Thursday, December 28, 2006

İyi Bayramlar, İyi Yıllar...

Dün bizim sektörün duayeni bir kişinin vefat ettiğini öğrendim. 65 yaşlarında ve daha önce birkaç kez kalp krizi geçirmiş bir kişiydi ama yine de hiç ölümünü beklemezdim... Daha iki gün önce telefonda konuşmuştuk, bir iki ay önce danışmanlığını yaptığı ve bizim çalıştığımız bir proje için bir toplantıda görüşmüştük. İkimiz de bu tür toplantılara en erken (aslında zamanında) gelen kişiler olurduk ve her toplantı öncesi sadece ikimizin zamanında toplantıda olduğunu bahseder ve insanlar gelene kadar sektör hakkında kaynatırdık.

Onun daha önce ortak olduğu firmada 5 yıl çalışmıştım, üniversiteden sonra ilk işimdi, yani çok çaylaktım. O zamanlar (şimdi artık değil) aynı zamanda bir ekol olan o şirkette çok şey öğrenmiştim. Tasarım uzmanı da olan bu kişiye bir gün bir detay sorma imkanım olmuştu (birebir çalışamazdık öyle, neredeeee...) Bana dört beş yönden çözüm alternatifi göstermiş ve problemlere ve çözümlerine tek yönden bakmamamı sağlamıştı bu tek seferlik eğitimde bile...

Aslında sektörde Onu sevmeyenler çoktu, en sevenleri bile çileden çıkardığı çok olurdu ama sonuçta kendi konusunda bence çok iyiydi. Herşeyden önemlisi kendini çok iyi satar, her zaman insanların ona ve bilgisine saygı duymasını sağlardı. Bu özellik bir gün bende de olsun derdim çaylak çaylak... Onu tanıdığıma memnunum aslında...

Bir toplantı esnasında kalp krizinden vefat etmiş. Oysaki eski şirketinden ayrıldığı zaman işi bırakıp hayatını yaşaması gerekirdi diye düşünmüşümdür hep... Çünkü bizim işimiz hep stresli. O toplantı masaları aslında bazen kavga dövüş yeri olabiliyor. Bir dönem yine onun danışmanlık yaptığı bir proje çalışmaları sırasında başta onun yüzünden uykusuzluk problemim nüksetmişti mesela...

Sonuç olarak dünya hiç kimseye kalmıyor. Bu hırsın sonu ne? Herşeyin başı sağlık. Bir gün ben de toplantı masalarında stres yüzünden ölmek istemem.

Aslında bu konudan bahsetmeyi düşünmüyordum ama belki bu olaydan bir ders alırız değil mi? Hayat işten, kariyerden, şirket dalaverelerinden oluşmuyor. Hiç birşeyi dert etmeyelim, hırsımızı belli bir seviyede tutalım ve kimseyle değil, kendimizle savaşalım...




Hepinize hayırlı bir bayram diliyorum ve tabi güzel bir yeni yıl... 2007 hepimiz için güzel bir yıl olsun. Eşimin bu sabah dediği gibi (dün de benzerini burada yazmıştım) en kötü yılımız 2006 olsun...

Wednesday, December 27, 2006

2007 dileklerim ve yapılacaklar listesi

2007 Yılı İçin Dilek, Dua ve Hayallerim:

- Öncelikle hepimiz için sağlık, huzur, mutluluk, başarı... Allah hepimizi ve özellikle de çocuklarımızı kötülüklerden, hastalıklardan, kötü insanlardan korusun. 2007 hepimize güzellik getirsin, Allah yavrularımızı bizden ayırmasın.

- Eşimle bir hayalimiz var. Bu sene bu hayalin gerçekleşmesini diliyorum

- Wish ile bir hayalimiz var, onun da gerçekleşmesini istiyorum.

- 38 bedene rahat bir şekilde girmek(36 ya da hayır demem:-)) ve kilomu korumak istiyorum.

- Yılın ikinci yarısında hamile kalmak istiyorum, 2008'de de sağlıklı bir bebeğim olmasını istiyorum.

- Bizi üzen kişinin sonsuza dek bizden uzak kalmasını, bize hiçbir kötülük yapmamasını istiyorum, sonsuza dek yokolsun hayatımızdan...

- Oğlumun okulunda çok daha başarılı olmasını istiyorum.

- Annemin tansiyonu var, Allaha şükür başka problemi yok, 2007 yılında çok sağlıklı olsun, hatta biraz kilo alsın bu sıralar zayıfladı sanki...

- Eşimin ve benim işlerimiz rast gitsin (bakınız 1. madde:-))

- İyi arkadaşlıklara hasret kaldık, akrabalarım bile bana kazık attı bu yıl! En az Wish gibi iyi bir arkadaş edinmek istiyorum bu yıl. Beni arkamdan vurmayacak, zor anımda yanımda olacak...

- Sizleri kaybetmemek istiyorum. Daha da çok arkadaşlarımız olsun burada...

- Wish iyi biri ile tanışsın, mümkünse bu sene onunla evlensin. Enişte ile iyi anlaşalım, uyumlu, akıllı, iyi niyetli, arkadaşımı üzmeyecek biri olsun.

- Tüm aile büyüklerimiz sağlıklı ve mutlu bir yıl yaşasınlar... Babamın bir rahatsızlığı var, uzun vadede iyileşecek ama rahatsızlık veren bir hastalık. 2007 de tamamen geçsin...

