Wednesday, October 11, 2006

Annem annem , canım annem, telaşlı annem:-)

Bugün perşembe, kiracı parayı yollamış senedini verdik, dünkü sunumum iyi geçti, hatta genel müdür ve beraber çalıştığımız firmanın sahibi beni arayıp tebrik etti ve teşekkür etti, yemekte hem Ruslar hem de Amerikalılar çok memnun kalmışlar sunumdan ve çok olumlu izlenimler ile ayrılmışlar. Hayatta birşeyler düzeliyor mu ne. Aman maşallah diyeyim. Şimdi bu kısa dönemde salı günü önemli bir gün benim için, işle ilgili değil. O günü de hayırlısı ile atlatırsam benim için çok güzel bir dönem başlayabilir. Arkadaşlar salı günü için ekstra dualarınızı bekliyorum çünkü bu cidden önemli benim ve yavrum için.

Neyse, bugün hayat bana güzel renklerde göründüğü için (ki bu ne kadar devam eder bilemiyorum ama şimdilik keyfini çıkartıyorum) güzel şeylerden bahsedelim diyorum. İsterseniz size biraz annemden bahsedeyim. Yazılarımda ondan sıkça bahsediyorum çünkü her insan için en önemli figür annesidir...

Annem çok dominant bir karakterdir aslında. Her zaman kendi dediğini yaptırmayı bir şekilde başarır. Kesinlikle yapmam dediğim şeyi bir bakarım ki çoktan yapmışım. Bunu nasıl becerir bilmem. Bir tek oğluma sökmüyor bunlar, o da bence anneme çekmiş bildiğini okuyor:-) Bir de anneme birşey dersin, yada birşey istersin, tamam der ama aklı yatmadıysa onu asla yapmaz, ta ki siz çıldırana kadar. Siz çıldırdığınızda tamam neden üzülüyorsun yaparız der. Bir iki gün sonra bakarsınız yine olmamış. Ama siz artık o kadar bayılmışsınızdır ki bu işten vazgeçersiniz. Bir şekilde sizi uyuşturur, yara almadan çıkabilirsiniz sonunda...

Annem çok derli topludur. Derli topluluk adına ortalıkta hiçbirşey bırakmaz. Ama şu varki hiçbirşeyin belli bir yeri yoktur. Mesela misafir gelecek ve fazla zaman yok. Ortalıktaki herşey bir yerlere konur ama artık o şeyleri bir daha göremeyeceğinizi bilin, çünkü kendisi nereye koyduğunu hatırlamaz, hatta o şeyi hiç görmemiştir bile, dolayısı ile kendisi kaldırmamıştır zaten! Ancak sabrederseniz ararsanız bulursunuz o anda ona gösterseniz de onu oraya kendisinin koyduğunu inkar eder. Annem hala benim evime gelir, toplama adına soyunma odama girer. Herşeyi düzenler, asar... Tamam iyi de ben kendi düzenimde (ki bu bazen düzensizlik de olabilir) herşeyimi buluyorum. Anne sen niye kendini yoruyorsun diyorum ama oturamaz ki! Neyse iyi niyetle yapıyor biliyorum. Ben de zaten bu olaya alıştım, sadece biraz zaman alıyor.

Annemin herşeyi attığından bahsetmiştim. Bir şey atıl vaziyette durursa o atılır. Kaç tane kotum, kaç tane makyaj malzemem, cilt bakım ürünlerim, günlükler (okunduktan sonra tabi) ders notlarım, tez için çektiğim fotograflar, okul projelerim hep atılmıştır. Genelde ben bunun hemen farkında olmam, farkında olduğumda çok geçtir, ama suç benimdir, neden kullanmam onları ki!

Annem ayrıca telaşe müdürüdür. Mesela çocukken otobüsle Ankara'ya giderdik. Otobüs saat sabah 9 da ise biz 7 de orada olurduk. Ne olur ne olmaz diye! Hazırlıklar günler önceden başlar, valizler hazır bekletilir ama yine de telaştan bir sürü şey unutulur çıkılırdı...

Annemin bu telaşlı hali ile ilgili bir anımı anlatayım: Ağabeyime kız istemeye gittik, o gün ağabeyim bu tip işlerden hiç hazzetmediği için aşırı sinirli, annem aşırı telaşlı ve titiz, babam da herzamanki gibi aşırı sakindi... Annemin çukulata, çukulata tepsisi, süslemesi, çiçek seçimi gibi ayrıntılar ile uğraşması hepimizi sıkmıştı ama herşey mükemmel olmalıydı. Ağabeyim hadi o iyi onu al diye onu yüreklendirmesi işe yaramıyordu çünkü herşeyin daha iyisi vardı ve bunu ancak o bulabilirdi. Neyse kızcağız bizi bir yeden aldı, annemle babamın elini öpmedi sadece sıktı, eksi puan! neyse apartmanlarında asansör yoktu, beş kat tırmandık, annem onu özellkikle önden çıkardı. Sonra bana dediki, bacaklarına baktım çarpık mı diye (kaynana işte!)... Allahım! Neyse çarpık değilmiş de kızı istedik...

