Sunday, September 14, 2008

öyle böyle...

Okullar başladı, dershaneler de... Koşturma ve stres de... Allah yardımcımız olsun demeye devam ediyorum... Oğluş bu sene tüm kırtasiye eşyalarını arkadaşları ile gidip kendi aldı. Aslında hesaplı bir alışveriş olmadı siz de tahmin edersiniz ama hoşuma gitti... Kendi seçimlerini kendi yapması ve alışveriş olayına alışması güzel. Sadece kırtasiye eşyası değil çantasına asmak için Fenerbahçe rozetleri filan da almış. Zaten not defterinden etiketine herşey Fenerli:)

Doğru dürüst bir çalışma programına başlamadık. Zira beyimiz hala tatil psikolojisinden çıkmış değil. Yağmur soğuk bi başlasa da evinde otursa. Dün biraz İngilizce fiil ve çekimlerini ezberledik... Yavaş yavaş başlıyoruz ne yapalım...

Onun dışında hayat öylesine gidiyor. Geçenlerde hafta içi bir gün eşimle Polatın yanındaki bir restorana gidip hem güzel ve keyifli bir yemek yedik hem de bilardo oynadık... Öneririm. çok güzel bir akşamdı... Cuma günü de işyerinden ayrılan bir arkadaşımızı uğurladık küçük bir işyeri partisiyle... Eşimin de o akşam işleri vardı, eve biraz geç gittik. İkimiz de yorulmuşuz, on buçukta uyuduk. Ama saat beşte eşim uyandı, ben de kalktım. TV açtık, Holmarkta tam o anda bir film başladı... Hadi onu izleyelim dedik... Rahatsız olduğum için oruç da değildim ama sahur gibi kalmış oldum... Sonra film bitince yattık, saat onbirde kalktık. hemen oğluşu dersdhaneye yolladım... Ne panikti...

Pazar ise durgundu... Evde dinlendim sayılır...

Haaa, bu arada eski eşim beni öldürtecekmiş... Bunu söyleyip duruyormuş orada burada... Ne saçmalık kaç yıl sonra? Aklı neredeymiş onca yıldır?

Sunday, September 07, 2008

Okullar başladı!

Okullar sonunda başladı:) Aslında gülecek birşey yok. Tam tersine kabusa yakın bir olay. Son bir aydır rüyalarımda oğluşa ders çalış diyorum, O direnç gösteriyor ve tartışmaya başlıyoruz... Gerçek bir kabus değil de ne!

Öğrenciliğimi hatırlıyorum... Okul benim için o günlerde şu anda olduğu gibi korkunç bir olay değildi... Çünkü çalışmayı severdim... Annem elinde oyun kağıtları, "yeter bu kadar çalıştığın, beş on dakika konken oynayalım" diyerek beni biraz o boğultudan uzaklaştırmaya çalışırdı düşünün. Her gün öyle değildim yabi.. Eğlenmesini, gezmesini, arkadaşlık kurmasını da bilen bir çocuktum ama gerektiği zaman çok iyi ders çalışırdım... Okul genelinde bir tören ile dağıtılan taktir belgelerinden payıma almaya giderken, benim sınıfım haricindeki, benim ne kadar sosyal olduğumu bilen bazı çocukların " aaa taktir almış!" diyerek şaşırmaları da ne gizli bir inek olduğumu kanıtlar:)))

Yani şunu anlatmak istiyorum... Okul hayatımda olabilecek en sorunsuz çocuk olarak ders çalışmaktan nefret eden, direnç gösteren, sadece zekasına güvenen, zor bir oğlumun olması bana reva mıdır??? Ha söyleyin...

İşte o nedendir ki okul başlamasına en çok üzülen insanlardan biriyim şu an!

Umarım hepimiz için iyi bir ders yılı olur. Umarım oğluşum beni üzmez... O istese ona ne yardımcı olurum afarkında olsa...

Ayrıca mübarek ramazan ayınızı kutlarım:) Ramazan anılarımı yazmaya çalışacağım size... Bu sene Allah affetsin çok susuyorum... Açlığa dayanıyorum ama susuzluk beni yoruyor... Sanıım Ramazanın yaza doğru kayması bizi epey zorluyacak.

Çok öptüm sizi:)

Friday, August 22, 2008

Spor...

Olimpiyatları takip etmeye çalışıyorum. Ne kadar zaman bulabilirsem öyle çok fazla değil... Bu arada Çin gözlerimi kamaştırıyor! Kürek yarışı gibi güç ve iyi bir vücut yapısı gerektiren sporda bile bayanlarda ikincilik kazandılar, artık ne denebilir ki! Süperler... Ç,n sadece spor dünyasında değil her alanda dünyanın yükselen ülkesi... Durdurmak kolay değil onları...