- Allah bizleri kimseye muhtaç etmesin (bu benim baş dualarımdan biridir)



YAPACAKLARIM:

- Hastalık nedeni ile bıraktığım spora tekrar başlayacağım ve kaytarmayacağım

- Yazın haftada en az beş gün tenis oynayacağım, bu sene kondüsyonum yaza kadar daha iyi olmalı!

- Bayramın ertesi günü rejime döneceğim, hem de ne sıkı bir rejim olacak bu!

- 58 kiloya ineceğim
İlk etapta 65 (2 kilo var)
Sonra 62
Sonra 60
veeee eski kilom 58
- 58 kiloya inince kendime çok şık kıyafetler alacağım :-) E ödülü olmalı değil mi?

- O Gucci çantayI İS-Tİ-YO-RUMMM! Aklıma takmış bulunmaktayım.

- Cilt bakımını ihmal etmeyeceğim ve geceleri makyaj temizlemeyi ihmal etmeyeceğim.

- Şu ot kürümüzü ihmal ediyoruz bu sıra, düzene tekrar döneceğiz.

- Balık tüketimini arttıracağım (balık hızlı kilo verişine çok yardımcı oluyormuş aklınızda bulunsun...

- Oğlumun İngilizcesini geliştirmek için daha fazla bu konuya eğileceğim, diğer derslerini bir şekilde hallediyoruz ama yabancı dil ihmale gelmez.

- Yıllardır görmediğim arkadaş ve eski komşuları ziyarete çocukluğumun geçtiği şehre İ...'e gideceğim. Özellikle ciciannemi görmek istiyorum. Çok yaşlandı.-( İhmal etmeyeceğim.

- Ankara' en az bir kere giderek uzun zamandır görmediğim teyzemi ve kuzenleri göreceğim. (ailecek gidilecek)

- Uzun zamandır aramadığım bir iki arkadaşımı arayacağım.

- Bu senenin ortalarında verdiğim karar olan beni üzen her kim olursa olsun onunla tüm ilişkimi bitireceğim. Beni kullanan, arkamdan vuran kim olursa olsun benim için yok olacak!

- Az ama öz dostum olsun daha iyi prensibi çok doğru, inanın, bu son yılda oluşmuş kararımı da uygulamaya devam edeceğim. Bu şekilde incinme riskinizi azaltıyorsunuz.

- İş yerinde masamı daha düzenli tutacağım. Şu an her tarafım dosya, pafta ve kağıtlar ile dolu. Evde en ufak döküntüyü kaldıramayan ben burada bir kaos içinde yaşıyorum!

- İşyerinde üç maymunu oynayacağım, masama şık bir üç maymun resmi koymayı da düşünüyorum. İşte bu en iyisi. İşimi alırım, paramı alırım tarzında hiç yaşamadım şimdiye kadar ama bunu yapmam isteniyor, o nedenle yapmaya çalışacağım. Yine tüm işleri en iyi şekilde yapacağım ama daha fazlası ,için kendimi zorlamayacağım, şirkette neler döndüğü ile ilgili hiç bir şey umurumda olmayacak. Daha mutlu olacağıma eminim... Bana göre hava hoş...

- Aikido'ya başlamak yalan oldu, ama en azından evde eşimle yoga yapmaya başlayacağız.

- Ağırlık çalışmalarına düzenli bir şekilde devam edeceğim. Kol kası istiyorum.

- Kuaförümü değiştireceim, beni göz< göre göre kazıklıyor, üstelik son boyasını beğenmedim, dipler farklı renk oldu.

- Tırnaklarımı uzatacağım ve Nimetin kırmızı ojelerini ödünç alıp süreceğim. Ne yazık ki ellerimi ihmal etmişim bu yıl...

-Hayata karşı daha olumlu bakacağım, ne kadar pozitif enerji verirsem işler o kadar olumlu oluyor. Mesela bizim şirkette bir arkadaş var, her şeye karşı o kadar negatif bakar ki! Bir müjdeli haber veya iyiniyetli bir yardım karşısında bile sizi bozar, tuhaf tuhaf konuşur, her işinde olumsuz düşünür. Ve hep işleri ters gider.


Daha liste uzar aslında... Ama bunları yaptığım taktirde bir check atmayı düşünüyorum. Umarım lafta (pardon yazıda) kalmaz.

Bu sene yayların yılı olacakmış. Jupiter mi ne bişi bişi oluyormuş, Jupiter de bizim gezegenmiş. O nedenle ne istesem olacakmış mış muş... Umarım öyle olur. Ben de ümitliyim, hepimiz umudumuzu yitirmeyelim ve çabalıyalım bu sene...

Aslında bu yılın güzel geçeceğine dair belirtiler var , öncesi bile daha önce olmamış şekilde neşeli geçiyor (maşallah.) Mesela çok hoş hediyeler alıyorum. Departmanımdaki herkez birbirine küçük ama şirin hediyeler veriyor. Ben küçücük bile olsa bir hediye almaya bayılırım ve beni düşündüğü için sevinir, içten teşekkür ederim. İçtenliğini belli edince o kişi çok daha mutlu olur birşeyler hediye ettiği için.