Ama asıl anlatacağım olay bu günde gerçekleşmedi. Bir iki hafta sonra kız ve ailesi ilk kez bize gelecekler. Hazırlıklar günler önce başladı. Meraklı komşularımız da yardımcı oldular sağolsunlar. Çeşit çeşit yemek dünürlerin (böyle mi yazılırdı?) gözünü boyamak için hazırdı. Hatta patatesler de soyulup dilimlenmiş buzdolabında bekliyordu. Fakat o patatesler hiç kızartılamadı. Çünkü telaştan orada unutuldular. Ben de annemin telaşına kapılıp onun verdiği komutları robot gibi uyguluyordum. Arada kızcağız da bize yardım ediyordu. Fakat çok becerikli değildi (görümceyim işte!) zaten kızı isterken annesi açık açık itiraf etti, biz kızımızı pek el bebek gül bebek büyüttük, elinden iş gelmez diye... O nedenle biz de kahve yapamayacağını bildiğimizde annem yaptı. Neden ben yapmadım bilmem çünkü evde kahve yapan hep benimdir. Ama o gün öyle önemliydi ki annem için sanırım bana güvenemedi. Neyse kahveyi yaptı, kızcağız kendi yapmış gibi içeri götürüp anne babasına, babama filan verdi. Biraz sonra kızın annesi panik halinde gelip kızına yavaşça kızdı: Kızım bu kahveye tuz koymuşsun diye. Konuyu açıklığa kavuşturduk ama annem rezil oldu tabi:-) Oh olsun kızına güvenmezsen böyle olur. Sonra özene bezene yapılmış zeytinyağlı fasulye hiç masaya getirilmedi, misafirler gidince akla geldi... Annem askılı bluzunun üstüne ceketini giymeyi unuttu, sonra ona da yandı ne açık giyinmiş demişlerdir diye... Neyse sanki onu istemeye geldiler. Anne dedim, seni istediklerinde sen ne yaptın?

Tüm bunlar işin şakası... O çok tatlı, çok iyi niyetlidir. Aslında telaşı, titizliği kendine hep... Onu çok seviyorum. Geçen içeride eşimle bir yandan sigara içiyorlar bir yandan sohbet ediyorlardı. O kadar tatlı duruyorlardı ki sigara dumanına rağmen aralarına girip annemin dizlerine yattım, çocuk gibi şımardım. Sonra oğlum geldi, ne oluyor orada diyerek üstüme atladı. Böyle anlar insanlar için ne önemli biliyor musunuz? Allah ebeveynlerimize uzun ömür versin.

Öpüyorum sizi, renkli günler:-)

26 Comments:

Blogger fatos said...

Renklercim, biliyomusun ben ne zaman bi konuya takılsam sen o konuda yazı yazıyorsun...Dün akşam annemi öyle özledimki ağlaya ağlaya onu aradım.Keşke benim annem de seninki gibi aynı şehirde yaşıyor olsaydı.Çat kapı bana gelseydi.Pişman oldum memleketimde yaşamadığıma falan..Senin yazını da okuyunca, iyice özlemim arttı:) Allah annelerimizi başımızdan eksik etmesin,onlara uzun ömür versin...

Bir önceki postun için de, hepimiz yaşıyoruz bu kazık yeme olayını...Yalnız değilsin, üzme kendini, onlar kaybeder, gerçek ve samimi dostlar edinmek öyle zor ki.. Umarım dostlukların hep kalıcı olsun..Muck..

1:14 AM

 
Blogger renkler said...

Sağol Fatoşçuğum,

Anneciğin uzakta olabilir ama onun sevgisini ve desteğini hissediyorsan bu da bir şeydir... Umarım bir gün yakın oturursunuz...

1:17 AM

 
Blogger gayri_ihtiyari said...

ben annem uyurken yatagina girip gozkapaklarini ayirirdim uyanmasi icin. simdi aynisini kizim bana yapiyor

1:37 AM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Gayri İhtiyari,

Benzer şeyleri ben de yapardım, bir de nefes alıyor mu diye onu izlerdim. Oğlum bebekken Ona da çok yaptım:-)

1:45 AM

 
Blogger KUGUU said...

ANA GIBI YAR OLMAZ....
%1500!

1:53 AM

 
Blogger renkler said...

Evet Kuğucuğum, yaşı ilerledikçe onu kaybetme korkusu da artıyor. O da % 1500...

1:59 AM

 
Blogger Asortik Krep said...

