Thursday, September 21, 2006

Büyüyünce ne olacaksın?

Bir çocukla başbaşa kalan herkes ona bu soruyu sorar değil mi? Kimi çocukların verdiği cevap mesleklerini edinene dek aynı olur. İstikrarlı bir şekilde aynı yanıtı vererek hayatlarını bu amaca yönelik yaşarlar. Genelde istediklerini olurlar mı bilmem... Eğitim sistemi, üniversite sınavları vs düşünülünce bu olasılık küçük bir azınlık kesime ait kalır gibi geliyor.

Çocukluğumda ne(ler) olmak isterdim?

1) Astronot: Çok küçükken ciddi bir şekilde astronot olmak isterdim. Bu konuda babam beni desteklerdi (ya da destekler gibi yapardı diyelim:)) Bu nedenle bana uzayla ilgili kitaplar alırdı. Bu kitapları hep babacığımla okurduk, ona sorular sorardım ve o da beni sabırla yanıtlardı. Biraz büyüyünce bu aşkımdan vazgeçtim ama mahallenin benden küçük çocuklarını toplar onlara uzaydan, gezegenlerden bahseder, babamın yaptığı gibi sorularını yanıtlardım. Küçümsenemeyecek bir bilgi hazinem vardı.Üniversite sınavına girmeden (o zaman tercihler önce yazılırdı) eski hayalim aklıma geldi ve acaba Uzay Bilimlerini de yazayım mı diye düşünmedim değil ama gerçekçi gözlerle bakabilen annem "ne iş yapacaksın, nasıl iş bulacaksın" şeklinde konuşmalarla beni bundan vazgeçirdi.

2) Öğretmen: Astronotluk hayallerim annemin imaları ile suya düşünce onun gibi öğretmen olayım diye düşündüm. Bebeklerimi toplar onlara ders anlatırdım. Bu şekilde ders de çalışmış oluyordum. Annem de müfettiş olup bizi denetlerdi, onlara soru sorardı. Ortaokulda buna hala devam ettik. Her dersin hocası farklı olur ya ben de değişik kişiliklerde derse girmeye başladım. Bunların kimi iyi öğretmenlerdi, kimi despot... Ama değişmez müfettişimiz hep iyi, hep sabırlı ama mükemmeliyetçiydi, sorular tamamıyla doğru cevaplanmalıydı... Kötü öğretmenler bebekleri, pardon öğrencileri döverdi. Tanrım, kişilik bölünmesi yaşamamışım iyi ki o dönem...

3) Psikolog: Ortaokul son sınıfta öğretmenlikten biraz soğudum. Bunda bir derse meraklı öğrenciyi bile o dersten soğutan bazı öğretmenlerin parmağı olabilir. Mesela Fen dersine bayılırdım ve çok iyi çalışırdım. Ama adam nedense bana gıcıktı ve kitaplarda olmayan soruları bana soruyordu... Fen dersinden nefret ettim. İngilizce hocam ise ne yaptıysa beni nefret ettiremedi, dil öğrenmeyi hep sevdim...

Neyse televizyon dışında psikolog görmemiş biri olarak neden ve nasıl bu mesleği istedim bilemiyorum ama kendimi bu işe çok yakın görüyordum. Aşk acısı çeken arkadaşlarımı yatıştırabiliyordum, insanların sıkıntısını dinliyordum ve televizyonda izlediğim psikologların güzel bürolarında hastalarını karşılarına yatırıp soru sormaları, o insanın hayatına girmeleri hoşuma gidiyordu... Sanırım bu mesleği seçip eğitimini görseydim iyi bir psikolog ya da psikiyatr olabilirdim.

4) Fizyoterapist veya Rehabilitasyon uzmanı: Lise 2 filan sevgili arkadaşım D. ile konuşurken "ya dedim, öyle bir mesleğim olsun ki adı ilginç olsun, çok duyulmuş birşey olmasın". O da nereden duymuşsa aslında o zaman yeni yeni duyulan bu meslekleri söyledi. Bu adamlar ne yapardı, hangi üniversiteye girmek gerekti O da ben de bilmiyordum ama çok kısa bir süre herkeze bu meslekleri istediğimi söyledim. "Bu meslektekiler nee yapar" sorularına yanıt veremeyince bundan da sıkıldım.

