Oyuncak dostlarımız...
Artık bitmek bilmeyen hastalık muhabetinden sıkıldım, sizi de sıktım. Bugün diyetten de bahsetmek istemiyorum, iyi gidiyor diyebilirim. Bugün sevimli birşeylerden konuşalım kızlar. Nostalji yapmayalı uzun zaman oldu. Oysaki benim bloğum bir anlamda anı bloğu değil mi?
Çocukluğumuza dönelim: Çocukluğumuzun o sevimli, içten, saf ve güvenli günlerine. Çocukken en çok sevdiğiniz şey neydi? Alınmasını en çok istediğiniz şey? Sizin en yakın dostlarınızı oluşturan şeyler ne idi? Çoğumuz buna oyuncak cevabını vermez mi? Bugün oyuncaklarımızdan bahsedelim, hadi...
1) Yumuşak oyuncaklar: Benim ilk oyuncağım ayıcık Tombiş olmuştu. Bu basit, yumuşak ve cidden tombiş bir oyuncak ayı idi... Kahverengi, siyah gözlü, düğme burunlu bir yaratıktı Tombiş. İsmini kim koydu, neden koydu, kim aldı hatırlayamayacağım kadar da eski bir dosttu... Annem ona yelek filan örmüştü , ne komik:-) Geceleri beni yalnızlıktan kurtarırdı canım benim. Bir gün annem onu yıkamış ve akşama da kurumamış. Ben de bütün gece ağlamış ve "Tombişim, bizi ayırdılar Tombişim" diye duygu sömürüsü yapmışım. Annem de bıkıp Allahından bulsun diyerek yanıma ıslak ıslak vermiş. Ben de iç geçire geçire uyumuşum. Sonra yanımdan alıp başka bir yumuşak dostumu, sosis köpeğimi yanıma koymuş kandırmak için. Onu da severdim gerçi, ama Tombiş kadar değil. Bir eşek, bir paylalço, bir süslü giyimli zenci kız (adını Esmeray ve esmeralda koymuştum) diğer hatırladıklarımdan bazıları...
2) Tahta oyuncaklarım vardı, çok küçüktüm. Hani tahtadan üçgenler (kapı alınlıkları), sütunlar, köprüler filan... Onlarla şehir yapardım. Ne tatlı anlardı onlar... Mimarlık heveslerim acaba ilk onlar ile mi başladı?
3) Biraz daha büyüyünce legolar en büyük aşkım olmuştu. Annemin çok zengin bir velisi vardı. Bir gün bir gittim ki koskocaman bir kutu içinde lego ev seti! Ama ne ev. Babası yurtdışından getirmiş... Hani aynen çiçekler var, çitler, kiremitler, kapılar, pencereler, insanlar, çimenler. Koskoca bir ev yapabiliyorsun. Ne bayılmıştım. Annemin öğrencisi benden büyük ve anlayışlı, iyi bir ablaydı da uzun süre benle oynamıştı. O sete öyle aşık olmuştum ki! Ama tabi o zamanlar Türkiye'de öyle oyuncak nerede! Ama annem Türkiyede olanları alırdı bana ki bunlar sadece lego elemanları olurdu, yani konseptli değillerdi. Ben de kendi kafamda projeler uydurup onları yapardım. Belki öylesi daha güzel, daha yararlıydı. O zamanlar şöyle düşünürdüm, ileride çocuğuma bu ev setini alacağım. Ama oğluş doğdu, böyle bir lego seti bulamadım. Hep canavarlar, füzeler, silahlar. Legolar bence hiç hoş değil. Yine de ona çok lego aldım Almanyadan, Türkiyeden... Ben de oynadım:-) Legolar benim mimar olmamda mutlaka etk,ili olmuştur veya yeteneğimi ortaya koyup aileme bir ipucu vermiştir...
