Sunday, October 29, 2006

Bayram ve Sonrası:-)

Sevgili dostlarım,

Uzuuuuuunnnn bir aradan sonra yine buradayım:-) Biliyorsunuz bayram sonrası iki günü izin olarak kullandım ve böylelikle koca bir haftayı evimde, ailemle geçirme olanağına sahip oldum. Bu sene tam bir hafta izin kullanmamıştım, bir veya iki günlük dinlenme izinleri alıyordum ama eşimle beraber kullanamamıştık. Bu nedenle onunla ve oğulumla beraber olabilmek adına bu hafta hoştu...

Eeee, bu kadar aradan sonra kısa bir yazıyazmamı beklemiyorsunu herhalde değil mi? Bu haftaya bir göz atmak istiyorum, ileride okur ve anımsarım hem de :-)

20.10.2006 Cuma (DEPREM): Cuma günlerini severim ama o cuma ekstra keyifliydim. Düşünsenize, bir haftalık koca bir tatil beni bekliyordu... Eve giderken biraz trafik vardı ama bu bile benim keyfimi engelliyemiyordu. Evde zaten herkes keyifliydi. Oğlum bu keyfimden ve ertesi gün okul olmamasından faydalanıp dışarıda maç yapmak için izin koparmayı başarmıştı, annem evine gitmişti günün yorgunluğunu atabilmek için, biz de eşimle bir DVD film izliyorduk. Eşim o filmi izlemişti ama ben daha önce izlerken uyuyakaldığım için izleyememiştim. O nedenle o da benimle tekrar izliyordu. O sıra sallantı başladı. Aman Tanrım, kabus geri mi gelmişti. Ben o deprem sonrası paranoya döneminde ikinin üzerindeki tüm depremleri hissedebiliyordum. Bu nednele bunu hissetmemem mümkün değildi. Yalnız kendi adımıza konuşayım o sıralar deprem olunca şu yapılmalı, bu yapılmamalı gibi söylemleri o kadar dinlemiştik ama inanın burada yerimizden kıpırdıyamadık. Sanki donup kaldık. Hayır, tam üzerimizde koskoca ve çok çok ağır cam bir avize duruyor ve o bile sallanıyor! Başımıza düşse yandık. Ama bunu sonradan düşünebiliyoruz tabi. Aynısını büyük depremde de yapmıştım. Oğlumu kucağıma alıp odanın ortasında, lambanın altında durmuştum. O zaman cahildik tabi deprem konusunda ama şimdi bildiklerimizi de unutmuşuz. Neyse biter bitmez annemi, aradım, iyi olduğunu öğrendim, oğlumu sordum çünkü büyük sahadaydılar ve annem onları gözlüyebiliyor evinden. Onlar iyi, herhalde farketmediler, hala oynuyorlar dedi. İyi haber... Neyse, durur muyuz, sahaya gittik, büyük bir mutluluk ve huzur ile futbol oynamaktaydılar. Deprem olunca sahanın ışıklarını kapatmışlar, bunlar da amcaaa aççç diye güvenlikçilere bağırmışlar ama oynamaya devam ederek. Biraz onların futbol oynayışlarını izledik. Çok matraktı. Bir kaleci aynı zamanda oyuncuydu, diğeri sanırım saatlerce oynamaktan yorgun düşmüş arada file önünde oturuyor, gol yiyince de bağırıyordu, bizimki de arada durup terden bulduğu şeylere bakıyor, arada gaza gelip gol atıyordu... Hepsinin ruhu uyumaktaydı, hadi herkes evlerine diyince kimse itiraz etmedi. Annemi de çağırdım ve bizde kaldı, benim de içim rahat etti... Bir gün de öyle bitti.

Bu arada o büyük depremde yaptığım bir komikliği anlatayım: Tabi o çok acı bir olaydı ama sonrasında, kendimize geldiğimizde depremin hemen akabinde yaptığım birşeye çok gülmüştüm... Sallantı bitti, dışarı çıkacağız, kendim giyindim, oğlumu giydireceğim, hiç unutmuyorum sarı bir şort- üst takımı vardı. Gayet güzel onu giydirdim. Sonra çorap çekmecesini açtım. Sarı çorap arıyorum... Ve inanın buldum. Gayet şık şekilde dışarı çıktık! Bunu bilinçli yapmadım, kimbilir o anda ne düşünüyordum. Eeee uyumsuz uyumsuz çocuğu dışarı mı çıkartsaydım. Oysa dışarısı gecelik- pijama ile kendini dışarı atmış insanlar ile doluydu!

