Monday, October 16, 2006

Hatırlamaya Çalışın...

Hayatıma dair anımsayabildiğim en eski görüntü annemle babama ait. Çocukluğumu geçirdiğim şehirde yazları fuar açılırdı ve herkes dolaşmaya, eğlenmeye, piknik yapmaya, nefes almaya, lunaparka oraya giderdi. Bizim evimiz bu fuara dik uzanan sokaklardan birinin başındaydı. Anımsayabildiğim o en eski anım da sanırım o sokaktan fuara doğru giderken gerçekleşmişti. Bir kere kesinlikle akşamdı, bebek arabamda yatıyordum, uykudan uyanıp gözümü açtım. İlk başta annemi gördüm, sonra yanındaki babamı, arabamı sürüyorlardı... Bana gülümsediler, bir şey söylemeden. Ben de daha fazla uyanık kalamadım ve onlara pek yüz vermeden tekrar uyuyakaldım. Bu çok açık bir şekilde hatırlayabildiğim bir an, çok net gözümün önüne getirebilmişimdir hayatım boyunca...

Fuarın yazın açıldığı, dahası beni sıcak mevsimlerde gezdirebildikleri düşünüldüğünde ben o sıralar 6-9 aylık arası olmalıyım. Bana alınmış olan o bebek arabası pek büyük birşeymiş ve hem yatırılıp hem de oturtulabiliyormuşum. Zaten ikinci hatırlayabildiğim an da bir çarşı dönüşü veya gidişi olduğunu tahmin ettiğim bir zamanda giriş katımızda olan komşulara bebek arabam ile uğramamız ve bir süre orada durmamız. Şimdi bunda hatırlanacak ne var bilmiyorum ama hatırlıyorum işte. Ama o zaman arabada oturuyordum ve arabamın önündeki renkli topları çeviriyordum.

Annem bunların kendi anlattığı anılar olabileceğini, bunları hatırlayamayacağımı söylüyor ama çok net şeyler. Hem belleğim kuvvetlidir, çok zorlasam geçen sene bugün ne yediğimi hatırlayabilirim:-)

Üçüncü anım ise oyuncak ayıcığım Tombiş ile ilgili. Tombiş ile büyük aşk yaşardık. Kahverengi ayıcığım ile beraber uyur ve gece boyunca ona sıkı sıkı sarılırdım. Bir gün annem bu yumuşak oyuncağımı yıkamış ve tabiki de akşama kadar kurumamış! Dolayısı ile onunla yatamayacağımı söylemişlerdi. Çok ağladığımı hatırlıyorum. Annem "Tombişim seni benden ayırdılar..." diye feryat ettiğimi anlatır. Hatta o kadar bıktırıcı olmuştum ki annem Allahından bul diyerek ıslak ıslak onu yanıma vermiş ve uyuyunca onun yerine daha az sevdiğim sosis köpeğimi koymuş. Annemin Tombişe hazırladığı yeşil-siyah-beyaz dantel yelek hala gözümün önündedir:-) Ondan çok daha renkli, çok daha güzel oyuncaklarım olmasına rağmen en sevdiğim hep o oldu o dönemde, eee sevgi bu:-)

Sonraki anılarımın zaman aralıkları daralıyor... Komşularımız, bana zorla yumurtalı patates kızartması yediren cicannem, arada ölü numarası yaparak bana şok geçirten bakıcım:-) Ki onu size anlatmalıyım. Sevgili Gönül ablamı... Yaşadığım şehirde çok fazla çingene (Roman) bakıcı olarak çalışmaktaydı! Annem uzun süre Gümüşhaneli bir bakıcıya beni baktırmış ama kadın yaşlanınca genç bir kız aramak zorunda kalmış. Bir bakıcı beni döverken (gözleri keskin karşı apartman komşularımız tarafından bu olay tespit edilmiş ve ciciannem tarafından sert bir şekilde işten atılmışlardı)ve bir ikisi evden yiyecek filan çalarken yakalanınca annem titiz bir araştırmaya girişmiş ve Gönül ablaya ulaşmış. Çok iyi bir kızdı ve onu çok severdim aslında... Yani benimle oynardı, beni eğlendirirdi, çok temiz ve iyi giyimliydi. Yemyeşil gözleri çok gür saçları vardı. Şu dansöz yarışmasında birinci gelen Reyhan'a benziyordu... O iyi bir Romandı... Ama bir iki vukuatı oldu onun da ... Biri ki beni en çok etkileyeni beni ve alt kat komşumuzun benden 3 yaş büyük yeğenini gezdirmek üzere götürdüğü fuar alanında kaybetmesiydi. Bizi çocuk bahçesine getirdi, ama yaz olmadığından biraz tenhaydı. Sonra bir adam geldi ki onun daha önce tanıdığı biri mi, sevgilisi mi, yoksa orada mı tanıştı hatırlamıyorum. Bize biraz orada oynamamızı, sonra alacağını söyledi. Lakin hava karardı ve ne gelen ne giden vardı. O zaman ben 4-5, öbür kız da 7 yaşında filanız! Herkese Gönül ablamı gördünüz mü diye soracak kadar da saf... Neyse biz ağlaya zırlaya fuarı dolaştık ve Gönül ablayı bulamadık. Ama annem, babam ve yanlarında bir iki tanıdık hem bizi hem de Gönül ablayı buldu. Gönül abla da ciddi bir şekilde azarlandı tabi, ama beni ona emanet etmeye devam ettiler! Tabi sıkı kontroller altında. Sanırım annem çaresizdi, iyi bir bakıcı bulmak o dönemde de çok zordu ve şimdiki gibi profesyonelce bu işi yapan kişilere ulaşmak en azından benim yaşadığım şehirde imkansızdı.

