Tuesday, October 03, 2006

Kendimize çok da haksızlık yapmayalım!

Bu sabah eşime kahvaltıyı hazırladım, kendim de hazırdım, evin derli topluluğu da fena değildi,sonra bi 15 dakikam var ne güzel diyerekten televizyonu açtım, koltuğa uzandım. Aslında sevdiğim bir sabah programı var, ne tam haber, ne magazin. Buraya kadar güzel... Fakat sinirlerimi zıplatan bir konuşma yaptı ki ben bu konuyu ne zaman duysam çok sıkılırım. Şimdi efendim hani Kurban Bayramı 9 güne tamamlanmak isteniyor ya, turizmciler özellikle bunu istiyormuş ki bu sezonki zararlarını çıkartabilsinler (turizmciler yerli turisti ancak şimdi hatırlarlar zaten, tüm yaz yüzlerine bakmazlar, neredeyse yerli turist gelmesin derler,neyse...)

Sunucunun yorumu şöyle ki çok çok klişe: "Dünyanın en çok tatil yapan ülkesi Türkiyem....., tatili en çok seven millet olarak..... " Ya arkadaşlar şu klişe ve bayat yorumu yapmaktan bıkmadınız mı? Nereden biliyorsunuz dünyanın en çok tatil yapan ülkesi olduğumuzu? Nereden çıkarttınız? İyi ki iki dini bayramımız var. Hıristiyanların Noel tatillerini bilmiyorsunuz sanırım. Yabancı bir şirkette çalıştığım için o dönemlerde ne kadar iş kaybı olduğunu, dolayısı ile bizim de etkilendiğimizi biliyorum. Bunun yanısıra daha dün Almanya'da iki Almanyanın birleşme günü vardı ve tatildi. Şükran gününü, Paskalya tatilini unutmayalım. Bunun dışında böyle tek günlük o kadar tatilleri oluyor ki. İngiltere ve kraliçeye bağlı tüm ülkelerde kraliçenin doğum günü tatildir. Geçenlerde Rusya ile bağlantılı çalışan bir bayimizin söylediğine göre Rusya'da hemşireler günü, kadınlar günü ve daha bir çok gün tatilmiş.

Hadi yine bizim bayram gün sayımız fazla olsun, ki değil, kaç gün izin yaptığınızı bana söyler misiniz? iki hafta dediğimiz şey aslında hafta içi olarak bakılırsa 10 gün. Koca yılda 10 güncük. Ancak o şirkette 5 yıl çalışacaksın da, 3 hafta mı ne olacak... Almanya'da insanlar 1,5 ay tatil yapıyor. Bazı Avrupa şirketlerinde daha fazla...

Peki günde kaç saat çalışıyorsunuz? İşlerin hep omuzunuza yüklenmesi nedeni ile mesaiye kalmak zorunda kalıyor musunuz? Kaç kişi mesai parası alıyor? Bizim şirkette yok mesela. Avrupalılar kadar organize çalışır ki mesaiye kalmak gerekmez bile. Zaten çalışma saatleri dışında bir dakika bulamazsın onları. Evet, doğrusu da bu...

Peki Türkiye'de cumartesi günleri de çalışan bir çok insan var. Avrupa'da neredeyse dükkanlar bile açık değildir cumartesileri (gerçi şimdi biraz açılmaya başlandı sanırım, ama eskiden hiç de öyle değilmiş.)

İnsanlarımız yorgun, insanlarımız İstanbul ve diğer büyük illerde neredeyse şehirlerarası yol yaparak evlerine ulaşıyor, Trafikte strese giriyor, insanlarımız moralsiz. Tatili istemek suç mu sizce? Ayrıca kim tatili sevmez? Tüm dünya halkları sever. Sevmeyen işkoliktir ve işkoliklik bir çeşit hastalıktır.

Bu durumda kim daha çok tatil yapıyormuş sayın sunucu? Biz çok mu tembeliz? Buna inanmıyorum. Zaten daha sonra bununla ilgili de bir yazı yazacağım. Tamam benim de kızdığım konular var. İnsanların birbirine saygı duymaması, temizliğe özen gösterilmemesi, bir türlü organize olamamak, bir türlü grup bilincine sahip olunmaması, zamanında işlerin halledilememesi... Ama sözkonusu konuya katılmıyorum. Bunu empoze etmek çok yanlış.

Bir de neden biz hep: Biz Türkler şöyle milletiz, biz zaten hep şunu yaparız, bir tek biz şunu böyle yaparız gibi cümleler kurarız ki... Tamam bunları tespit etmek güzel, peki ne yapıyoruz bunlardan kurtulmak için? Biz Türkler ne saygısızız diyen eğitimli bir beyefendi bile trafikte canavarlaşabiliyor, küfür ediyor, trafikte önünüze geçiyor. Tatili seven bir millet olmakla kendini suçlayan kişiler en bayılarak tatil yapan kişiler çıkabiliyor mesela...