21.10.2006 CUMARTESİ: Biliyorsunuz bizim evlilik yıldönümümüzdü. Eşim bana süpriz yaptı ve çok güzel bir otelde bir suit ayarladı. Aslına bu otel evimize çok yakın, ama inanın içeri adım attığınızda sanki evinizden çok uzakta tatil yapıyor hissine kapılıyorsunuz... Öğlen oraya gitmeden oğlumun talimatı üzerine adidas spor ayakkabısı ve pantolon- Nike swetshirt filan aldık. Bu çocuklar ne marka delisi oluyolar... Gerçi biz de öyle değil miydik? Am ao yaşta değil sanırım... Neyse sonra o günkü yuvamıza gittik. O kadar güzel bir manzarası vardı ki anlatamam. Akşam yemeğini odamızda başbaşa yaptık. Romantik hoş bir akşamdı... Ve inanılmaz dinlendik. Evde olduğunuz zaman sürekli bir şeyler yapıyorsunuz, iş, alışveriş, ödevler, sürekli bir koşturma. Orada ise dinlenip televizyon izledik, bol bol konuştuk, durmadan birşeyler yedik içtik. Manzaraya baktığımızda sanki durmuş bir hayat vardı, deniz sakin, gemiler olduğu yerde çakılıydı. Sanki zaman durmuş gibiydi. .Çok huzur doluydu. Sanki sonsuza kadar orada yaşabilirdim (yoooo hayır, sanırım bir günden fazlası sıkardı:-))

22.10.2006 PAZAR: Eve dönüş:-( Alışveriş, ev temizliği, yemek... Herzamanki şeyler:-) Ama sendromsuz bir pazar, azıcık rahatsızlık yok değil, ama kendimi ertesi günün tatil olduğu konusunda ikna edebiliyordum:-)

23.10.2006 PAZARTESİ: Bugün bayram, erken kalkın çocuklar... Oğluşumu hep bu şarkı ile uyandırırım, O da kızar uykusunu böldüm diye, uyumaya devam eder. Size demiştim, bayram diye bir heyecan yok.
Neyse evdekiler kendine gelince anneme kahvaltıya gittik, sonra giyinip süslenip anne ve babamıza gittik, dayımları da ziyaret ettik bu arada. Onların da oğlum yaşlarında torunları var, biraz oynamış oldular... Akşam anne ve babamız, eşimin kardeşi, eşi ve oğulları ile güzel bir yemek yedik. Annemiz yine döktürmüş... Hep beraber olmak çok iyi, ailece yemek yemek... Biliyorsunuz günümüzde bu çok sık olamıyor. Neyse gece eve döndük, film izleyip yattık.

24.10.2006 SALI: Eşim işe gitmek zorunda kaldı. Ben de evde ev kadınlığı yapım, o da iyi geldi. Akşam eşimle Devil wears Prada'yı izledik. Kitabı çok değiştirmişler bence. Ne alakaydı yani? Kadını neredeyse sevi,mli göstereceklermiş, sonunda onun insancıl yanlarını vurgulamışlar! Sanırım Anna Wintour'un gazabından korkmuşlar:-) Bence kitabı daha iyiydi. Ayrıca filmdeki kız daha saf ve iyi niyetli gibi geldi, kitaptaki kız kendisinde kalan kıyafetleri satıp çatır çatır yiyordu, bu saf kız ise öbür asistan kıza verdi! Saçma! Neyse, bana ne....

25.10.2006 ÇARŞAMBA: Dayımlar ve kuzenlerim bize geldi. Çoluk çocuk, bol sohbetli, güzel gün geçirdik. Sabah zaten bayram temizliği yapılmış evi bir temizleyişim vardı, size bunu sonra anlatacağım, çünkü temizlik hastası filan olacağımı sandım o gün!