Dün bir müşterimizden koskoca, çok şık, kıpkırmızı bir Yılbaşı sepeti geldi mesela. Eve kadar zor dayandım. Evde oğlum sepeti elimden kaptı. Onun için de noel baba içine şeker yaptırmışlar, bayıldı. Kalpli kadife kırmızı kutular vardı bir sürü, kiminde çukulata, kiminde bayıldığım draje vardı. Şanfıstığı ve viski koymuşlar bir de. Çok şık bir sepeti var, annem onu değerlendir dedi ve bazı önerilerde bulundu. İlk defa bir hediye yolluyorlar, hayra alamet olmalı. Ama bu sene onlar için cidden çok çalışmıştım ve çok büyük projeler (inanılmaz yüksek kuleler diyeyim size) almalarını sağladık.

Şirket bile ilk defa herkese Pelit'den çikolata yaptırmış ve kutusu hiç de baştan savma değildi. Hekes hayırdır İnşallah dedi:-) Hatta ve hatta bu sabah binaya girerken alt kattaki Starbucks'ta herkese kahve ikram ediyorlardı Yılbaşı armağanı olarak. Asıl hoşuma giden bunu ikram eden kızların gerçekten içten konuşmaları ve gülümsemeleriydi. Ben de bu nedenle çok hoş bir hediye olduğunu söyledim ve teşekkür ettim... Sabah gülümseyerek işe gelmek güzel. Keşke hergün bu halet-i ruhiye içinde olabilsem (bakınız yandaki halet-i ruhiye ölçerim)

Yarından sonranın tatil olması çok rahatlatıcı bir faktör...

En kötü günümüz böyle olsun arkadaşlar...

sanal hediyeler devammmm...


33) FATOŞ: Şu Versace'ye bayıldım, renginin sana gideceğini düşünüyorum. 2007 yılında hayırlı haberlerini bekliyoruz artık:-)



34) ÇENEBAZ: Çenebazcığım, ne yapayım Versace'ye bayılıyorum. Biraz fazla pırıltılı bulmazsın umarım...


35)ŞEBNEM: Artık bu kıyafete senin şu güzel takılardan bir kombinasyon yaparsın değil mi? Eşin umarım yırtmaca kızmaz:-) Ben böyle birşeyi asla giyemem örneğin...


36) KÜÇÜK EVİN MUTFAĞI: Siyah her daim sade ve klasiktir, yılbaşı gecesi için de uygundur...



37)BMG: Sevgili meslektaşım, bu kıyafeti şantiyelerde giyemezsin ama geri kalan heryerde giyilir...



38: BEN: Bu sene dedim ki, kendime şöyle çok şık, çok güzel bir hediye alayım, hani biraz daparaya kıyayım. Yoooo bu kıyafetten filan bahsetmiyorum, gerçekten alayım dedim. Hatta gittim Gucci marka bir çanta beğendim, ne kokoş, ne güzel. Üstelik aşırı pahalı sayılmaz, hele dışarıdaki abuk sabuk çantalar ile kıyaslanınca. Mesela Nine West suni derileri bile pahalı satıyor bence. Neyse bir iki yere daha bakayım dedim ama hiç birşey beğenemedim. Bu hafta çantayı alma hayalleri kurarken haftasonu aldığım birşeyin (yine alışveriş) parasını kart ile öderken kartımın limitinin dolduğunu öğrendim. Bir iki büyük alışverişin o kadar çok taksidi birikmiş ki! Allah'ın sopası yok işte, al sana çanta! Ne ise hayallerim başka bahara kaldı. E önümüzde sevgililer günü var, eşime çıtlatayım bi...

Benim kıyafetimi nasıl buldunuz? Valla heryere giyerim bunu, gelir işyerimde masama kurulurum kürklü kürklü, kokoş kokoş... Bir de sanal Gucci çanta armağan ediyorum kendime:-)

Bu arada Bocurukçuğum büyük bir acı yaşadı. Giysi, hediye onun için hiçbir anlam ifade etmez. Bilmiyorum arada bloglara uğruyor mu ama ona sabır diliyorum ve umarım artık tüm olumsuzluklar biter diyorum...

Mercan için de bir dedektif tutuyorum, nerelerdesin Mercan????

Devam, devam (4)

Devaaammmm... Arkadaşlar, bu arada sanal da olsa hediye seçmek ne zormuş. Sizleri yazılarınızdan ne kadar tanıyor olsam da stillerinizi, tarzınızı tam olarak bilemiyorum. Bu durmda herkes memnun olmuyordur artık kusura bakmayın, hediye kutularının içindeki değiştirme kartlarını kullanabilirsiniz...



26) YAĞMUR: Yavruşunla sana mutlu günler canım. Sen modanın merkezinde oturuyorsun, ne şans. Ama burada şunu da belirtiyim ki Türk tekstili ve dizaynları bir çok Avrupa ülkesinden daha başarılı, en basit mağaza bile trendleri takip ediyor. Üstelik aradığınız taktirde uygun fiyata çok iyi parçalara ulaşabiliyorsunuz. Ben bu konuda ülkemizden çok memnunum... Canım umarım çukulatayı seviyorsun, keza kıyafetin çukulata renginde...


27) GAMZECİK: Canım seni hiç unuturmuyum, valla 16 numero sendin aslında ama 17 ye atlamışım nasılsa... Sen pembiş seversin diye ve yaşın daha çok genç diye cıvıl cıvıl iki kıyafet yolluyorum. Pembe çorapları hiç bozma, çok şirinler... Aslında sana güzel bir gelinlik aradım ama insan en iyi gelinliği kendi seçecektir di mi?



