Tuesday, September 26, 2006

Bebeğin Kaderini Değiştiren Doktor

Yıllar önce bir kasabada, bir hastaneye aynı anda iki kadın doğum yapmak üzere geliyor. Biri zengin bir aileden, değeri ise fakir. Bir kadın yaşlı ve belki hasta, diğeri genç ve sağlıklı. Fakir kadın doğumda ölüyor ama bebeği şans bu ya yaşıyor. Diğer kadın ise yavrusunu kaybetmiş ne yazık ki. Doktor fakir ve ölü kadının koynundan ağlayan bebeği çıkartıyor ve zengin kadının koynuna koyuyor ve o anda o fakir bebeğin hayatı bütünüyle değişiyor. O artık zengin ve köklü ailenin biricik kuzusu...

Bu hikayeyi duyduğumda kanım dondu, kendimi feci rahatsız hissettim. Beni hoşnutsuzluğa iten birşeyler vardı. Doktor iyi niyetle o yavruyu kurtarma adına böyle birşey yapmış aslında. Fakir bir ailede kimbilir ne şartlar altında yaşayacaktı, babası da öldüğünü duyunca pek üzülmemiş (bunu doktor söylüyor, biz bilmiyoruz), hem evine dönerken büyük ihtimalle ölürmüş (bunu da O söylüyor), kimbilir kaç kişilik ailede annesiz nasıl bir hayat yaşarmış? Ama bunları duymak beni rahatlatmıyor, bu olayı kendi adıma etik bulmuyorum, rahatsız oluyorum.

Belki o bebek ki şimdi koca adam veya kadındır (yaşıyorsa tabi). Belki hayatı çok güzel geçmiştir. Zengin ve sevgi dolu bir ailede, hayatta problemlerle fazla karşılaşmadan güzel bir yaşantısı olmuştur. Ama ya böyle olmadıysa? Ya o aile ona sevgi vermediyse, ya da paranın verdiği şımarıklıkla saçma sapan olaylara sürüklendiyse, ya da baba parası yiyen bazı insanlar gibi hayatını hiç birşey yapmadan geçirip boş bir hayat sürdüyse. Bilirsiniz salt para mutluluk getirmez. Hatta anne babanın sağ olması da o aileye illa mutluluk vermez. Ya öbür ailede daha huzurlu bir hayat geçirmiş olacaktıysa? "Mutluluğun Resmini Yapabilir misisiniz?" adlı postumdaki resmi hatırlayın. Fakir ailedeki o huzuru düşünün. Anne babası olmayan, fakir, hayatı zorlukla geçmiş insanlar biraz da bu olanca olumsuz şartların kırbaçlaması ile son derece başarılı olmuyorlar mı, böyle insanlar yok mu?

Bilemiyorum, büyük bir ikilemdeyim. Bir yanım iyi olmuş o bebek kurtulmuş diyor, ama diğer yanım acaba ne olurdu, ne olurdu o bebek gerçek ailesiyle olsaydı diye düşünmeden edemiyor.

Kader değiştirmek doğru mu? Kaderimiz ancak Allah belirlemez mi? Kader ile oynamak ne kadar doğrudur? Meslek etiği ile ne kadar bağdaşmıştır o doktorun yaptığı?

Bir de şu yönü hiç düşünülmüyor: Şimdi o kasaba küçük ve kaç tane köklü aile olabilir ki... Şimdi o yaşta olan insanlar kendilerinden şüphe etmeyecekler mi, aileleri şüphe etmeyecek mi, insanları o duruma sokmak hoş mu, ya da ne bileyim miras kavgaları çıkma ihtimali olmaz mı (para bu, insanların çoğu para için çok şey yapabilir). Kaç kişinin hayatı sarsılmıştır şimdi? Madem iyi niyetle birşeyler yapılmış keşke hiç anlatılmasa, açıklanmasaydı. Belki de onun da vicdanı artık kaldıramaz oldu.

Peki o anda o doktor ne düşündü? Bir vicdan kavgası yaşadı mı? Yoksa doktor mantığı ile anında karar verip bebeği alıp öbür yatağa koyup bu olayı bir süre için unuttu mu. Eminim onun için de zor olmuştur... Öyle bir karar verme durumunda kalmayı asla istemem.

Bilemiyorum, bu hikayede hoşlanmadığım bir taraf var. Keşke hiç duymasaydım. Kader ile oynamak! Siz ne düşünüyorsunuz?

6 Comments:

Blogger damak tadı said...

SELAMLAR,
Hikaye başlamadan bitmiş sanki,nasıl mı??Anne çocuğu bırakıp gitmekle yani vefat etmekle.Belki diğer taraftan bir can vermiş dünyaya ama annesiz kimsesiz bir can.Ayy bende bir hoş oldum çok duygusalım daha yazamıcam inan kusura bakma ne olur..Sevgiler..

1:51 AM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Damak Tadı,

Hoş bir konu değil... Şimdi herkez o kişiyi merak ediyordur, o kişinin hikayesini...

2:45 AM

 
Blogger Mercan said...

Sevgili renkler,
bence doktor doğru olanı yapmış. Zaten bebeğin annesi doğumda ölmüş. Yani bir bebeğin annesiz büyümesi kadar acı bişey olamaz bence. Babası da çekip gitseydi ne olacaktı? Zavallıcık orada burada, yetimhanelerde, sokaklarda büyüyecekti. Bu onun için daha da mı iyi olurdu sanki? En azından bir ailesi, yuvası olmuş.
Ama yine de yanlış olan bişey var. Doktor bunu yaparken genç ve zengin kadına bunu söylemeliydi. Belki zaten evlat edinirlerdi bebeği.

6:22 AM

 
Blogger osquée said...

merhaba,

ben bu hikayede en çok fakir babaya takıldım. onu niye kimse sallamıyor. zaten karısını kaybetmiş, akşam eve yalnız dönecek, boş odalarda iç sıkıntılarıyla kavrulacak bu adamcağızın hiç hakkı yok mu kendi tohumu üzerinde??? ben bakarım yavruma deme hakkı yok mu? ne sanıyor ki bu doktor kendini? acayip sinirlendim ben doğrusu...

6:37 AM

 
Blogger osquée said...

merhaba,

ben bu hikayede en çok fakir babaya takıldım. onu niye kimse sallamıyor. zaten karısını kaybetmiş, akşam eve yalnız dönecek, boş odalarda iç sıkıntılarıyla kavrulacak bu adamcağızın hiç hakkı yok mu kendi tohumu üzerinde??? ben bakarım yavruma deme hakkı yok mu? ne sanıyor ki bu doktor kendini? acayip sinirlendim ben doğrusu...

6:37 AM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Mercan,

Umarım haklısındır. Benim de kızdığım insanların kandırılması ve yıllar sonra bunun söylenmesi.
Sevgili Osquée'nin dediği de başka önemli bir nokta.Babanın üzülmediği söyleniyor ki aslında bence bu doğrudur, yine de ne hissetti, ya bebeğin kardeşleri, çocuklar kardeşi dört gözle bekler hep...

6:44 AM

 

Post a Comment

<< Home