26.10.2006 PERŞEMBE- CUMA: Evde miskinlik yaptıki oğluşum bizim evde kalmamıza, onun okula gitmek zorunda olmasına fena bozuldu! Eeeee hep öyle biz çıkarken uyumak iyimiymiş! Güzeldi o iki günde, ne diyeyim... Haaa bu arada perşembe günü fitnesse başladık. O kadar kilo almışım ki! Yağ oranımı hiç söylemeyeyim, feci. Yazın tenis oynarken aynı şekilde yiyordum ama iyiydim. Sporu bırakınca aldım kiloyu tabi... Neyse tekrar spor yapmak iyi geldi. Bugün rejime de başladım. Bakalım ne olacak:-)

CUMARTESİ PAZAR: Tatil bitmeye yakın olduğu için biraz bunalımdaydım ama yine de dert etmenin ne faydası vardı ki?

PAZARTESİ: Sendrom, sendrom, sendrom, yüzelli tane mail, beni bekleyen sorunlar ve işler...

Neyse arkadaşlar işler beni bekler, yarın görüşmek üzere...

Renkli Pazartesiler (ne kadar olabilirse:-))

20 Comments:

Blogger KUGUU said...

Evlilik yildonumuz kutlu olsun Renklercigim...

12:29 AM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Kuğu seni görmek ne güzel... Yine aramızda mısın? Hemen bloğuna geliyorum:-)

1:01 AM

 
Blogger Ebru said...

Deprem için geçmiş olsun diyorum. İnşallah hep böyle hafif olur. Büyük depremler yaşamamamızı diliyorum. Sevgiler.

1:06 AM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Ebru,

Allah o günleri bir daha yaşatmasın. Ama insan çok ilginç bir yaratık, o günler ne kadar korkuyor ve evimiz, canımız için depreme karşı çok özeniyorduk. Ev alırken çok hassastık filan. Ama şimdi herşey tekrar unutulmuş gibi... Ev alırken adamlar onun sapı, bunu rengi vs. takılıp kalıyor. Tehlikeli bölgelerdeki ev fiyatları tekrar abartılı noktalara geldi...

1:16 AM

 
Blogger sevilay said...

gecmis olsun, neyseki cok sidetli bir deprem degildi.

Ne güzel anlatmissin haftanisi. Bayram, evlilik yildönümü...

Bu suit olayi hosuma gitti. Belki seneye bende böyle bir süpriz yaparim esime, ama biz hotelin camindan izlersek sadece tas görürüz, burda ordaki gibi bir manzara yok malesef.

Güzel bir hafta diliyorum

3:51 AM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Sevilay,

Aslına manzara hiç de önemli değil, önemli olan birlikte güzel birşeyler yapabilmek, beraber olmak. Bence böyle bir süpriz mutlaka yap, gerçekten çok hoş oluyor...

4:00 AM

 
Blogger yaz said...

Bu depremi bende hissettim. Oturduğum yerde çakılı gibi kaldım hiçbirşey yapamadım. Ne kadar aciziz doğa karşısında. Allah bir daha yaşatmasın inşallah.

Evlilik yıldönümünüzü ne güzel kutlamışsınız. İnşallah hep mutlu huzurlu geçer yıllarınız.

4:05 AM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Yaz,

Güzel dileklerin için teşekkürler. Doğa karşısında aciziz aciz olmasına ama büyük deprem sonrası gösterdiğimiz özeni ve bilgileri de kaybettik diye düşünüyorum. Mesela bir deprem çantamız yok bizim, ya da deprem anında ne yapacağımızı biliyoruz...

4:13 AM

 
Blogger annelog said...

Nice uzuuuun birlikte sağlıklı yıllar dilerim Renkler:)

5:08 AM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Annelog,

Çok teşekkür ederim:-)

5:12 AM

 
Blogger bocuruk said...

Renkler'cim,
Özlemişim yazını. Çok güzel anlatmışsın, hele evlilik yıldönümü programınıza bayıldım. Allah birlikte yaşlanmanızı kısmet etsin.
Güzel bir hafta olsun canım :)

5:14 AM

 
Blogger yaz said...

Renkler cim çantadan da geçtim yaşadığımız evler ne kadar sağlam? mesela bizim ev yılların apartmanı. yöneticiye ya şu eve bir baktıralım sağlamlaştıralım dediysek de kimsenin umrunda olmadı. Valla karamsar düşünmek ve konuşmak istemiyorum ama ev tepemize yıkılmaz inşallah. Ayrıca İstanbul' daki çoğu binalarında sağlam olduğunu zannetmiyorum ki tv de uzmanlarda aynı görüşte.
Büyük depremin üzerinden 6-7 sene geçti ve bir allahın kulu gelipte biz belediyeden geliyoruz evlerinize bakıcaz demedi. Aslında bence belediyeler bu işi üstlenebilirdi ve hatta masrafınıda alsın benden razıyım. Ama maalesef hiç bir önlem alınmadı almadık. Allah vermesin.