Gönül ablamın bir başka vukuatı da demin söylediğim gibi oyunlarda ölü numarası yapmasıydı. Ben de ağlar, onu kaldırmaya çalışırdım. Bir de uzatırdı bunu! Alt kattaki ciciannemin kızı ile aynı yaştalardı. Bizim evde eski, kullanılmayan oymalı kakmalı bir soba vardı. Orada sigara saklarlardı. Annemlerden gizli gizli sigara içerlerdi, hem de benim yanımda!!! Ben de anneme söylemiştim ve yerini gösterdim. Oh olsun onlara:-)

Görüyorsunuz ne şartlarda büyümüşüm, ama o renkli insanların benim karakterimi etkilemiş olduğunu da düşünüyorum. Bir çocuk tüm hayattan izole yetiştirilmemeli bence... Gerçi çoğumuz prenses gibi büyütülmüşüzdür ama değişik insanlar ile karşılaşmışızdır da. Bazen eşim şöyle der: Sende biraz çingene ruhu var, bence haklı, nasıl olmasın ki!

Gönül abla Almanya'ya çalışmaya gitti sonradan, bir Alman ile evlendi. Yıllar sonra bizi ziyarete gelmişti, ne sevinmiştim... Kim bilir şimdi ne yapıyordur, nerelerdedir?

Daha sonraki anılar anlatılmakla bitmez... Evde geçen çocukluğum, okula başladığım gün (ki onu da bir gün anlatayım bari) okul günlerim, ilkokul öğretmenim ve sınıf arkadaşlarım, sevdiğim oyunlar, sevdiğim tatlar...

Sizin en eski anınız ne? Hatırlayabileceğiniz en eski görüntüler kime ya da neye ait?Biraz hafızaları zorlayalım:-)

17 Comments:

Blogger Mercan said...

Renklercğm, bende balık hafızası gibi bi hafıza olduğu için, pek övünemeyeceğim:) Gerçekten de şu sıralar pek bi unutkanım. İnşallah toparlarım kendimi...
Benim de bebekliğime dair net hatırladığım anılarım var. Fakat şöyle bi gerçek de varmış, o döneme ait resimler ve anlatılanlar hafızaya oyun oynayıp, sanki gerçekten hatırlanıyormuş gibi hissettirebilirmiş. Yani yaşadıklarımız zaten beynimide kayıtlı duruyormuş. Fakat hatırlama da da bi yaş sınırı varmış. ve genelde 3 ten öncesi de hatırlanmazmış. Yani resimler, anlatılanlar, objeler bize hatırlatma duygusunu yaşatıyormuş. Ben de mesela 2 yaşındayken merdivenlerden gülerek indiğimi, fakat ayağımın kaydığını ve çok kötü düşüp ağladığımı hatırlarım. Ya da 1-2 yaşlarındayken yine düşüp, kafamı dolabın köşesine çarpmıştım. Çok net anımsadığım, dadımdan ayna istemişim, aynada kafamdaki yarayı görmüşüm. Sonra beni taksiyle doktora götürmüşlerdi. Alnıma dikiş atılmıştı. Ben kafamdaki bandı yukarıya itmeye çalışıyordum. doktorum da yapmamam gerektiğini söylemişti ve bana şu an bile gözümün önüne gelen bi oyuncak vermişti. Tabii bu olaydan sonra annem işini bırakıp kendi bana bakmaya başlamıştı.
Çok çok küçükken yaşadıklarım ile ilgili hatırladığım her şeyin fotografı olduğu için, emin olamıyorum. Acaba anlatılanlardan mı etkilendim, ya da gerçekten anımsıyormuyum diye.

