Sunday, January 07, 2007

Gri bana yakışmıyor:-)

Arkadaşlar, daha iyiceyim, üstelik pazartesi olduğu halde. Çok mutlu mesut kalktığımı söyleyemem ama sonuçta her pazartesi sendromu bu etkiyi yapıyor.

Zaten cuma günü öğleden sonra biraz kendime geldim, hani silkindim... Her cuma akşamı gibi keyifli bir akşam geçirdim. Cumartesi ise vergi iade zarflarını yazmakla geçti. Günde üç öğün yemek ve 4-5 kez kahve yapmak dışında hiç bir iş yapmadım diyebilirim. Neyse ki binlerce fişi bir günde yazma becerisi gösterdik. İki kişi birden hızla çalışınca böyle oluyor.

Oğluşun ve eşimin neşemin geri gelmesinde çok etkili olduğunu söylemeliyim. Bazı tipler vardır mesela eşi sinirli ve üzgünse hiç takmaz hatta tersine daha çok sinir eder. Sinir olurum bu tiplere... Bu arada yarın sinir olduğum tipler yazısı yazmayı düşünüyorum. Eklemelerinizi ve katkılarınızı isteyeceğim tabi... Bugünlerde sinir olduğum tip sayısı arttı zaten!

Neyse cumartesi gecesi bir film, hadi bir film daha, hadi bir film daha diye diye saat üçte uyandık. Pazar sabahı 10 gibi uyandığımda aynı "ölü bir köpek" gibi hissediyordum kendimi (bakınız- ya da dinleyiniz Jethro Tull, feeling like a dead dog şarkısı ) Bezgin, yorgun aynı geçen haftanın ruh halinde. Fakat oğluma sık sık söylediğim bir şey aklıma geldi. Mutsuz olmak için illa birşeyler aradığında, küçük şeyleri kendine dert ettiğinde, güzellikleri görmediğinde ona şöyle söylerim. İki yolun, iki seçeneğin var, ya mutlu olursun ya mutsuz, seçimini sen yapacaksın... Bunu düşünüp silkelendim ve kendime geldim. Pazar günü 3 öğün+ pazartesi ve hatta salının yemekleri, ev temizliği, oğluşun İngilizce çalıştırılması ile geçti. Oğlumla ben yeni yıl itibarı ile günlük yazmaya başladık. Gelen ajandalardan birinde gün ikiye bölünmüş durumda, bir tarafına o yazıyor, diğerine ben. Komik oluyor. Aynı olaylara farklı bakış açılarımız bizi eğlendiriyor. Mesela demiş ki: Yine ingilizce çalıştık, 5 saat ders, 10 dakika ara, bu adalet mi? Oysa bence tam tersiydi ya neyse:-)

Bu arada son postumda kolejleri yargılıyormuşum gibi bir hava mı doğmuş ne? Yazılarımı takip edenler bilir, ben yaradılışım icabı hiç birşeyi yargılamam, sadece fikrimi diğer durumu da inceleyerek söylerim. Zaten yazımda da belirttim, kolej devlet okulu farketmez hepsinde aynı sorun var. Fakat ne yazık ki şu bir gerçek ki uyuşturucu satıcıları mantıken de daha çok paralı insanlara yanaşmayı tercih eder. Ve eğer çocuğun bunu alacak parası varsa ve kandırılmışsa çevresindeki çocuklar da etkilenir. Mutlaka Devlet Okullarında da sorun var ve oraların daha başı boş olabileceğini kabul ediyorum. Ama en acısı ne biliyor musunuz? Okulların Devlet Okulu ve Özel okul diye ayrılması (anadolu koleji, fen lisesi vs. de var tabi) Nerede eğitim eşitliği? Çok acı, bugün bu ayırımdan söz etmemiz hem çok acı, hem de çok ayıp aslında... Ülkemizdeki uçurumlar daha ilkokulda, hatta anaokulunda başlıyor. Çok acı...

Güzel bir hafta diliyorum, yarın sinir olduğum tipler yazım olabilir, eminim siz de bana katılacaksınız...

24 Comments:

Blogger Damak Tadı said...

Selamlar canımcıımm,
Öncelikle beni yalnız bırakmayıp o güzel gönlünle destek olduğun için sonsuz teşekkürler tatlım..
Yeni yılınızı (ailecek,anneciğinde dahil)kutlayıp hepinize sağlıklı,mutlu,neşeli ve özellikle sana çocuksu renkli renkli bir yıl ve yıllar diliyorum..
Şöyle bir silkinip üzerinde ki o gri pelerini atsan diyorum,yoksa bak üzerinde kalır allah korusun..Sana cıvıl cıvıl renkler yakışıyor tatlım hadi sil o griyi canlı renklere boya kendini ben eminim ki sen bunu başarabilirsin tatlım.Benimde tadım tuzum yok bu yüzden sana fazla kasvet vermeden gideyim bari..
Sana ve ailene renkli,eğlenceli sinirsiz bir hafta diliyorum.Anneciğinin de ellerinden öperim,canımsın benim..

