Wednesday, October 11, 2006

Hayat hep pembe olsa? Çok mu sıkıcı olurdu?

Sevgili arkadaşlarım... Sizleri ve bloğumu çok özlemişim. Üç gündür büyük bir koşturma içerisindeyim biliyorsunuz. Hani şu meşhur sunumum. Bu gün saat üçe kadar toplantı vardı. Amerikan, Rus ve Türk grupları toplandı ve kafam ingilizceden şişti... Zaten başağrım sabahtan başlamıştı. Bir ağrı kesici ve sade kahve için neler vermezdim! Ama sunum iyi geçti, bence başarılıydı. Yabancıların gözünü boyayabildik sanırım. Bizim rakibimiz bir Çin firması, onların detayları o kadar uyduruk ki. Bizim detaylarımızın kalitesini vurgulayan bir sunum yaptım. Çözüm farklılıkları o kadar açık ki. Ama büyük bir fiyat farkı da var ortada, onlarınki daha ucuz. Bakalım ne kazanacak? Fiyat mı kalite mi? Bana iyi şanslar dileyen tüm arkadaşlarıma teşekkür ederim.

Bu dünya, yani blog dünyası ne ilginç değil mi? Birdenbire dostların oluyor... Üzüldüğünde teselli ediliyorsun, biliyorsun ki yalnız değilsin. Onlardan şans dilemelerini istiyorsun, bakıyorsun ki içten mesajlar gelmiş. Sevinç de üzüntü de paylaşılıyor. Gerçek dostluk bu değil midir?

Dün bana çok yakın olduğunu sandığım iki kişiden büyük bir kazık yedim. Üstelik zor bir anımda... Bu beni o kadar kırdı ki. Bütün akşam ağladım. O kadar kırıldım. Eşim de çok üzüldü bu duruma ve şaştı. Çünkü onun yakınları o kadar içten, o kadar gerçek dost ki... Bu tip ilişkiler hiç yaşamamış. Ağladığım zor anımda daha da zor duruma düşmek değildi, yanıldığıma ağladım, aslında hayatta ne kadar yalnız olduğumuza. Bir an sizler aklıma geldiniz ve eşime dedim ki, işte ben bu yüzden yazıyorum, belki o insanları yüzyüze tanımıyorum ama birimiz dertlensek en azından destek alıyorsun. Birimiz kötüyken birçoğumuz iyi olabiliyor ve moral verecek gücü oluyor. Bu sayede insan kendini yalnız hisstemiyor. Aslında herkes benzer bunalımlar yaşıyor ve karşısındakini anlıyor. Blog yazmama çok sıcak bakmayan eşim belki de haklısın dedi. Sonra gerçek hayattaki en iyi dostum Wish'i aradım. Canım benim, sen olmasan ne yapardın dedim... O da bana destek verdi. Bana ondan daha yakın olması gereken insanlar beni terketmişti. Bu gün de toplantıdan önce berbat bir ruh halinde dertleştik...

Neyse en azından bugünü hayırlısı ile atlattım ki bu da bir mutluluk nedeni. Allah geçer dert versin zaten. Herşey düzelir bir şekilde değil mi?

Hayat hep pespembe olsaydı, hep mutlu olsaydık, huzur içerisinde bir dünya sunulabilseydi bizlere... Çok mu sıkıcı olurdu acaba?

Sizi dertlerimle sıktım, umarım yarına daha sevgili konulardan bahsedebilirim.

Mutlu olabilmeyi dört gözle bekleyen herkese iyi şanslar:-)

12 Comments:

Blogger Mercan said...

Sunumunun iyi geçmesine sevindim. Tabii ki kalite kazanır, diyelim inşallah.
Moralini bozma sakın. Hiçbir şey için değmez. Hatta ben de şu an senin gibi benzer bi ruh halindeyim. Son postuma bi göz atarsan anlarsın.
Sunumundaki başarı inşallah moralini arttırır biraz.

Tekrar böyle ol :)))

6:51 AM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Mercan,

Postune mutlaka bakacağım, bu gün güzel sunumun şerefine biraz zaman ayıracağım.Sen de böyle ol :-)))

6:54 AM

 
Blogger ceyda'nın tükkanı said...

Sunumunu başarılı geçmesine çok sevindim:)) Ben zaten bu çinlilere gıccık oluyorum. Ucuz ucuz çıkıyolar piyasaya.

