Dün OKS anneleri dizisini izledim. Oğluş da izledi. Aman Allahım ne idi o! Kızlar valla ben o kadar sapıtmadım (henüz:-P) Tamam, ben de oğluşu sınavlarda bekliyorum, veliler arasında sınav dialogları geçiyor ama o şekilde bir sapıtmışlık, kendini bilmezlik yok. Evet bazı anneler sizin çocuklarınızı da yakın tyakibe alıyor. İsim öğrenip listeden sizin çocuğunuzun notuna bakmalar filan... Ama ben böyle yapmıyorum. İstiyorum ki her çocuk başarılı olsun, üzülmesin, güzel okullar kazansın. Bu mümkün değil tabi ama en azından hakeden kazansın. Evet bazı veliler sizin başarınızı kıskanıp başarısızlığınızdan mutlu olabiliyor. EQ sü yüksek biri olarak bunları farketmiyor değilim ama henüz o dizi standardına çıkmış değiliz...
Dizide iki yere güldüm. Biri çocuğun anneannesi gelip günlerdir ders ve sınav nedeni ile yemek yapılmamış eve yemek yapıyor. Anne ne gerek vardı yapması bir saat, yemesi bir saat diyor. Çocuk yemek de yemesin yani! Bir de baba yatakta anneye sarılıyor, anne, dur, sınavdan sonra diyor. Çüşşş artık. O damı ona endekslendi afedersiniz ama...
İşin ilginç tarafı şuydu. Bunu oğluş ile izledik, kah kendimizi gördük, kah dalga geçtik. Sonra oğluş kalktı, canım test çözmeyi çekti dedi ve bi test yaptı. Çok sevindim ve "şaşırdım!" Test çözen çocukları görüp canı çeken tek çocuk benimki herhalde...
Fen sınavına Allah'a şükür kendi çalışmış, ben gelince sorular sordum, iyiydi maşallah. Biz de kısa kestik çalışmayı. Bakl dedim, sen iyi çalışınca akşam dizi izlemeye zaman bulabiliyoruz, test bile çözdün! zaten test ile çok dersi yok Allahtan, anlatım dersi çalışmayı sevmiyor. Tüm sorunumuz bu.
Bir de diziyi izleyip "aaaa, ne korkunç, ne diye dershaneye yolluyorlar, ne diye bu kadar önem veriyorlar" diye ayıplayan arkadaşlara şunu söylemek istiyorum: "Bekara kadın (afedersiniz ayıbını yazmayayım) boşatmak kolaydır. Daha iyi deyimler de bulunabilir... Hatta bundan test sorusu bile yapılır. Aşağıdakilerden hangisi konuya uygun düşen deyimdir diye. Diyeceğim şu ki: Hiç birşey uzaktan görüldüğü gibi değil. Bir gün başınıza gelirse görürsünüz... Ay ne ayıp, ben bunu yapmam dediğiniz şeyleri paşa paşa yaparsınız. Belki abartılı değil ama o sürece girersiniz. Bazıları benim ders çalıştırmamı iyi niyetle de olsa eleştiriyor. Ben de taraftar değilim. Ama anlatım derslerini sevmeyen ve bunu çalışmayı reddeden bir çocuğunuz olunca başınıza şapka geçirip oturuyorsunuz derse. Bazılarının çocuğu matematikten çakmıyor olabilir. Otur çalış demek olmuyor ne yazık ki... Çocuğunuz dersini kendi çalışıyorsa, düzenli çalışıyorsa, çok da sınav stresi yoksa size ne mutlu, ama bunu yaşayamayan çocuklar olduğunu unutmayın. Yaşamayan anlamaz. Ben de anlamıyordum inanın. Geçen seneye kadar hiçbirşeyin farkında bile değildim çünkü oğluşun çalışması yeterliydi. Şimdi ise herşey çok farklı, dersler daha ağır... Konular kapkarışık (dershane, okul, basket antremanları birbirine girmiş durumda)
Neyse, sonuç olarak Allah'a şükür test çözme işini, püf noktalarını, nasıl dğru yoldan çözeceğini öğrendi. İlk ay hep beraber test çözdük... Şimdi benim verdiğim ve dershaneden aldığı pratikle gidiyor. Ders çalışma işini de çözeceğiz inşallah...
Bir de Elçinin eli bendeymiş. Bakalım bu elle ne yapacağız?
* BLOG YAZMAYA İLK DEFA NASIL BALADIN? Önce çoğunuz gibi okumaya başladım. İlk başta bir yemek tarifi ararken Tarçının Mutfağına ulaştım. Oradan oraya derken blog dünyasını tanıdım. İtiraf ediyorum ki o zaman okuduğum bloglar şimdi tarihe karıştılar, onlar bana hiç yazmadı blogger olduktan sonra, daha kemikleşmişlerdi ve şimdi onları pek okumuyorum.
Geçen sene Eylül ayında bi cesaret açtım. Birlieri okur mu diye düşünmedim... Kendim için açtım.
* BLOG YAZILARININ KONUSUNUN BELLİ BİR ÇİZGİDE OLMASI İÇİN ÇABA GÖSTERİYORMUSUN?YOKSA İÇİNDEN GELDİĞİ GİBİ Mİ YAZIYORSUN?
Hiç çaba harcamıyorum, içimden geldiği gibi yazıyorum. Bazı akşamlar bir konu buluyorum, ertesi gün tamamen farklı birşey yazabiliyorum...
* BLOG YAZMAK İÇİN GÜN İÇİNDE BAZI ŞEYLERDEN FERAGAT EDİYOR MUSUN?
Genelde hayır... Bu olayı görev gibi değil, hayatımın bir parçası olarak görüyorum çünkü. Dişimi yıkarken nasıl başka birşeyden feragat etmiyorsam yazarken de etmiyorum. Yoğunsam, hastaysam zaten yazmıyorum...
* BLOG YAZMAK SENİN İÇİN EĞLENCELİ BİR UĞRAŞKEN ŞİMDİ ARTAN BEKLEYİŞ YÜZÜNDEN ZORUNLU BİR HAL ALMAYA BAŞLAD MI?
Yoooo... Öyle olmaz da inşallah. Öyle arkadaşlara üzülüyorum ama kızmıyorum. Büyük konuşmamak lazım.
BLOG YAZMAYI DAHA NE KADAR SÜRDÜRECEKSİN ?
Allah izin verirse bi 50-60 yıl sürdürmek istiyorum... En uzun yazan blogger rekoru benim olacak! İşte o kadar!
Elimi Berfine, Muhabet Çiçeğine ve Figenciğime veriyorum. Kızlar elime iyi bakın, manikürünü filan ihmal etmeyin ha!