Tuesday, February 26, 2008

İşte öyle...

Hayat ağır aksak gidiyor işte... Geçmiş olsun dilekleriniz için sağolun arkadaşlar... Biraz daha iyiyim. Dişim pek iyi değil ama haftasonu diş hekimine gideceğim. Korkuyorum ama böyle de birşey yiyemiyorum.

Oğluş da azıtmış durumda. Benim otorite yokluğumdan istifade evde terör estiriyor... Bağırmalar, çağırmalar... Aaaaa! İlgi istiyor bebişim biliyorum. Ama anası kendine gelemiyor bir türlü. Dün odasına bağırdım, hadi oğlum biraz test çöz diye. O da şöyle bağırdı : Dur anne, bir adam daha öldüreyim!" Sanırsınız Testere V bizim evde çekiliyor. Tabi bilgisayar oyununda adam öldürmekten bahsediyor. Derhal oyuna el koydum, interneti kapattırmakla korkuttum ve test yaptırdım.

Evin reisi deseniz kendini uykuya vurdu! Dün sekizde uyudu! Onu da ihmal ediyorum:(


Annem de yardımcı olmaya çalışıyor. Kadın alacağım bu sıralar çünkü ev evlikten çıktı... Benim de ruh durumum evin dağınıklığı ile doğru orantıda kötüleşir bilirsiniz!

Allahım, biraz enerji ne olur. Allah sağlıktan uzaklaştırmasın!

Öpüyorum. Size uğrayamıyorum. Ne olur kusura bakmayın. Başımı zor tutuyorum:)

Monday, February 25, 2008

Son günlerde...

Bu sene bana cidden iyi gelmedi... Yılbaşından beri iyi değilim. Önce annemin eli kırıldı, sonra bunalıma girdim, tam iyiyim derken öksürük başladı, ardından da yüksek ateş! 15 gündür böyleyim aslında ama geçen haftaki halimi siz anlatmam mümkün değil. Allah düşmanıma vermesin!

Tabi Allah geçer dert versin. Fakat bu olanlar benim moralimi de çok bozuyor. Kaç aydır ne ev ile ne oğluşun dersleri ile ilgilenebiliyorum. Ev berbat durumda. Annem iki gün geldi, sağolsun yemek filan yaptı ama O da Perşembe çekti gitti yorgunum diye. iş başa düştü tabi. Ama bir kahvaltı hazırlamak bile bana ızdırap geldi. Eşim iyi niyetli de olsa benim gibi yapamıyor tabi... Tabakları mutfağa götürüyor, orada kalıyorla! Bari bi bulaşık makinasına koy! Oğluş desen, şekerleri yiyor yiyor kabuklar ortada. Benim de beynim attı, girdim mutfağa bir yandan söylendim, bir yandan temizledim! Herkes doluştu, bırak ben yapayım demeye başladı. Oğluş bile aldı eline bezi tezgah siliyor. Bir de aynı benim yaptığım gibi yapıyor, gözlemiş yani. Sinirim geçti tabi o an... Ama beni dellendirmeden yapsalar!

Oğluşun dersleri de hak getire! Yani test filan çözmek yok. Ben de cidden elimi kaldıramıyorum. Test sonuçları düşeye başladı. O da durumun farkında. Sınıf hocası ile konuşmuş, bir alt sınıfa gitmek istediğini söylemiş. Orada daha iyi motive olduğunu, daha hırslanıp çalıştığını söylemiş. Biliyorsunuz o sınıftan en iyi sınıfa geçmişti. Ama oraya çok adapte olamadı... Neyse, kendi kararlarını durumuna göre almasına sevindim. Belki işe yarar. Dün de konuştuk. Bak oğlum, hastayım, bu sıralar iyi değilim, lütfen kendine gel dedim. O da haklısın anne, bak gör çok çalışacağım dedi. Görelim bakalım.

Bir de dişimi kırdım! Dolgulu bir dişti, yan tafaı kırıldı. Üstüne basamıyorum. Halbuki hep o taraf ile yerdim. Diğer tarafa geçnce de bir ağrı yaptı. Orada da çürük var anlaşılan. Şahtım, şahbaz oldum...

Yani anlayacağınız güzel haberlerim yok. Bu halde olmama çok içerliyorum ve kendimi çok yetersiz hissediyorum. Moralim diplerde. Dişim ağrıyor, hala öksürüp tıksırıyorum, ilaçlardan miğdem bulanıyor... Of...

Thursday, February 21, 2008

Hastalık

Selam arkadaşlar...

Sanırım bu 2008 bana çok uğurlu gelmedi. Çok sık hasta oluyorum, bir ara bunalımdaydım hatırlarsanız... Gerçi Allah geçer dert versin. Sonuçta üst solunum enfeksiyonu geçer elbet. Am işte yıkıyor hasta olunca da...

Gerçekten çok kötü oldum. İki gece boyunca ateş içerisindeydim ve titredim durdum. Eşim ısınayım diye fön makinası çalıştırıyor yorgan içinden (evet ateşte iyi değil ama yalvardım ona) ve ben hala üşüyor ve titriyorum.

Neyse şimdi daha iyiyim Allah'a şükür. Evde dinlenmeye çalışıyorum. Annem sağolsun yardımcı oluyor. Bir yandan da evdekilere geçmesin diye çabaladım. Aman oğluş hasta olmasın da... Ben razıyım yatmaya.

