Balkon ve Fındık
Beni hala arayan soran arkadaşlarımın olduğunu bilmek çok güzel. Gerçek hayatta saçma sapan arkadaşlıkların içerisinde yaşarken burada, sanal da olsa dostlarımın olduğunu bilmek o kadar rahatlatıcı ki!
* Yaz geldi... Balkon sefalarım başladı... Yemek yedikten, sofrayı topladıktan, mutfağı temizledikten, çocuğun derslerini kontrol ettikten sonra elime çayımı veya kahvemi alıp balkonda oturmayı seviyorum... Eşim hala üşütür korkusu ile balkona çıkmayı reddediyor! Oğluşun "tabi kar yağıyor" dalgalarını da görmezden gelerek...
Neyse, benim yalnız başıma çayımı alıp balkona oturduğum saatler aslında ev koşturmalarının ya tüm hızı ile devam ettiği ama son ana yaklaştığı veya yerini sessizliğe bıraktığı saatler oluyor.
Sitede orta alana bakıyor balkonumuz. Etrafında 9 tane blok var... Mutfakların, salonların ışıkları yanıyor ve içlerinde kimbilir ne hayatlar yaşanıyor. Bizim orda pek perde örtme huyu da yoktur. Herkes tülleri dahi sonuna dek açar ve nasılsa rahat rahat oturur! Bazen gözüm de kayıyor bu camdan evlere:) O zaman kendimi Alfred Hitchcook'un Arka Pencere filminin bacağı alçıda, sıkılmış, o nedenle evleri gözetleyen kahramanı gelir. Hani bir çok apartman bir avluya bakar ve herkes ne yapıyor açıkça bellidir ya!
* İnce Gülcükümü okurken bloğuna koyduğu köpeği gördüm ve aklıma köpeğimiz Fındık geldi... Yoo, hayatımızda çok uzun süre yer almış bir hayvan değildi ama hep anımsarım...
Fındığı Benim şu meşhur Mavi Güvercinler Feministi Kuzenimin annesi bizim evin yakınlarında mini minnacık bir yavru iken bulmuştu. Her tarafına dikenler batmış, ağlıyormuş. Uzun süre bekleyip annesinin gelmediğini görünce eve getirmişti. Kuzenim ve ben bu minik yaratığa aşık olmuştuk. Yengem onu veterinere götürdü, aşılarını yaptırdı. Fındık artık bizimdi!
Fındık yavruluğunun verdiği yaramazlıkla her yeri zapdetmişti. Bizi güldürüyor ve aklınca koruyordu. Şöyle ki: O sıra biraz rahatsızlandım, eve iğneye gelen adamın paçalarını ısırıp ona rahat vermiyordu... Yaramazlığı ev ahalisini kızdırınca onu odaya tıkmak ancak onunla oyun oynar gibi koşup peşinizden gelmesini sağlamak ve o girince odadan çıkıp kapıyı kilitlemek ile mümkün oluyordu!
Bu işe fena bozulmuş bir kadın vardı! Annem! Temizlik hastalığı, evdeki aşırı hareketlilik, tuvaleti için onu dışarı götürmekten bir süre sonra sıkılacağımızı ve bu işin de ona yükleneceğini bilmesi annemi isyana sürükledi. Ya ben, ya o dedi! Fındık kalsın dedik:P Yemedi tabi... Fındık ağabeyimin bulduğu veya bulduğunu iddia ettiği hayali bir eve gitti:(
İşte böyle. Nostalji yapmayı özlemişim:) Eski Renkler geri geliyor mu ne! Maşşallah deyin kızlar!