28)Lighter N: Valla bunun senin tarzın olup olmayacağını çok düşündüm. Aslında kilo verince harika durur. Bir de sen dekorasyona filan çok ilgilisin, yeni, radikal kıyafetlere de yakın olabilirsin diye düşündüm. Ama emin değilim... Olmazsa değiştirme kartını kullan canım:-)





29) GÜN: Bu sıralar biraz hüzünlü arkadaşlarımıza iltimas geçiyorum ve iki hediye veriyorum. Günün aşk böceği nedense bana hep uğur böceklerini hatırlatıyordu, o nedenle o küpeleri de hediye ediyorum. Umarım 2007 senin için her sorunun çözüleceği bir yıl olur. Küpeler sana uğur getirsin...



30) NONİM: Kıyafet olunca sen aklıma geldin tabi, hoş giyiniyorsun cidden.Kürkten de hoşlanacağını düşündüm, kıyafet i de zayıf olduğun için rahat taşırsın...



31) HANİFE: Canım sen soğuk yerlerde yaşıyorsun, kafanı sıcak tutmalısın diye bu kıyafeti uygun buldum. Artık üstüne de bir kürk sen uydurursun...

Tuesday, December 26, 2006

Hediyelere devam (3)

Eveeetttt nerede ve kimde kalmıştık?


17) YAĞMUR DAMLASI: Bu kazağa ama daha çok atkıya bayıldım, ilere, renge ve en çok da kürküne bayıldım. Ayrıca sana bir adet Ankara kedisi, bir adet Van kedisi, iki adet de yavru Siyam ikizi yolluyorum canım...



18)ATEŞİN GÜNLÜĞÜ: Ateşin annesine ateş gibi iki kıyafet... Valla en çekisi seninki oldu. İnşallah eşin giymene izin verir:-)


19) EBRU: İkiz annesi olduğun için sana iki kıyafet birden! Bir de büyük bir hediyem var sana: İki çocuk+ iş+ diğer işlere yetişebilmen için kendinden bir kopya...



20) CEYDA: Ceydanın dükkanı için bir adet giriş kapısı çıngırağı! Ve ekteki hariketli, cıvıl cıvıl kıyafet...



21) EV PERİSİ: Canım sana ve gelecek minik periye mutluluklar yolluyorum. Bir iki ay sonra bu kıyafeti giyemeyeceksin ama daha hamile kıyafeti için de erken!



22)Gazel vakti: Umarım şu sıralar iyisindir, sıkıntıların geçmişte kalmıştır. Sana klasik ama oldukça şık, güçü kişiliğini vurgulayacak bir kıyafet yolluyorum.



23)PİNOMİNO: Kavuniçi renkli bir model aradım ama bulamadım. Kızıl olur mu? Bu kıyafeti de sana yakıştırdım nedense: Biraz çocuksu, biraz neşeli, sakin ama yenilikçi...



24) BURCU MC: Mutfak camın çok boş kalmış gördüğüm için cam önün için minik saksılar, küçük biblolar filan yolluyorum sana. Kıyafeti ilk iş günün için aldım. Mor karşındakiniikna etmede faydalı bir renkmiş mavi ile beraber...



25) KENDİNİ KANDIRMA: Asla kendini ve bizi kandırmayan arkadaşımıza yaşına uygun neşeli ve sıcak renklerde bir kıyafet ve kendi ve bizim kiloları takip edeceği bir çetere yolluyorum. Canım umarım sen de çok güzel bir yıl geçirirsin...


Devamı gelecekkkk....

hediyelere devam (2)

Sizi unuttum sanmadınız dimi?


9)CCC: Bir başka genç arkadaşıma da benzer espride bir elbise yolluyorum... Yalnız tacı mutlaka takmanı öneriyorum yoksa kombinasyon bozulur...



10) SEVİLAY: Canım bu kıyafeti ancak senin zayıf bedenin taşır. İncecik olmak gerekir bu silueti devam ettirebilmek için. Sana bir de ailecek gidiş dönüş memleket için uçak bileti yolluyorum. Bir güzel hasret gider diye...



11)GÜL-DAMAK TADI: Gülcüğüm kaçtın yine??? Sana gül konseptli ve rengine bayıldığım bir kıyafet seçtim. Lütfen makyajını da modeldeki gibi Smokey olarak yaptır, yılbaşında çok mutlu olmanı istiyorum. 2007 inan senin için çok güzel olaca. Bir başka hediyem de bir demet pembe gül:-)



12) AYÇİÇEĞİ: Ayçiçeği yeni bir arkadaş ama kısa sürede tanına simalardan oldu.... bu retro ceket ancak XS birine yakışır diye düşündüm ve ona hediye ediyorum. Benzerine mangoda rastladım ve evet doğru tahm,in ettiniz, XS idi... Ayrıca yılbaşı akşamı çıtlatmanız için bir koca paket ayçiçeği yolluyorum size...



13)Age 35: 35 yaşında bir kadına çok gidecek bir kıyafet gibi geldi (bu arada ben de 35'im) Çok zarif ve trendi buldum ama saçını aynen öyle yaptırmanı istiyorum. Çok uyumlu olmuş. Bir başka hediyemse Yaş Otuzbeş şiirinin bulunduğu bir tablo olsun...