Sevginiz bol,rengin açık,ışığınız aydınlık olsun..SEN ÇOOOOOKKKK SEVİYORUUUMMM...GÜL

1:32 AM

 
Blogger ceyda'nın tükkanı said...

Keyfinin yerine gelmesine çok sevindim. Ben senin yazılarında hep gözlerinin içindeki ışığı hissettim. Hiç o ışığı kaybetmemeni diliyorum:)

1:55 AM

 
Blogger renkler said...

Gülcüğüm, gülcüğüm, hoşgeldin yeniden. Umarım senin de keyfin bir an önce yerine gelir canım... Gri valla yakışmıyor. Bir de işin komiği ne biliyor musun? Üzeimde gri bir delikli tunik ve içinde gri tshirt var. Ve pantolonum da koyu gri. Neyse ki tuniğin üzerinde pembiş ponpon ve süsler var. Ruh halim gri değil Allahtan bugün. Öptümmmm...

2:01 AM

 
Blogger renkler said...

Ceydacığım, içimizdeki enerji hiç bitmesin inşallah, hep mutlu olalım değil mi?

2:01 AM

 
Blogger Nasıl geçti habersiz... said...

Benim de cuma günü bir migren atağım tuttu,beni mahfetti. aşağıdaki yazını geç okudum,iona da yazdım:))
Bak burda Gülhanım ne iç açıcı şeyler yazmış,sen de neyseki daha iyi olduğunu yazmışsın sevindim.

Biliyormusun? Ben de yüzüklerin efendisi filminde o baştaki küçük adamların evlerini çok sevdim sadece. tekrar oynadığında orayı seyredip geçiyorum başka kanala.:))
(Kuğu'nun ordaki yorumuna binaen.)

2:51 AM

 
Blogger renkler said...

Yağmur damlacığım aynen... Sadece obölümleri izliyorum, içim ısınıyor. O film vizyonda iken benim oğluş oldukça küçüktü, sinamaya gidelim diye tutturduk, çocuk filmi bulamayınca buna götürdüm, o sahnelerde oyalandı, ilgi ile izledi. Ama sonra o da ne, kötüler çıkınca bu gidelim diye tutturdu, zaten o demese ben çıkaracaktım. Ne iç karartıcıydı...

3:04 AM

 
Anonymous Anonymous said...

Canım benim iyi olmana çok sevindim, ben de haftasonunu nasıl geçirdim anlamadım. Bir anda bitiverdi :( Şu an itibariyle de yoğun bir haftaya başladım sanırım tüm hafta her gece mesaiye kalacağım :( Yarınki yazını dört gözle bekliyorum. Öptüm...

3:43 AM

 
Anonymous Anonymous said...

Öncelikle keyifli bir hafta diliyorum. Aynı sayfaya oğlunla birlikte günlük tutman çok hoşuma gitti. Nefis bir fikir. Aynı olay hakkındaki farklı fikirler hem eğlenceli, hem öğretici olur. Yazdıklarınız sayesinde birbirinizin söylemediğiniz ya da farketmediğiniz yönlerini görebilirsiniz. Süper, ilerde kesin deniycem.

4:00 AM

 
Blogger renkler said...

Kelebekçiğim, şu sıralar o kadar yoğun olmana çok üzülüyorum ama eşin gelecek bu senin için itici bir güç oluyordur değil mi? 2 gün haftasonu yetmiyor, ne olur en azından 3 gün olsaydı:-)

4:03 AM

 
Blogger renkler said...

Banucuğum, ileride Ateş ile mutlaka günlük tutun bence de. Hem ilerisi için çok güzel olur, ileride okutyup eğlenirsiniz. Ben oğlum iki yaşına gelinceye kadar kesintisiz, her gün günlük tuttum, hatta bir de özellikle ilk zamanlar komik resimler yapıştırıp onlara konuşma baloncukları yapıyor, oğlum ile ilgili yazılar koyuyordum. Şimdi onlara beraber bakıp gülüyoruz hem de ne zaman neler oldu unutmamış oluyorum.

4:05 AM

 
Blogger Gamzeli said...

