut (meyveler olmasa ne yapardım)
Ve yatmadan bizim sürekli içtiğimiz ısırgan otu+ kekik karışımı çay. Bunu mutlaka yapın. Kanseri önlüyor, cilde iyi geliyor, yüksek tansiyonu önlüyor ve gençlik kaynağı. Ayrıca bağışıklığa iyi geliyor. Eşimle bu kürü yaptığımızdan beri maşallah diyeyim nezle grip olmadık (kesin kendime nazarım değer şimdi) Bunu öneriyorum. Diet adına değil, sağlık adına. Ama otları kaliteli seçin. Suyu kaynatın, birer tatlı kaşığı otlardan kupalara koyun, suyu dökün, üzerini kapatıp 10 dakika demleyin. Süzüp için. Tadı harika değil ama yararlı. İlaç niyetine için.
İKİNCİ GÜN:
Kahvaltı aynı
ÖĞLE:
Az yağlı salata+ yoğurt
ARA
2 Mandalina, 1 elma
AKŞAM:
Et günü oldu ki haftada bir gün et yiyoruz genelde. İkimiz de çok sevmiyoruz. Yediğimiz gün de iyi ve lezzetli şeyler olsun istiyoruz ama şimdi dietteyim. Izgara köfte+ domates+ fırında közlenmiş biber+ ayran
YATMADAN:
1 armut
ve çayımız...
Sevgili arkadaşım Wish'in baskısı ile günde 2 litre su içiyorum ki gün boyu afedersiniz lavaboya taşınıyoruz bu yüzden. Ama bol su içmek önemli. İçiniz...
Günde bir adet centrum vitamin alıyorum, iki günde bir Calsium Sandoz C alıyorum.
Sıkmadım umarım. Öpüyorum sizi... Açlığa devam:-(
Renkli günler:-)
