5) Mimar: Lise iki ve son sınıfta artık kararlıydım, mimar olacaktım. Mimar bir akrabamız vardı, oldukça cool, iyi para kazanan, entellektüel bir kişi idi ve karar verdim, ben de onun gibi olacaktım. Kendi büromu kurup ünlü bir mimar olacak, bir sürü bina çizecek ve zengin olacaktım. Olmadı tabi... Yoo mimar oldum olmasına da ünlü münlü olmadım, kendi işimi de kurmadım çünkü öyle kolay değil bu işler.

Ama şimdi düşünüyorum da annem de babam da küçük müdehale ve yardımlar dışında beni yönlendirmediler hiç. Aslında yönlendirmek doğru mu yanlış mı karar vermiş değilim. Oğlum bu konuda değişken. Bazen polis, bazen doktor, bazen futbolcu olmak istiyor.Geçenlerde:anne ben ticaret yapacağım dedi... İçimden iyi edersin dedim ama ona olabileceğini ama ne olursa olsun okuyarak iyi bir meslek sahibi olması gerektiğini sonrasında ticaret de yapabileceğini söyledim. Ona sadece şunu söylüyorum: Aman sakın mimar olma!

Şaka bir yana aslında mesleğimi olmasa bile işimi seviyorum. İşim tam anlamıyla bildiğiniz mimarlık değil ama ilgili. Sanırım ne iş yapsam yaptığım işi severdim ve onu en iyi şekilde yapmaya çalışırdım.

Bu biraz kısmet, biraz da fırsatlar ile ilgili bir durum. Mesela benim çalıştığım iş merkezinde bir temizlikçi adam var... Onu her sabah özenle çalışırken görüyorum. İnsanları gördüğünde güler yüzle günaydın der, asansör çağırır. Geçenlerde artık yük asansörü olmaktan kurtulmuş, bu nedenle üzerine yapıştırılan panelleri çıkartılmış asansöre bindim. Yapışkan zor çıkarılıyordu ve feci görülmekteydi. Bu adam özenle o yapışkanları siliyordu. Çok uğraştım ama çıkıyor diye seviniyordu. Gerçekten de tertemiz yapmayı başardı sonunda. Diyeceğim o ki herkez işini onun gibi yapsa ne güzel işlerdi herşey. Bu adam eğitim görmüş olsa ve fırsatlar yakalamış olsa bambaşka konumlarda olabilirdi...

Umarım çocuklarımız istedikleri meslekleri yapabilirler ve yaptıkları işleri severek başarılı olurlar...

Renkli günler:-)

7 Comments:

Blogger Pru said...

Ben üniformalı işleri severdim,hala da severim...
Hostes,asker falan olmak istemiştim ama ailem izin vermedi işte .Hala da içimde uktedir

5:42 AM

 
Blogger renkler said...

Ben de balerin olmak istemiştim ama sevgili annem derslerime engel olur diye yollamadı. Benim içimde ukte kalan bir iki şeyden biridir pru:-)

5:44 AM

 
Blogger nimetpamuk said...

bi yazım vardı orta okulda doldurdugum bir ankette ne olmak istersiniz sorusu var bende hukukçu demişim. ve şu anda hukukun içindeyim. ama yanlış seçmişim keşke koçların veya sabancıların çalışanı olsaydım deseydim:))) kızıma bunu aşılamayı düşünüyorum. egomu tatmin etmem lazım:)))

nimet

9:58 AM

 
Blogger evperisi said...

Öncelikle hoşgeldiniz aramıza sevgili renkler...
Hayalim hep bir eğitmen olmaktı lakin elde olmayan nedenlerden dolayı olamadık...
Tamamen kısmet işi bu işler ben buna inanalardanım...
sevgi ve de muhabbetle...

12:37 PM

 
Blogger renkler said...

Nimetciğim; Aslında istediğimizi elde edecek kadar şanslıymışız ama o yaşlarda verilen kararlar ne kadar doğru oluyor ki? Bence çocukların yetenek, ilgi ve eğilimlerinin iyi takip edilmesi lazım. Evde ve okulda, ama özellikle okulda profesyonel kişilerce...

Sevgili Evperisi; üzülme, sen de çocuklarının öğretmeni olursun, sen de hoşgeldin:-)

10:49 PM

 
Blogger huysuz ve tatlı said...

ben arkeolog olmak isterdim. e çok da uzak düşmedim herhalde :)

2:18 AM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Huysuz,

Arkeolojiyi ben de severdim. Mimarlık Tarihi kürsüsünde yüksek yaparken 2 tane arkeolog arkadaş vardı. Hayatlarından çok memnun görünmüyorlardı yalnız!

4:34 AM

 

Post a Comment

<< Home