14) ANNELOG: Ne yalan söyleyeyim en zarif bulduğum kıyafetlerden bir oldu bu...Hem de çok sade ve kürksüz olduğu halde beğendim... İdeal anne için ideal kıyafet...



15)Salıncaktaki iki kişiden biri Banu: Banucuğum bu sıralar hasta, öncelikle onun için sağlık ve 2007 de çok güzel günler diliyorum. İnşallah herşey çok güzel olur. Sana yepyeni bir iki kişilik salıncak ve üstte gördüğün kıyafeti armağan ediyorum. Sen de az kokoş, az trebndi değilsin, umarım beğenirsin.

Monday, December 25, 2006

Sizler için hediyelerim var (1)

Yılbaşında sevdiklerime hediye alırım da sizi unutur muyum? Üşenmedim Fransa'ya gittim, ünlü modacılara sizler için sipariş verdim. Güzel kıyafetlerin yanında başka hediyelerim de var:


1) KUĞU: Kuğucuğum, uçamayan ama bunu kabullenemeyen arkadaşım, sana uçmanı sağlayacak bir kanat alamam ama uçman için bir adet gidiş ve dönüş (mutlaka dön) Kanarya adalarına uçak bileti hediyem olsun. Kıyafetin ise sana daha önce ısmardadığım şu ünnnllüüü altın rengi çizmeye uygun canım. Gucci hemi de... Biraz kısa ama idare ediver, olmazsa biraz uzatırız, zaten boy uzun maşallah! Yılbaşı akşamı hayallerinin prensi ile karşılaşacaksın gibi bir his var içimde, valla benim içime doğan başıma gelir ona göre...




2) ASORTİK KREP: Krepçiğim, Asortiğim, bu elbiseyi gördüm, Asortik için yapılmış dedim, neden bilemiyorum ama güçlü karakterini daha da öne çıkaracaktır gibi geldi. Sen koç burcu değil miydin? Kırmızıyı seversin o halde. Bir de bahçen için bir sürü bitki fidanı, kaktüsler, yine bahçen için bir adet yer cücesi heykeli yolluyorum sana...




3)BUTTERFLY: Kelebekçiğim, sürekli zayıflamaya çalışan arkadaşım, canım eminim yılbaşı sonrası hızla zayıflayacağız. Senin boy da uzun, bu kıyafet süper olacak sana... Ayrıca başka bir hediyem, eşinle sana süper bir akşam yemeği, başbaşa, nefis ama kalorisi az yemekler ile donatılmış bir sofra... Mumlar, şaraplar:-)




4)NİMET: Nimete bir adet kırmızı oje (anlarsın sen onu:-)) ve harika bir Valentino kıyafet. Seni bu kıyafetle o resmini yayınladığın iş masanın başında görmek istiyorum canım:-) Valla bayıldım, çok kokoş, çok trendi... Saçların sarı kalsa daha süper olacağdı amma!



5) YAZ: Yaza bir adet battal boy güneş kremi ve Ona bu sarı kıyafet... Sana en çok gidecek kıyafet olarak gördüm, tiril tiril, yazlık, bronz tenini ön plana çıkaracak. Yalnız yeni yıl gecesi giyeyim deme, mazallah donarsın, grip olursun...



6) SU GİBİ: Geçenlerde sayfanı çok kırmızı gördüm? Sonra değiştirdin ama kırmızı aklında kaldı biliyorum. O nedenle sana bu kırmızı ceketli kıyafeti hediye ediyorum...


7) NİLAY: Kilo vermeye çalışan bloggerlara umut verdiği ve örnek olduğu için onursal ödül veriyorum sana canım. Bu kıyafeti rahatça taşıyacak kadar zayıfsın ne güzel...


8) DERIELLA: Genç arkadaşıma kendi gibi cici, bir o kadar da kokoş bir kıyafet. Tanrım ben cidden bayıldım, zati benim bayılmam için kürkü yeterli:-)

Devamı var... Resimleri bu kadar aldı, bu nedenle bir diğer postumu akşam üzere yayınlayacağım.

Yılbaşı hoşlukları (2)





Yaşgünümde canım eşim bana yılbaşı lambaları almıştı diye yazmıştım size. İşte onlar... Noel babanın noel annesini de almak istemiş ama kalmadığı için alamamış, sipariş etmiş ama hala yok:-) Çok hoşuma gitti bu çam ağacı ve Noel baba. Yılbaşı bitince Çam ağacını oğlumun başucuna koyacak-mışız. Emir büyü yerden, oğluştan... Noel babayı da kendi başucuma koyarım artık... Lambaların bulunduğufiskos masasındaki noel baba mumları da her yıl çıkar, sonra dolaba kaldırılır. Kullanmaya kıyamıyorum.


Geçen yıl ağacın altına bir sürü hediye kutusu dizmiştim. Bu kutularda aslında hediye filan yoktu, boştu. Bu konuda oğlumu ikna edememiştik, son ana kadar tüm bu kutuların onun için hediyeler olduğu umudunu beslemişti yazık:-) Ve gün bitiminde paketler parçalanmıştı. Açıkçası bu sene bu işi yapmaya hem üşendim hem de boş kutu bulamadım. Ama ne yalan söyleyeyim üşendim, üşendim... Ama siz üşenmezseniz yapın derim, yeşil kırmızı paketler, altın yaldızlı kurdelalar hoş oluyor...