Olur mu şimdi bu yazı! Annecik bu kadar özlenmişken..Dizine yatıp saçlarımı okşasa diye içinden geçirirken ..Çok kötüsün çokkkkk

2:23 AM

 
Anonymous Anonymous said...

Renkler,
Desene tüm anneler üç aşağı 5 yukarı aynı.. Yazdıklarının bir kısmı benim annem için de geçerli.. :)

2:33 AM

 
Blogger Ebru said...

Renklerciğim öncelikle Salı günü için sana çok çok bol şans diliyorum. İnşallah herşey istediğin gibi olur. İkincisi annen hakketen çok şekermiş, aynı benim annem gibi:). Benim annemde aşırı titizdir. O temizlik yaparken bazen bana fenalık gelir. Hele bulaşık sonrası bir tezgah silmesi vardır ki görmeye değer. 1-2-3 derken aynı yeri abartmıyorum belki 5 defa siler. Zaten cila sürmüş gibi parlıyor her yer. Müdahele ettiğimde de şurayı silmemiştim kızım der sanki ben görmemişim gibi. Alem kadın. Allah annelerimizi başımızdan eksik etmesin, onlar için uzun ömürler diliyorum. Sevgiler...

3:10 AM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Asortik,
Kötüyümdür haklısın:-) Ama ne yapayım, alem kadındır benim annem bi anlatayım dedim...

Sevgili bgm,
Annelerin hepsi sanırım benzer, biz de ileride onlar gibi olacağız sanırım. Bazen ben gittikçe anneme benziyorum diye düşünüyorum...

Sevgili Ebru,

Bizim ev çok büyüktü, temizliğe kadın gelirdi ama bir bakardım annem de girişmiş, hem de ne girişme hangisi evin hanımı hangisi temizlikçi belli değil! İyi dileklerin için de sağol, eminim işe yarayacaktır.

3:45 AM

 
Blogger damak tadı said...

Sevgili Renkler'ciğim,
Çarşamba günü içib tebrikler tatlım,senin adına çok mutlu oldum.Dualarımız boşa gitmedi.))
Umarım salı günü içinde aynı kolaylıkla herşey dilediğin şekilde gelişir ve güzel haberlerini alıp mutluluğuna bir nebze de olsa ortak olauruz diye düşünüyorum.Arkadaşlar salıya kadar duaya devam.Canım ya anneni öyle anlattın ki sanki benim annemi anlatıyorsun yanlışlıkla sandım.Tek farkları aniden gelen misafirler olduğu zaman ortalığı toplamaması.Ama herhangi bir şeyi versen bunu saklar mısın diye bilki ondan fayda yok.Anında kayıp araki bulasın.Çok tatlısın canım ya..))Ev işini de hallettiğinze çok sevindim.Anneciğinin ellerinden seninde o güzel yanaklarından öperim.Daima sevgiyle uzun yıllar anneciğin ve tüm ailenle birlikte kalın..

4:30 AM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Gülcüğüm,

Gerçekten sizin dualarınıza inanıyorum. İnşallah herşey hepimiz için güzel geçer. Çok öpüyorum seni:-)

4:51 AM

 
Blogger sardunya said...

salı günü dua edeceğim senin için:))) bu arada inandığım ve çok sevdiğim bir sözdür "ana gibi yar olmaz" nasıl özetliyor bir sürü yazıyı, kucaklamayı, özlemi...

5:13 AM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Sardunya,
Biliyor musun anneciğimin değerini şu sıralar daha iyi anlıyorum. Bizi asla terketmeyecek, arkamızdan vurmayacak, hayal kırıklığına uğratmayacak tek insan onlar aslında...

5:18 AM

 
Blogger Mercan said...

Ah renkler ah, vurdun bizi yine tam onikiden:)
Bütün anneler uzun ömürlü olur inşallah. E buna biz de dahiliz tabii:)
Şaka bi yana, ben de büyüdüm, 2 çocuklu bi anne oldum, ama hala anacığımı ararım herşeyde. Hep yanımda olsun isterim.

12:02 PM

 
Blogger Aa! Deli mi ne? said...

Ayyyy olsun yaa,annen çok tatlıymış yine de.Erkek doğsa kesin komutan olurdu.Hayl Hitler!

Yazını okuduğumda Sanki ilerde büyüdüğümde!benim anneliğim böyle olacak gibi geldi birden ,nedense:)))

Annene slm söyle,ama hep iyi yanlarından bahsettim,seni bi sevdiler bi sevdiler de.Telaşe memuru,bizi bıktıran yönlerini yazdım deme,3 gün küs kalır senle ve mazallah yersin sumsuğu ;P

12:05 PM

 
Anonymous Anonymous said...

annen cok sirinmis, bizden selam soyle ona olurmu? Ben merakli bi ki$ilik olaraktan o istemeye gittiginiz kiz'a ne oldu diye soracagim, ozelse cvp verme ama yasadiklariniz birlikte cok sirinmis:) ozellikle annenin onu onden gondermesi merdivenlerde, kahve olayi filan, cok tatli:)) Bu arada sali gunu icin bol sans.