Buradaki dostluklar gerçekten inanılmaz ve beni çok mutlu ediyor. En dogru da çıkarsız olanı değil mi zaten. İyi günde kötü günde destek olmak. Sen sıkma canını burası gayet samimi ve içten:)

8:32 AM

 
Anonymous Anonymous said...

Hayat o kadar garip ki.. tam buldum, bu kisi benim dostum dedigin anda yanildigini anliyorsun... Eee diyorum ki bende kimseye guvenmeden nasil yasanir? yasanmaz ki... Zamaninda cok buyuk kaziklar yemis birisi olarak derim ki hic uzulme, cunku o seni uzenler eminim bir gun anlarlar ama karsiliginda cok cici bir insani kaybetmis olurlar...Her zaman iyiler kazanir :)

Sunumunun guzel gecmesine cok sevindim, hayirli sonuclarinida bekliyoruz..

kendine iyi bak, sevgiler,
Banu

4:35 PM

 
Blogger renkler said...

Secgili Ceyda,

Türkiye'de genelde inşaat sektöründe insanlar kaliteye değil parasına bakar... Fakat son zamanlarda (bir iki yıldır) özellikle büyük ölçekli işlerde inşaat firmaları ve mal sahipleri risk almak istemiyorlar ve kalitenin bilincine varmış durumdalar. Bu bence olumlu bir gelişme, kimbilir ileride en ufak işlerde bile sadece kalite aranır... Bu iş Rusya'da. Orada da fiyat önemli ama bu iş öyle büyük ki riske gireceklerini sanmıyorum. Bakalım:-)

Sevgili Salıncakta iki kişi,

İşin ilginç yanı bu insanlardan ilk kazık yiyişim değil ama ilk kez zor bir anımda oldu. Umarım artık salaklık etmem de bir daha kanmam.

Arkadaşlar, destekleriniz ve sıcak yorumlarınız için teşekkür ederim:-)

10:50 PM

 
Blogger KUGUU said...

Oldu da bitti masallah, ihale sizde kalir insallah:))
Gozun aydin RENKLERcgm sunum basarıyla gecti bitti, darisi sonucuna.
Kuguboynu:)

11:52 PM

 
Blogger renkler said...

Sevgili kuğu,

Sağol canım, ben elimden geleni yapayım da alamazsak da çok üzülmem.

11:57 PM

 
Blogger Asortik Krep said...

Sen güçlü birisin bak kötü bir zamanda iyi bir sunum yapabilmişsin..Kolay kolay yıkılmazsın :))

2:26 AM

 
Blogger renkler said...

Asortikçiğim, bu sıralar böyle motive edici şeyleri duymaya çok ihtiyacım oluyor, sağol...

3:47 AM

 
Blogger Ebru said...

Renklerciğim boşver sen seni üzenleri bizler varız senin de dediğin gibi. Bende senin gibi düşünüyorum. Birbirimizi sadece sayfalarımızdan tanısak da dostuz değil mi? Çevremizde ne kadar iyi insan varsa bir o kadar da kötü var. Herkesi kendimiz gibi zannedip, iyi niyetli olup kırılmak maalesef benim de çok yaşadığım birşey. Boşver dostlar az olsun öz olsun. Kalan sağlar bizimdir. Bak seninde dediğin gibi çok yakın arkadaşın Wish var yanında ne güzel. Sevgiyle kalman hiç üzülmemen dileğiyle.

5:04 AM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Ebru,

Bundan sonra artık bana sadece sorun getiren insanları hayatıma almamaya karar verdim. Kendi psikolojim için bu en iyisi. Az ama öz dostum olsun. Sizler de iyi ki varsınız:-)

5:16 AM

 
Anonymous Anonymous said...

Blogosphere*

Fransa ismini cogu kimse eminim duymak bile istemiyordur ama 61 milyonluk bu ülkede 4,5 milyon blog sahibinin olması ve Fransiz bloglarinin Avrupa Birligi icinde en cok ziyaret edilen bloglar olarak bütün ülkeleri geride birakmasi ilginc..blog merakina hemen birde isim koymuslar Blogosphere ...Türkiye' de kac kisinin blogu var Allah askina bir bilen var mı yaa ?

* ilk e harfi aksanli yaziliyor, klavyede nasil yazilir bulamadim, yani Gaykedi Frankafon degil :)

http://www.gaykedi.blogspot.com/

8:25 PM

 

Post a Comment

<< Home