Mutfakta cam önünde aslında hiç kullanmadığım bir masa var(mutfakta başka bir masa var, onu kullanmayı tercih ediyoruz, cam önü çok göz önünde oluyor...) Bu masaya bonzailerimi koydum ışıktan bir yararlanıyorlar sormayın gitsin, çok yaradı bitkilere. Neyse komşulardan görüp kıskandım ve oraya birçam ağacı koydum ya, o masayı da ikiye katlayıp girişe koydum. Eskiden Sümerbanktan çok ucuza aldığım bir bordo masa örtüsüne dantel işleyip dikmiş ve bir müddet kullanmıştım. Onu masaya örterek bir Yılbaşı köşesi oluşturdum girişte... Buraya da Yılbaşını anımsatan objeler koydum.

Veee, giriş kapıma da eşimin kardeşinin geçen yıl hediye ettiği Noel süsünü astım. Kapıda asılı süpürge ise sürekli duruyor, kötülükleri süpürmek atmak için. Bir de fotografta minicik görülüyor, nazar boncuğu stickeri almıştım geçen sene. Düğün resimlerimizin olduğu albümdeki her sayfanın kenarına bolca yapıştırmıştım (Ama ne yapayım çok güzel çıkmıştık o resimlerde ve hep aklımdaydı bu nazar boncuğu işi) Bir tane kalmıştı, onu da kapıya astım ama ilk işim büyük bir nazar boncuklu sticker almak...

İşteee böyleeee... Yarın sabahtan bir post yazacağım. Hepinize hediyelerim var, kaçırmayın:-) Bir postta bitmeyecek gibi o nedenle iki gün sürer bu hediye postlarım...

Sunday, December 24, 2006

Yılbaşı çamları, Amerikalı dostlarımız, süsler, ışıklar, küçük mutluluklar...







Daha önce de belirtmiştim, Aralık ayını çok severim. Oğlumun ve benim doğumgünümüz de dahil yılın son ayını neşeli ve huzurlu günler geçirmemi sağlayacak bir sürü nedenim vardır.Ailemin de hoşuna gitmesi ve küçük de olsa keyif almalarını sağlamak için yeni yıl ağacı süslemeyi çok severim. Genelde 10 Aralık gibi ağacı süsler ve ışıklandırırım ki yaşgünümde de cıvıl cıvıl bir atmosfer olsun evde.

Ben çocukken anne ve babamın Amerikalı arkadaşları vardı. Bunlar bir dönem Türkiye'de yaşamış ve anne- babamın arkadaşları olmuş barış gönüllüleriydi... Eve dönüp aile kurduklarında da irtibatımız kopmamış, arada Türkiye'ye geldiklerinde beraber keyifli zaman geçirebildiğimiz aileler olmuşlardı. Hatta bir tanesi Avustralyaya gitmiş, evlenmiş, bir sürü evlat edinmiş ve en küçük çocukları ile yıllar sonra bizi ziyaret etmişti.

Bu barış gönüllüsü Amerikalılar'dan en sevdiklerim benden bir yaş büyük bir erkek çocuğu (Eric) ve bir yaş küçük kız çocukları (Rachel) olan aileydi.(Bazen çocuklarla erik ve reçel diye dalga geçerdik ağabeyimle tabi:-) Ben küçükken kadın bir sürü süslü, cici elbiseler diker ve ta oralardan yollardı. Bir keresinde Türkiye'ye geldiklerinde anneme çok güzel kokan renkli toplar getirmişlerdi. Bunların ne olduğunu ancak paketi okuduğumuzda anlamıştık: Banyo köpükleri idi bunlar:-) Türkiye'de o dönemde ne arasındı? Annemler de onlara duvarlarına asmaları için bakır tepsiler, kendi elleri ile işlediği yastıklar, kilimcikler yollardı. Bu aile sanırım tüm Amerikalı aileler gibi fotograf çektirmeye bayılır ve bunları bize düzenli bir biçimde hoş mektuplar ve kartlar eşiliğinde yollarlardı. Fotograflardan gördüğümüz kadarı ile evleri bir Türk evi gibiydi, annemin işlediği yastıklar, buradan kendi aldıkları halılar, Türk motifli eşyalar vs... Tabi gelen fotograflara karşılık karşılığında biz de onlara naçizane resimlerimizi yollardık arada bir.

Şimdi bu durup dururken ne alaka da anlatıyorsun diyorsunuz gibi geldi. Şöyle ki: Bu aileden gelen belki onlarca yılbaşı resmi hep aynı tema üzerine kuruludur: İşli, eskiyi çağrıştıran, uzn ve şık kıyafetler içinde anne Ann, yanında daha sade baba, sarışın, şişko, kıpkırmızı yanaklı çocuklar yılbaşı ağacının altında (yıllar sonra 17'li yaşlarda Türkiyeye geldiklerinde Rachel incecik, çocuk hala şişkocuktu). Yanlarda hediye paketleri ışıl ışıl. Bu fotograf kareleri beni çok etkilerdi ve o çam ağacından hep isterdim, hep isterdim. Ama nafile, o yıllarda çam ağacı mı vardı da biz süslemedik???