Ne güzel birgünlük yazmanız...
Canım sana da iyi haftalar...Öptüm :)

5:16 AM

 
Anonymous Anonymous said...

Merhaba, gerçekten de, günlük tutmak müthiş bir güzellik. Bunu oğlunla yapman daha da güzel. Kendim için, yıllardır her sene niyetlendiğim ama bir türlü düzene oturtamadığım hevesim (neyse ki bu sene sanal olarak da olsa, gerçekleşti :)) Hele çocuklarımla ilgili düzenli bir günlük tutmayışıma öyle hayıflanıyorum ki... Ara ara küçük küçük defterlere notlar almışım Allah'tan...Yeni bebek sahibi olanlara, bekleyenlere hararetle tavsiye edilir. Geri gelmeyen şeylerden bir de zaman ya, söz uçar yazı kalır ya, günlük tutmak o zamanları geri getirmek için de fırsat bir yerde...

Bir de bu seneki "yeni"'lerimden biri de; eşimle birbirimize yazdığımız sms'lerimizi bir defterde toplamaya başladım. Zaten "özel" olanları tlf.da saklıyodum ama teknolojiye çok da güvenilmez..En iyisi eski usül. O msj.'larda da geçen zamanların özeti var çünkü, kaybolmasınlar, ara ara açıp okumak iyi geliyor...

İyi bir hafta olsun dileğimle...

5:21 AM

 
Blogger KUGUU said...

Daha iyi olmana sevindim canim, gri gercekten kotu bir renk:)

6:17 AM

 
Blogger renkler said...

Gamzeliciğim, artık bloglarımız da günlük sayılır değil mi? Ama ben hala elle , kalemle yazı yazmayı çok seviyorum... Ben de öptüm...

6:20 AM

 
Blogger Annelog Atölye said...

İkili günlük çok güzel fikir Renkler:)İlerde biz de deneyelim çocuklarla, neler çıkacak kimbilir:) Daha iyi olmana sevindim.

6:20 AM

 
Blogger renkler said...

Teraziciğim, ben Banuya da verdiğim yanıttan okuyacağın gibi iki yıl boyunca güğnlük tuttum oğluşumla ilgili. Kilo alışını, boy grafiklerini (kendim elle grafik filan hazırlıyordum) o gün ne yapmış, ilk kelimeleri, diş çıkarışı, nerelere gittik, doktor kontroller, filan herşeyi yazardım. Bir gün bir sayfasını buradan yayınlamayı düşünüyorum. Hiç birşey için geç değil, bak buraya yazmamız bile günlü ve anı olacak değil mi?

6:23 AM

 
Blogger renkler said...

Kuğucuğum bir de bugün gri giymişim rastlantı, neyse üzerinde pembe pompon ve fiyonklar var. Ama o kadar boğuyor ki bu renk durmadan allık ve ruj tazeliyorum. Kokoşuz ya:-)

6:24 AM

 
Blogger renkler said...

Annelogcuğum, teşekkürler, mutlaka deneyin. Biz bir yıl yine başlamıştık böyle, daha doğrusu bir tek o yazıyordu ama beraber okuyorduk her akşam, sonra yazmayı bıraktı. Benle yazarsa belki sürekli olur diye düşünüyorum.

6:26 AM

 
Anonymous Anonymous said...

Tekrar keyfinin yerine gelmesi güzel:) Ayrıca beraber günklük tutma fikrine de bayıldım. Oğlum yazı yazmayı öğrenince, ben de deneyeceğim:)

7:35 AM

 
Anonymous Anonymous said...

ben o sinir olunan tipler yazisini bekliyorum, eklemelerim olabilir:)

gri hic yakismasin size, hep pembe olun..

2:13 PM

 
Anonymous Anonymous said...

keyfinin yerine geldigine sevindim, bu gunluk olayi 2li gunluk cok orijinal bir fikir not aldim ileride insallah bende kizimla bir gunluk tutarim
sevgiler...

2:31 PM

 
Blogger renkler said...

Ayçiçekçiğim, mutlaka deneyin ileride. Bak dün ingilizce çalışmaya öyle daldık, sonra da oğluş yattı günlüğü yazamadık ama ihmal etmemeli...

10:36 PM

 
Blogger renkler said...

Banucuğum, mutlaka eklenir çünkü o kadar sinir tip var ki! Bu konuda doldum sanırım. Sana da gri yakışmasın canım...

10:37 PM

 
Blogger renkler said...

Yağmurcuğum inşallah bir gün o tatlış ile yazarsınız günlüğü ana- kız. Hem de şöyle pembiş süslü bir deftere... Bizimki gri!

10:38 PM

 

Post a Comment

<< Home