4) Kız çocuklarına bebekler: Annem yurtdışına giden birarkadaşına özel bir bebek sipariş etmişti. Ve Cici Mavişimle böyle tanıştık. Orjinal adı cici bello idi, yani o bir erkek bebekti. Masmavi bebek tulumu, patikleri, başlığı ve emziği vardı ki hani o emzik çıkınca ağlayanlardan. sarışın mavi gözlü bir erkek bebek. Ama ben onu hep kız bebek olarak gördüm nedense... Annemin sakladığı bana ait tek oyuncak O oldu...
5) Uzun saçlı Londralı kız: Kahverengi, upuzun, lüle lüle saçları vardı. Annemin zengin bir velisi İngiltereden getirmişti bana. Saçlarını toplayan şık bir filesi vardı ama beni onu kısa sürede çıkartıp saçları ile oynamaya, saçlarını yapmaya başladım. Topuzlar, örgüler, fırça ile sözde fönler... Annem kızıyordu, ona kalsa sonsuza kadar filesi ilee, lüleleri bozulmadan dururdu. O dönemde kuaförlüğe çok yetenekli olduğumu düşünmeye başladım ki nedense annemi bu korkuttu. Ah anne ah, bıraksaydın ne kuaför olurdum, ne para kazanırdım. Buralarda sürünürmüydüm (şaka şaka, ama insanın sevdiği, kendi işinin olması güzel olurdu)
6) Koltuk takımlarım, ütüm, süpürgem, tabaklar, fincanlar, tencereler: Hepsi miniminnacık ama gerçeklerinin aynısı eşyalardı. Evcilik oyunları için ideallerdi. Kız arkadaşlarımla komşuculuk oynardık ama o harika mobilya takımının (sehpası, halısı bile vardı) paylaşılması tartışmalara neden olurdu... Çok güzel bir telefonum vardı, hani şu ilkokuldan Üsküdara giderken oyunundaki partnerimin kardeşi Can kırmıştı, çok ağlamıiştım. O da büyüyünce mühendis olucam, onu tamir edicem demişti! Söyle Can, hani nerede telefonum? Ha nerede?
7) Puzzlelar: Bayılırdım ne diyeyim. Arkadaşlar ile yarış yapardık en çabuk kim yapacak diye. Oğluşa da bol bol puzzle alırdım. 2 yaşında altsız puzzleları rengine göre ayırıp tak tak yaparak ağabeyimi şoka uğratmış bir çocuktur kendisi:-) Ağabeyim ile Unicefin altsız, koca puzzlelerini yapar, çerçeveleyip asardık. Hey gidi günler...
8) Barbie: Benim çocukluğuma yetişmedi ama 9 yaş küçük kuzenimi oyalamak için !!!!!! 19 yaşıma kadar ciddi ciddi Brbie oynadım. 15 yaşında kazık kadar çocukken barbiesinin o güzelim saçlarını kısacık, punk modelinde kesip boyamıştım. Dayımın hanımından ciddi azar işitmiştik:-P
9) Tüm yap tak, yap, boz oyuncaklar: Hani parça parça olurlar, birleştirip bir sürü şey yaparsınız. O tip şeyler çok ilgimi öekerdi. Sanırım hayatl gücü geniş bir çocuktum. Havaalanları yapardım mesela, hani pisti ile, uçağı ile, hatta pilot, hostes yapardım, banklar, oturan bastonlu yaşlılar filan (baston olarak bilmem bilirmisiniz, şemsiye çukulatanın çubuklarını kullanırdım.)
Şimdiki oyuncaklara bakıyorum, şahane... Çeşit çeşit, ne ararsan var. Hele kız çocukları için... Kızım olsun neler alacağım, ne oynayacağım. Görün siz:-) Ama ne bileyim o bizim dönemlerde yokluktan varettiğimiz oyunlar, oyuncaklar daha mı güzeldi... Çok özledim çok...
Sizin unutamadığınız, favori oyuncaklarınız neydi? Hadi anlatın bakalım:-)