Belki de bu çocukluk imrentim nedeni ile 2000 yılı yılbaşısından beri (1992 de annemin büyük yapraklı bitkisini süslemem ayrı bir olay tabi) çam süslerim. Amerikalı dostlarımızın ihtişam ve süsüne benzer bir ağaç elde ettim mi bilmiyorum ama bize yeterli neşeyi sağlıyor. Evdekileri zorlayıp aynı ağaç altı fotograflarını hala çektiririm, hatta yaşgünü resimlerim de bu konsepttedir:-)

Neyse evimden bazı fotolar, bence siz de deneyin, Noel bizim bayramımız değil, dini hiçbir anlamı yok tabi bu süslerin, sadece yılbaşını, yeni bir yılı, yepyeni bir hayatı heyecanla beklemeyi anımsatıyor, oğlumun da hoşuna gidiyor. Maksat hoş bir atmosfer olsun...

Not: Bu sene görmemişler gibiyim. Annemin evine de zorla çam dikerdim, bu sene dağınıklık yapyıyor diye!!!!!! annem istemeyince onu da aldım. Bu evde ilk yılbaşımız, bir iki aile mutfağa kurmuş ki mutfak penceresi yerden tavana boydan boya cam olduğu için şık duruyor. Oraya da bir tane süsledim. Tam görmemişlik biliyorum ama ne yapayım hoş durdu:-)

Yarın da evdeki diğer yılbaşı süslemelerini göstereceğim. Bu günlük çamlar yeter...

Thursday, December 21, 2006

This is a wedding dress for a dog!




Yaz ikinci tercihinde bildi:-) Bu bir gelinliktir. Köpeğim Şuşu'nun gelinliği:-) Şaka şaka, köpeğime gelinlik giydirecek kadar şuursuz değilim çok şükür. Hem bir köpeğim de yok. Bu İngiltere'de köpekler için satılan bir gelinlik...Sadece 65 Sterline köpeğinizin olabilir. İlgililere duyurulur...

Çok komiğime gitti çünkü ilk başta ben de bir küçük kızlar için düğün kıyafeti olabileceğini düşünmüştüm çoğunuz gibi. Sonra görünce oha çüş dedim.

Dün sizi çok merakta bıraktığımı biliyorum:-P Ama dün şirkette çılgın bir gündü. Yani hep çılgın da dün kendimizi aştık. Yüzlerce pafta kontrolü yaptım, beynim döndü. O nedenle blogla pek ilgilenemedim. Akşam eve gidnce stresimizi atmak için uzun süredir yapamadığımız şarap gecesi düzenledik eşimle. Gelirken harika bir isli peynir, Hellim peyniri ve zeytinyağlı dolma aldık ki çok başarılı yapar aldığımız yer... Ve harika taptaze çavdar ekmeği. Bir de ben tabağa zeytinyağı koyar, ortasına bir tatlı kaşığı zeytin ezmesi atarım. Kenarlara kekik ve kırmızı biber. Ekmeği buna banmak harika oluyor.

Rejim ne oluyor diyeceksiniz... Valla çok az az yedim ve gün içinde zaten neredeyse hiç birşey yememiştim. İki kadeh şarap 200 kalori ne yazık ki. Ama stres üzerine iyi geldi. Ön bir yılbaşı kutlaması oldu çam ağacı karşısında. Peyniri de ölçülü yedim. Yaprak dolmasını çok yedim. Oh yedim işte!!!

Şimdi evdeyim, birazdan işe gideceğim. Kendinize haftasonunda iyi bakın. Eşinizi ve kendinizi biraz şımartın. Özel bir ev yemeği yapın veya bizimki gibi şaraplı mumlu sade bir gece düzenleyin. Şarap gerekli değil tabi, maksat beraber güzel bir sofra paylaşmak, konuşmak. Evliliklerde en tehlikelisi konuşmamak, konuşacak birşeyin kalmaması, aman dikkat!

Bu arada dün televizyon kanallarını zaplarken bir programda, bir adam bir Rus atasözü söyledi, çok komiğime gitti, paylaşmak istiyorum: "Kadının çirkini yoktur, votkanın azı vardır" Bunu bir erkeğin söylediği ne kadar belli değil mi arkadaşlar?

Öptüm ve kaçtım...

Wednesday, December 20, 2006

What Is This?




Bilin bakalım bu nedir? Ve bu kime ait? Hadi bulun... Cevabı bu akşam veya yarın sabah buraya yazacağım:-)

Not: Bu kadar kısa bir post yazdığıma inanamıyorum. Kuğucuğum sen inanıyor musun?

Renkler, The geveze:-)

Tuesday, December 19, 2006

Rejim ve sağlıklı yaşam...

İtiraf etmeliyim ki diyetim başladığı hızla devam etmiyor ve ben o zamanki gibi aynı kararlılıkta değilim! Araya oğlumun benim doğumgünlerimiz, eşimin ve benim birer şirket yemeği ve başka özel yemekler girmesi bir bahane olarak görülebilir mi bilemiyorum.