12:03 AM

 
Blogger Mercan said...

Ya şu bakıcınla yaşadıkların ne kadar korkunç. Ya sizi birileri kaçırsaydı, başınıza kötü şeyler gelseydi. Allah korumuş valla.
Gerçi günümüzde de ne bakıcı hikayeleri duyuyoruz. Çok çok iyi olanı bulmak büyük bi şans. Ben biraz da kötü olaylarla ilgili duyduklarımdan etkilendiğim için işimi bırakmayı tercih ettim. Ama tabii ki çalışmak zorunda olanlara, ya da işini bırakmak istemeyenlere bişey diyemem. Büyük bi şans sadece. Benim kimi arkadaşımın bakıcısı 5-7 yıldır aynı kişi, kimi de yılda 2-3 kere değiştiriyor. bu işlerle uğraşmak da zor.

12:22 AM

 
Blogger renkler said...

Mercancığım, bence senin hafızan da epey iyi:-) Dediklerin doğru olabilir... Aslında bebek arabamın resimleri var, önünde renkli toplar olduğunu biliyorum, ama onları döndürdüğümü de iyi hatırlıyorum. Bir de benim gözümden anne babamı hatırlıyorum. Bence bunlar bir fotograf karesi olamaz. Bilmem, belki de olur:-) Neyse, önemli olan hafızalarımızda gerçek veya fotoğraf olsun bu karelerin yer alması.

Ayna dedin de başka bir anımı anlatayım bari:-) bir gün aynada kendime bakıyordum. Bir baktım gözümün biri yeşil, diğeri kahverengimsi, ela gibi! Şok oldum tabi, hemen anneme koştum, O da dedi ki senin gözlerin böyle, renkleri birbirinden farklı. Gerçektende aslında gözlerim yeşil ama birinde ela bir leke var. Ancak ışıkta çok dikkatli bakılırsa anlaşılıyor. O zaman şok olmuştum, kaç yaşındayım hatırlamıyorum.

Çok renkliliğim doğuştanmış anlaşılan:-)

12:35 AM

 
Blogger Ebru said...

Sevgili Renkler benim de çocukluğumun çok erken dönemlerine ait anılarım var. Bunu anneme anlattığımda aynen senin annen gibi benimki de hatırlaman olanaksız diyor ama ben hatırlıyorum işte ne yapayım. En eski anım dedemin öldüğü gün aslında o dönemde 1,5-2 yaşındaymışım ama hatırlıyorum. Anneanneme gidişimizi, annemin o odaya girişini, ağlayışını çok net hatırlayabiliyorum. 2. anım yine anneannemde bahçede teyzemle beraber oynadığım biran. Sonraki de 3 yaşındayken kızkardeşimin öldüğü gün, annemin bana ağlayarak sarılışı, o dönemlerde kuzenimle oynadığım oyunlar. Daha çok var ama en net hatırladıklarımdan bazıları bunlar. Sendeki performansda iyiymiş yani. Hafızan çok kuvvetli. Bakıcıyla ilgili hatırladıkların bir felaketmiş neyseki kazasız atlatmışsın. Biran kendi çocuklarımı düşündüm ve ürperdim valla. Hep güzel anılarımızın olması dileğiyle sevgiler.

12:55 AM

 
Blogger renkler said...

Ebrucuğum,

Bakıcım da çok gençti sanırım. Annemler nasıl emanet edebildiler sonradan anlamıyorum. Neyse... Ben oğlumu üzerinde çok titizimdir. Doğumundan itibaren annemle ben baktık ona. Ben işteyken gözüm arkada kalmaz çünkü emin ellerde olduğunu biliyorum Allaha Şükür. Oğlum üzerinde bu kadar titizlenmem belki yaşadığım o nahoş anıdandır. Yani kaybolmaktan çok korkmuş olmamdan... Çocukların anıları hayatlarında ne kadar etkili oluyor ve hayatlarını çizebiliyor değil mi?

1:02 AM

 
Blogger Mercan said...

