Hayal kurmak ve yazmak üzerine...
Dün gece değil, ama ondan önceki iki gece tam saat 4.30 da zınk diye gözlerimi açtım. Kurulmuş bir saat gibi aynı saatte... Hani arada uyanırsınız, saate bakarsınız, lavaboya gidersiniz ama çok uykulusunuzdur hemen uyursunuz huzurla. Ama bu öyle değildi. Uyanıyor ve sanki tamamen uykumu almış gibi kalkıyordum. Bu çok sevimsiz birşey. Çünkü sıkıntılarım, dertlerim aklıma geliyor ve sonrasında uyumak kolay olmuyor
Eskiden uyurken veya gece uyandığımda güzel şeyler hayal ederek uyurdum. Hayal kurmayı çok severdim. Sadece uyurken değil, bir yere yolculuk yaparken, takside, güneşlenirken... Oysa son bir iki senedir hayal kurma yetimi kaybettim. Çok zorlasam da güzel şeyler hissettirecek hayaller kuramıyorum.
O gecenin bir yarısı uyandığım gecelerde kendimi güzel şeyler düşünmeye zorladım ama olmadı. Ben de ne yaptım, ertesi gün bloğuma neler yazayım veya ileride blog ile ilgili neler yaparım onu düşündüm. İşe yaradı:-) Beş buçuğa doğru tekrar daldım huzula. Blog bayağı içime işlemiş durumda. Yazmayı seviyorum, okumayı seviyorum. İnsanların hayatlarını, anılarını, düşüncelerini öğrenmeyi seviyorum. Belki de biri bizi gözetliyor evine olan genel ilginin nedeni de bu tip birşeydir. Gerçek hayatlar ilgimi çekiyor. İyi insanların hala olduğunu, arkadaşlıkların sanal da olsa güzel olabileceğiniz biliyorum. İnsanların da benzer veya bambaşka dertleri olduğunu ve yalnız olmadığımı anlıyorum. Başkalarına minicik bir yardım etme adına dertlerine azıcık da olsa ortak olabiliyorum zaman zaman... Biryerlerde yaşayan görmediğim ama tanıdığım insanlara sanal hediye verebiliyorum ve sanal hediye alabiliyorum.
Blogger olmak güzel birşey. Yazmak da öyle... Aslında bir roman yazmak isterdim. Kafamda çok kurarım. Bir iki roman fikrim var. Tabi romanı sırf kendim için yazacağım, öyle edebi bir eser filan olamaz. Belki ona bir blog açarım kimbilir... Roman bloğu... Yazmayı çok seviyorum çünkü...