Her pazartesi rejime başlamak, cuma günü kaşınmak ve haftasonu yemek için bir bahane olamaz aslında... Dün sabah yeni aldığım yeşil ceketi giyeyim dedim, hatırlarsanız o gün 38 beden pantolon ve 40 beden ceketin içine girmeyi başarmış ve toplamda 4,5 kilo verdiğimi öğrenmiş, bi sevindirik olmuş, şımarmıştım. Dün sabah ise ceketimi giyip önünü kapadım ve çok dar gibi geldi, sanki kasıyordu ve bunu hiç mi hiç sevmem! Bir de düğme kopmasın mı! Zati şu düğmeleri nasıl dikiyorlar! Ben önceden sağlamlaştırırım genelde. Bu arada bu konu ile ilgili bir şikayetimi anlatayım. İpek Yol'dan çok şık bir etek ceket takım almıştım. Bunun alengirli bir düğmesi vardı. İki düğme arasına zincir koymuşlar, yani klasik anlamda bir düğme sabit, diğer taraftaki delikten geçiyor değil. İki delik var ve birbirine zincirle bağlı iki düğme onlardan geçiyor. İlk giyişimde o akşam yemeğe gidiyoruz yine, sabah bir baktım zinciri düğmeye yapıştırmışlar, düğme koptu. Japon yapıştırıcısı alıp yapıştırdım, harika oldu. Akşam çat diğeri de aynı duruma düştü. Onu evde sonradan yapıştırdım (tüm akşam düğmesiz gezdim)ama işe giydim geçende bu sefer benim yapıştırdığım yerler sağlam, zincir koptu. Oha yani! Oha, çüş. Bir de ciddi pahalı bir takımdı, çok düşündüm değer mi diye ve eşimin ısrarı ile aldım. Şimdi çok pişmanım.

Konu dağıldı toplayayım: Yeşil ceketin düğmesi iyi dikilmemiş olabilirdi. Ama bu benim şişko olduğum gerçeğini ortadan kaldırmıyordu. Dar kotumun üstüne giydiğim halde yandan bakınca şişkoluğumu daha da belirginleştiriyordu. Offff...Hoş değildi ve çıkartıp başka birşeyler giydim.

Tamam aslında bu olay beni hırslandırdı. Cuma günü annemle oğlumun odasında telefonla konuşurken gözüm dolabının aynasındaki aksime rastladı. Bel diye birşey yok, şişkoyum, şişko!!!

Araya hastalık da girince spor yattı, bu hafta da çok iyi değilim, gitmeyeceğiz. Yalnız akşam ve sabahları ağırlık çalışıyorum hareket namına! Kilomu da hiç ölçmüyorum, Allah'a havale ettim kendimi...

Ama rejim fena gitmiyor iki gündür. Bu sabah taze sıkılmış portakal suyu içtim kahvaltı niyetine, öğlen peynirli, mısırlı (azıcık mısır), domatesli atom salata hazırlayacağım. Akşam Galeria'ya gideceğiz alışverişe, malum hediyelerin alınması gerek. Aslında hediye işini bitirdik sayılır, tüm aile fertlerine çeşitli parfümler aldık, yalnız çocuklar ve yeğenimiz kaldı...

Sonuç olarak, ne giysem yakışsın istiyorum, çeşit çeşit kıyafet almak istiyorum, aynadaki aksimi sevmek istiyorum yeniden... Umarım olur. Olacakkkk! Ya olacak, ya olacak...

Neyse, geleceğe umutla bakalım... Rejim yapan ve/ veya sebze seven arkadaşlar için "sağlık yemeği" adını taktığım kabaklı bir yemeği vermek istiyorum. Hem de kabak ye etkinliği- ki bitmiş olabilir- için basit ama hafif bir yemek tarifi olur...

KABAKLI SAĞLIK YEMEĞİ:







- 2 kabak rende,
- 2 havuç rende,
- bol maydonoz,
- bol dereotu,
- Taze soğan (istenirse konmayabilir)
- bir kaşık zeytinyağı,
- kepekli un - rejimde değilseni beyaz un... (çok cıvık olmamalı, ona göre ayarlayın derim)
- Bbir yumurta
- bir paket kabartma tozu,
- kırmızı biber (yiyin bolca, metabolizmayı hızlandırıyormuş),
- karabiber, tuz,
- yağsız beyaz peynir (rejimde olmasanız da yağlı peynir koymayın hoş olmuyor)
- Üstü için az miktarda diyet kaşar peyniri

Aşırı cıvık olmayacak şekilde malzeme karışımı elde edin (ne biçim cümle bu!) 180 derecede pişirin, pişmeye yakın kaşarı koyun.

Mutlaka yoğurt ile yerin derim ben ki sağlığınıza sağlık katın. Hele süzme yoğurtla bayılıyorum. Ben haftada üç öğün yiyorum bu yemeği. Yanında hiç birşey yemiyorum, hafif bir öğün oluyor. Yerken abartmayın tabi. Bir orta boy dilim bir öğünde yeterli...

Bu arada sabah sabah içimi sızlatan bir haber dinledim Mesut Yar'ın programında: Engelliler ile ilgili bir panel düzenlenmiş, bir engelli bayan da konuşma yapacakmış ama konuşma yapılacak platforma çıkışta bir rampa yapılmadığı için kadıncağızın engelli arabası iki kişi tarafından taşınarak merdivenlerden çıkartılmış. Bir rampa yapmak oraya zor birşey değil. Demonte de yapılmasın, orası için kalıcı bir rampa yapılsın, halı ile kaplansın, ne bileyim, vesile olurdu hem... Böyle bir günde bile bu atlanıyorsa! Engellilerin kendi işlerini kendileri yapmaları çok önemli. Çünkü hele ki orada herkesin içinde taşınmak hoş bir psikoloji olmasa gerek. Başkalarına muhtaç olmadan yaşamak istiyor onlar... Allah korusun hepimizi, engellilere de daha düzgün yaşam alanları sağlanır inşallah...