5:15 AM

 
Blogger damak tadı said...

Evlilik yıldönümünüz kutlu olsun canım,nice nice güzel senelerle kızınla da inşallahhhhh.
Deprem çok feci idi allah bir daha göstermesin ben bile boş bulunup ne kadar çığlık atmışım..Genelde soğukkanlı olan ben tam panik havası içersindeydim..Allah uzak etsin üzerimizden..Senin adına çok mutlu oldum canım..Umarım bundan sonraki günlerinde aynı güzellik içersinde geçer..

Sana ve ailene mutlu bir hafta diliyorum..Sevgiyle kalın.

5:18 AM

 
Blogger renkler said...

Bocurukçuğum,

Ben de sizi özlemişim:-) Yazmak ve sizlerle dertleşmek günün yorgunluğu ve stresi içerisinde bana mutluluk veriyor. Sigara içen bir insan değilim, hatta bugün öğlen yemeğimi bilgisayar başında yedim, bu nedenle yoğun tempo arasında bile bir kaç dakikamı ayırabiliyor olmak güzel.

Yazcığım,

Bence de evlerin çoğu çürük. İşin kötü yanı da yapılacak birşey yok. Ev alırken bu konuda çok dikkatli davrandık biz. Ama işyerimi bataklık üzerine kurulmuş. Sözde modern ve akıllı binalardan, ama yönetime depreme karşı dayanıklı mı diye sorunca tatmin edici bir cevap alamıyoruz. Ya çocuklarımızın okulları, ya başka bir evde misafirken yakalanırsak, ya da yolda, alışveriş merkezinde... Benim en büyük duam eğer olacaksa biz evdeyken ve hep beraberken olsun. Hem nispeten sağlam, hem de Allah korusun sevdiklerime, özellikle de yavruma ulaşamama çok korkunç olur...

5:22 AM

 
Blogger renkler said...

Gülcüğüm,

Ben de hiç soğukkanlı değilimdir ama o gün beklediğimden daha serinkanlı çıktım. Yani olurken çok korktum ama bitince hazırlanma, dışarıo çıkma organizasyonu, yanıma oğlumun tüm eşyalarını alma gibi konularda çok sakin davrandım. Kendime şaştım yani... Annemin altınları vardı bizde, onları bile yanıma almışım düşün...

5:25 AM

 
Blogger zeyno said...

İlk önce evlilik yıldönümünüz kutlu olsun, daha nice yıldönümleri diliyorum..
Deprem konusuna gelince, bu konuda inanılmaz paniğim, binalarımıza güvenebilsek sanırım bu korku da kalkacak ortadan ama...

5:30 AM

 
Blogger renkler said...

Zeynocuğum, çok teşekkür ederim... Allah bizi sevdiklerimizden ayırmasın, büyük ve yıkıcı depremlerden korusun, biraz da bilinç versin:-) Ne yazık ki her şeyi çabuk unutuyoruz veya umursamıyoruz. Bak herkes Carrefour'da hala... Hülya hanım bile, tabi Fransaya gideceğim, alışverişimi yapacağım diyor. Kolay gelsin alışverişinde... Eh bu kafayla daha gidelim biz...

5:41 AM

 
Blogger Age35 said...

Öncelikle evlilik yıldönümünüzü kutlarım.=)Tatil süper geçmiş..özelliklede otel kısmı..Arada böyle değişiklik hepimze lazım...

11:06 AM

 
Anonymous Anonymous said...

evlilik yildonumuzunu kutlu olsun:) programiniza bayildim :)

sevgiler,
xoxo

6:58 PM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Ageciğim,

Evliliğin monotonluğa gitmesi beni en çok korkutan şeydir. Eşim de bunu istemediği için birbirimize süpriz yapmayı, beraber birşeyler yapmayı seviyoruz. Öptüm:-)

Sevgili Salıncakta iki kişi,

Teşekkür ederim, umarım sen daha güzel programlar yaparsın canım:-)

11:21 PM

 

Post a Comment

<< Home