10:17 PM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Mercan,

Umarım çocuklarımız da bizim iyi ve kötü yanlarımızı değerlendirecek ama yine de bizi öyle kabul edip seveceklerdir... Umarım hayırlı evlatlar olurlar.

10:32 PM

 
Blogger renkler said...

Biyonikçiğim,

Şimdi evlere internet bağlanmak üzere, annem dört gözle blogumu okumayı bekliyo. Bilmem ki ne yapacağım! Ben anneme yemek tarifleri veriyorum, işte neler yaptım o gün filan onu yazıyorum demiştim halbuki!!!

10:34 PM

 
Blogger renkler said...

Sevgili salıncakta iki kişi,

Şimdi o kız ayrı bir panel konusu aslında:-) Bunlar evlendiler, bir kızları oldu ama hiç bir zaman uyumlu bir çift olamadılar. Ne bileyim aralarında uçurum vardı. Ağabeyim sportif biridir, her yere yürüyerek gider, hareketlidir, kızcağız ise şöförlü arabalarda okula gidip gelmiş zamanında; iki blok öteye bile taksi ile giden bir tip; yemek yapmayı filan bilmiyordu ama iştahlı olduğu için birşeyler öğrendi Allah için ve hakkını yemeyelim iyi niyetli bir kızdı... Annemle de çok iyi geçindiler. Ağabeyim biraz sinirli bir tipti o ise çok sakindi. İşte olmadı, ayrıldılar... Ben uzun bir müddet görüştüm ama sonra benim canımı bazı konularda sıkıp beni hep araya sokmaya çalışınca bizim de iletişimimiz koptu. Annemle arada konuşurlar. Ağabeyim sonra bir İsveçli ile evlendi, O da olmadı filan...

Ama burada annemin çok iyi bir kayınvalide olduğunu söylemeliyim. Onların hiçbirşeylerine karışmadı (evlerine gittiğinde ortalığı topladı yine tabi...), hatta ağabeyim haksızsa Ona kızdı ve kızın yanında yer aldı, boşanmalarını hiç istemedi ama bence doğrusunu yaptılar.

10:40 PM

 
Blogger bocuruk said...

Sevgili Renkler,
Önce tebrikler, sonra salı günü için bol şans... Annenle ilgili postunu okurken kendimi annene benzettim. Güzel prensesim çok şikayetçidir benim bir şeyler atmamdan. Ama o da gereksiz biriktirmeyi çok sever. Ben çok şükür annemlerin yakınındayım. Çok da yardımlarını görüyorum. Allah onları başımızdan eksik etmesin. Annem çok ciddi rahatsızlıklar geçirdiği için ben neredeyse lise yıllarımdan beri onu kaybetme korkusu yaşıyorum. Allah gecinden versin. Bu sıralarda da malum babam aynı korkuyu saldı içimize. Zor çok zor...
Önceki postunla ilgili de şunu söyleyebilirim : maalesef özellikle biz kadınlar arasında dostluklar çok zor oluyor. Nedense kadınlarda birbirlerine karşı bir çekememezlik ve yarış oluyor. Doğrusu bu durum beni çok rahatsız ediyor. Bir de herkesi idare edeceğim diyip kaypak davranan hemcinslerimiz var ki insanın güven hissini temelden sarsıyor. Yani karşılaştığın davranış inan birçoğumuzun sıkça karşılaştığı türden. Yaş ilerledikçe zaten dostları o kadar iyi ayırt edebiliyorsun ki. Allah hepimize sırtımızı iç rahatlığıyla dönebileceğimiz, gerektiğinde yaslanabileceğimiz dostlar ve dostluklar versin. Görüşmek üzere canım :)

12:46 AM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Bocurukçuğum,

Allah anne babana uzun ve sağlıklı ömür versin. İnsan ilişkileri ile ilgili de artık kararımı verdim, kimseden birşey beklemeyeceğim, bana sorun veren insanları da hayatımdan çıkaracağım. Bundan sonra biraz rahat davranacağım:-)

12:58 AM

 
Blogger Pru said...

ne güzel anlatmışsın anneni Renkler :)Herkesin en büyük sevgilisi annesi ,değil mi?
bu arada Salı günü için bol şans.

4:37 AM

 
Blogger renkler said...

Teşekkürler Prucuğum:-)

4:43 AM

 
Anonymous Anonymous said...

:) Renkler, ben annene ne kadar benziyorum bir akrabalık mı var acaba :))

7:25 AM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Nilüfer, keşke akraba çıksak, ne güzel olur:-)

7:43 AM

 

Post a Comment

<< Home