Renklerciğim, benim gözlerim de yeşildir. Bir tanesinde de minik, turuncu bir leke vardır ( çok iyi bakmak lazım). Bana da hep gözünde portakal var derlerdi de, ben "nasıl yani" olurdum:)

1:19 AM

 
Blogger fatos said...

Renklercim, anlatılanlardan resimlerden vs. sonuçta senin dediğin gibi o karelerin hafızanda olması güzel... Ben biraz unutkanım sanırsam, en eski 3 yaşında babamın anaannesine yaramazlık yaptığımı hatırlıyorum.. Unutmak çok kötü yaa, mesela ben 5 yaşındayken anaokulunda yaşadıklarımı hiç hatırlayamıyorum, keşke birkaç kare hatırlayabilseydim:)

1:26 AM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Mercan,
senin gözler benimkinden de ilginçmiş:-)


Fatoşçuğum oğlum daha kaç yaşında, o da anaokulu anılarını pek hatırlamıyor. Sadece yaptıkları gösterileri hatırlıyor. Bir de unlara bir gün kedi, aslan vs makyajı yapmışlar, işten aldığımda eve zor yürüdü. Kimse beni böyle görmesin diyerek, onu hatırlıyor.

1:32 AM

 
Blogger Asortik Krep said...

Benim hatırladığım en eski anım babamın askere gitmesi ve benim annemle kaldığımız zamanlar..4 yaşındaydım ve babam 4 ay askerlik yapmıştı..
Bu arada son yazımda bir yanlışlık olmuş ve sayende düzelttim..Haberin olsun :)

2:15 AM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Asortik,

Neyse ki baban 4 aycık yapmış askerliğini yoksa annen için zor olurdu:-)

2:17 AM

 
Blogger ceyda'nın tükkanı said...

Yazını okuduktan sonra düşündüm ama sanırım 4 yaşından geriye gidemiyorum ben:(( Hatırlayabildigim en eski anılar kres ve o dönemde oturduğumuz apartmandaki diger cocuklar:) Kresi hic sevmemiştim. Oncesinde bir dadım varmıs keske onu hatırlayabilsem çok iyi bakmış bana. Artık Gökçeadada oturuyor. Yıllar sonra telefonunu bulup aramıştım çok mutlu olmuştu. Hala şimdi de ara ara da olsa konuşuruz:))

4:54 AM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Ceyda,

Kreşi sevmemene üzüldüm. Benim oğlum ilk gittiği anaokulunu çok sevmişti, oraya ait yine birşeyler hatırlıyor, müdür bey onlara sık sık şeker filan verirdi, onu hatırlıyor. Ama sonra gittiği anaokulu biraz sertti, onu hatırlamıyor. Bence beynini kötü anılara kapatmış durumda:-)

5:05 AM

 
Blogger Asortik Krep said...

Renkler, o zaman öğretmenler 4 ay yedeksubay olarak askerlik yapıyordu şansımıza :)
Bende eşimi evliyken askerden bekledim..Çağıl 5 yaşındaydı :))

5:08 AM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Asortik, desene annen ile kaderiniz aynı olmuş:-)

5:17 AM

 
Blogger vintage biscuit said...

cok guzel bi konu bu ...
aslinda arada yarim yamalak sisli goruntuler beliyor gozumun onunde ... net bisey degil ...

yazlikta deniz kabugu toplayisimiz --halamlarin bahcesinde elma agaclari -- dizimin kanayisi ...

kisa kisa ama bissuru sey hatirliyorumm

9:28 AM

 
Blogger zeyno said...

Ben çok iştahsız bir çocukmuşum. Birgün teyzem geldi bize(çok iştahlı olan kızıyla birlikte) Önce kızını besledi, sonra beni oturttu karşısına. Allahım nefes almama bile izin verniyor, habire dolu kaşığı boşaltıyor ağzıma.Karşı koyamıyorum çünkü biraz da korkuyorum. Bu yaşa geldim halen unutamam, hayatımın yemğiydi...
Çok küçük yaşlarıma ait hatırladıklarım var benim de. İmkansız deseler de hatırlıyorum, sonra doğru öyle olmuştu diyorlar....

10:15 AM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Vintage,

Bende sisli görüntülerden ziyade net anılar oluyor. Hayatımın felsefesidir zaten: Ya hep ya hiç:-)

Sevgili Zeyno,

Seninki pek hoş bir anı değilmiş. Benim oğlum da iştahlı değildi, annem de zamanında çok tıkıştırmıştır, akşam ona bir sorayım onu hatırlıyor mu diye:-)

10:39 PM

 

Post a Comment

<< Home