Neyse, asıl konum bu değil. Konum olimpiyatlarda ülkemizin durumu... Spor konusunda başarısızlığımızı yeni fark ettik gibi davranıyoruz... Devletin başı bile bu konuda kızgın. İyi de "ne ekersen onu biçersin?" atasözümüzü ne çabuk unuttuk???

Bir kere artık bir silkinip kendimize gelmemiz lazım! Spor konusunda gelişmek için neler yapmalı, neden buradayız diye düşünmeliyiz... Bir kere devşirme sporcular ile bir yere gelinmez, nitekim gelinmedi de... Gelinse de bu sadece kendimizi kandırmak değil mi. Bizim olmayan, bizim yetiştirmediğimiz insanlar ile başarı kazansak ne olur, kazanmasak ne olur...

Bunun yerine Türk çocukları daha küçüğkken araştırılmalı, yetenekli çocuklar tespit edilmeli ve sonuna dek yetiştirilmeli... Haaa, burada devşirme hoca kullan! Bilgisini al, yardımını iste... Ama Türk çocuklarını, Türk desteği ile yetiştir... Belki bunun sonucunu hemen görmeyeceksin, ama bir yerden de başlamak lazım:)

Sibel Özkan ve Nurcan Taylanın yetiştirme yurdunda büyümüş çocuklar olduğunu duymuştum. Hatam varsa düzeltin. Bu güzel bir fikir. Yetiştirme yurtlarındaki çocuklar denetlenip yetenek, vücut tipi ve eğilimlerine göre yetiştirilebilirler... Türkiye'de ne yetenekler var kimbilir. Doğu gezilebilir... Biz durumu Allaha şükür fena olmayan aileler belki çocuklarımıza spor yaptırıyoruz ama asıl yetenekler gizli kalıyor olabilir... Doğudaki bir çocuk müthiş bir basketçi olamaz mı?

Ne yapılacağını bizden daha iyi bilen ve kararlı spor yöneticileri istiyorum...

Tuesday, August 19, 2008

Selam:-)

Arkadaşlar, kayıbım, kaçağım biliyorum... ama inanın o kadar yoğun geçiyor ki bu yaz! işyerinde yoğunum, arada izin alıp dinlenmeye çalışıyorum, akşamları tenis oynuyorum düzneli olarak. bayağı ilerleme kaydettim... Olimpiyatları yakından takip etmeye çalışıyorum... yani zaman çok bulunmuyor...

Sizleri çok özledim. Eski yazılarımın tadını, sizi merak etmeyi, okumayı... Kimbilir hayatınızda ne değişiklikler oldu... Hamileler doğurmuştur... yeni hamilelerimiz vardır. Aradamızdan kopanlar da olmuştur...

Nerelerdeyim!!!!

Sunday, June 15, 2008

Çek kebabı:)

Çek kebabı da pek lezzetliymiş kızlar! Ben bu kebap işine çok alıştım. Tam üç porsiyon yedik ayol!!! Kilo alacağım:)


Tebrikler çocuklara valla!

Thursday, June 12, 2008

İsviçre Kebabı

İsviçre'nin kebap yeme hayalleri suya düştü! Ama biz güzel bir İsviçre kebabı yedik. Hem de iki porsiyon!!! Ohhh! Nefisti. Valla bayıldım bu kebaba:)

Monday, June 09, 2008

Cımbız...

Canlarım, nasılsınız? Ben iç güveysinden halliceyim... Tenise tekrar başladık, sıkı oynuyoruz. Bu ruh halime iyi geliyor ama iki gündür yağmur var:(


Siz komik bişi anlatmaya geldim.

Benim adamın ev işi ile pek arası yoktur. Belim rahatsız diye evi süpürür ama hakkını yemiyeyim... O zaman şöyle diyelim, salata hariç mutfağa pek uğramaz... Geçenlerde afedersiniz canı sucuk çekmiş, hadi aldık. Ben pek hazzetmem aslında... Neyse bizim odada koku ve duman yapmayan mangal tipli ızgaramda çok güzel oluyor... O da ızgarayı çıkardı, sucukları dizdi (reklamlardaki gibi oldu) Neyse bizimki aranıyor, ne arıyorsun dedim, cımbızı arıyorum dedi. Ne cımbızı ya dedim, elini de maşa tutar gibi yapıyor.

Anlayacağınız maşay arıyor cımbız diye. Tüm gün oğluşla buna güldük tabi. Gülmez miyiz.)

Şimdi evde maşanın adı cımbız oldu:D