Başka da birşey olmadı son zamanlarda... Hastane ev ikilis sadece. Sizleri özledim. Neler yaptınız anlatın biraz. Bugün olmayabilir ama yarın sizleri okuyacağım.

Friday, February 15, 2008

Günün sonunda...

Bizim minik çapkın hediyeyi vermiş, kız çok beğenmiş. Arkadaşları da beğenmiş:) Nasıl verdi, ne dedi çok merak ediyorum aslında ama sıkıştırmadım o anlatmayınca. Ama mutlu olduğuna göre herşey yolunda gitti.

Tabi cadı kaynana adayı olarak son darbeyi de vurdum: O sana ne aldı diye sordum:P Birşey almamış ama "anne babama söyleyemediğim için birşey alamadım" diyerek özrünü belirtmiş:)

Bu arada ben de harika bir parfüm kaptım. Eşime o kadar alma, kanma bu günlere dedim ama "bu parfümü çok sevdiğini biliyorum, dayanamadım " dedi:) Parfümümüm bittiğini farketmiş anlaşılan:) Ben birşey alamayarak mahçup oldum tabi, ama öptüm aşkımı...

Sonuç olarak bu günden en karlı biz hatunlar çıktık:) Gelinle ben! He he...

Thursday, February 14, 2008

Hediye sorunsalı...

Eveeeettt. Kolyeyi aldık. Dün öğle yemeğine eşime gittim, o arada hallettik. Dükkandaki kızlara da anlattım niye aldığımızı, yaşa uygun olanları gösterdiler, çok sevimli buldular olayı:) Ayyyy, çok şirin bişey aldım geline. Abartılı da değil, basit de... Çok tatlı... Güzel bir de kutu aldım cicili bicili, çiçek böcekli, içine koyduk. Oğluş günde beş kez aradı aldın mı ne aldın diye. Güzel bişi diyorum, sordukça soruyor, bayılttı. Tüm şirket duydu olayı:)

Sonra eve geldik, bu bizim minik çapkın hemen kutuyu açtı baktı... Çok çok beğendi! Nasıl iyi birşey aldın dedi. Tövbe tövbe! Daha düne kadar şeyini bezliyorduk minik adam! Beğenmiyor şimdi bizi. Bir de yatağımın başında bir kalpli yastık var, çok harika, ona sulandı, bunu da mı versem diye. Dedim ki dur artık orada, hooop! O da ya siz artık ne yapacaksınız yastığı dedi. Yaşlı olduğumuzu ima etti kendisi ve odadan kovuldu:P

Bir de gelip gidip ne diyim, ilk kez hediye veriyorum diyor. Ona anlattım, doğal ol dedim. Ay bir heyecan sıpada! Hadi bakalım ne olmuş merak ediyorum:)

Sevgililer gününe inanmayan bir insan olmama rağmen hepinizi kutlarım:)

Wednesday, February 13, 2008

Oğluş büyüdü!

Kızlar! Oğluş beni yedi bitirdi bir haftadır! Kız arkadaşına Sevgililer Günü hediyesi almak istiyormuş beyefendi, benden hediye almamı istedi. Üstelik kolye ve parfüm alacakmışı!!! Ba ba ba! Oğlum dedim, olmaz öyle bi sürü şey. Bu aklı da bunların çöpçatanı olan ortak kız arkadaşları vermiş ona. Bunu bunu al diye. Bir de kalp içine isimlerimizin baş harflerini yazdır diyo! Allahım ne günlere kaldık! Arkadaşım "iyi bir de bir kutu çikolata ve çiçek alıp kızı isteyin" diyo:)

En sonunda zarif bir kolyede karar kıldık ama ailesi ne der, doğru mu yapıyoruz bilemiyorum. Bana bir akıl verin ayol!

Monday, February 11, 2008

Tatil

Arkadaşlar,

Biliyorum merak ettiniz. Allah'a şükür iyiyim. Yalnız çok çok yoğunum... Bu aralar neler oldu kısaca anlatayım:

Biliyorsunuz sömestre tatili için Kartepeye gittik. Hava güneşli ve güzeldi ama bir hafta önce bayağı bir tipi yağmış, oldukça kar vardı... Ne diyebilirim ki rüya gibiydi... Hepimiz için de iyi oldu. Özellikle de oğluş için tabi. Hemen bir sürü arkadaş buldu kendine. Biz de eşimle dinlenip spor yaptık bol bol... Öncelik ile kaymayı öğrendim. Oğluş zaten maşallah aldı başını gitti kayakta. Bende biliyorsunuz kayıp düşme fobisi var, rüyalarımda bile kayar düşerim bazen! Ama fobimi yenip kaydım.

Liftler, Kartepenin en doruğuna çıkışlar çok zevkliydi... Doruklardan kayamadım tabi ama çok heyecan vericiydi İzmiti, Sapancayı ayaklar altında görmek...

Bol bol bilardo oynadık eşim ve oğluşla. Oğluş da ben de vuruşlarımızı ilerlettik. Eşime teşekkür ederim:) Oldukça iyidir kendisi. Sooonnracığıma masa tenisi oynadık, hamamda terledik... Zaten kayak yapmak çok yorucu... Bir de ben çok dik yerlerde korktuğum için kayakları çıkarıp taşıyordum, bu da kollarımı mahvetti... Yani anlayacağınız çok yorulduk. Akşamları genelde erkenden uyuduk. Haaa bir de bingo aktivitesine katıldık. Aman Tanrım yaşlı Amerikalılara benzedik...

İşte güzel bir tatil de böyle geçti. Sonrası... Yarın...