Bir radyo programı vardı, bir keresinde konu şuydu: "Bizi arayın, ve Yalnız biz Türkler...... yaparız gibi cümleler kurun" O kadar şey çıktı ki. Tamam belki çoğu doğruydu ama beni bu program çok rahatsız etti. Ben de arayıp şöyle haykırmak istedim: Ancak biz Türkler böyle bir konu seçip bu kadar kendi kendimizi aşağılar ve sonuçta da hiçbirşey yapmayız!" Bir Almanın çıkıp ta kendi tipik özellikleri ile dalga geçmesi mümkün değildir mesela. Kendilerinde büyük bir özgüven vardır. Bunu çocuklarına da empoze ederler. Yanlışlarını bile önemsiz olarak kabul edenleri vardır. Çünkü herşey düzeltilebilir diye düşünürler... Ve düzeltirler de...

Lakin biz sadece kendimizle dalga geçeriz. Çocuklarımız da bunu duyar, bunu görür, bunu bilir. Bu hep böyle gidecektir... Sonra çocuklarımız neden kendine güvenmiyor diye sızlanırız.

Bilmiyorum. Çok üzgünüm. Keşke birşeyler yapabilsem. Keşke hepimiz tüm Türkiye olarak bu konulara gülüp dalga geçeceğimize birleşip birşeyler yapsak. Radikal kararlarla bir milat günümüz olabilse. Atatürk perişan bir ortamda, yorgun insanlar ile çok daha zorlarını yapmıştı... Belki başımızda artık O yok ama biz Onun çocukları değil miyiz? Neden olmasın?

18 Comments:

Blogger yaz said...

Renklercim öyle güzel yazmışsın ki keşke bu postunu o spiker ve diğerleri okusa. Tatillerimiz konusunda kesinlikle katılıyorum. Bende yurtdışı ortaklı bir firmada çalışıyorum ve gerçektende o kadar çok tatilleri var ki biz şaşırıyoruz.
Ayrıca işkolik insan olduğuna inanmıyorum ben. Sadece aşırı hırslı insanlar var bence. Ya para hırsı yada kariyer hırsı insanları hastalık derecesinde çalışmaya iter. Yoksa sırf zevk için deli gibi çalışmaz insanlar. Birde gözlemlerimden ve yaptığım işten dolayı bir tespitim var. Haftasonu dahil çalışmak isteyen birinin mutlaka evinde yada özel hayatında sorunları vardır ve bu konuda hiç yanılmadım.
Birde ülkemizdeki sorunlar yada alışkanlıklarımız kesinlikle dalga geçilecek hususlar değil aksine çok önemli ancak esefle bahsedilecek konulardır. Maalesef bizim medyamız bilinçli yada bilmeden çok hatalar yapıyor.

12:41 AM

 
Blogger cenebaz said...

Şu tatil konusunda haklısın. Ben zaten eski bir bankacı olarak o uzun tatilleri hiç yaşayamadım. Özel banka olduğumuz için ve devlet de o aradaki günleri idari izin olarak verdiği için bizde bu kural çalışmazdı. Zaten hakkımız olan yıllık izinleri bile tam kullanamazdık. 15 gün diye başlar, çarpışa çarpışa 7-10'e razı ederdik. Şimdi gerçi hep tatil, hep tatil ama oğlum okuduğu eşim de çalıştığı için hala tatiller önemli bizim için.

12:48 AM

 
Blogger KUGUU said...

Cok guzel ve motive edici ifade etmissin..

12:52 AM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Yaz,
Bizim şirkette de bazı kişiler saat 9-10 lara dek kalıyorlar, ne bileyim cumartesi günleri hatta bayramlarda bile geliyorlar. Üstelik bir kadının 4 yaşında bir kızı da var, hep bakıcı baktı yavruya.

Bir de şu uzun mesailer üst yönetime iyi görünme çabası olarak da değerlendirilebilir. Bunu da bir gün yazacağım çünkü çok saçma...

12:58 AM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Çenebaz,

İster çalışalım, ister çalışma yalım, eşlerimiz ve çocuklarımıza bağlı olduğumuz için tatiller hepimiz için önemli, dinlendirici ve huzur verici. İnsanların o kadar sıkıntısı ve sorunu varken birkaç günlük tatili birbirimize çok görüyoruz. Uğraşılacak başka konu kalmamış gibi...

Sevgili Kuğu,

Değerlendirmen için teşekkür ederim:-)

1:01 AM

 
Blogger huysuz ve tatlı said...

renkler, katılıyorum sana. yakın bir arkadaşım paris'te çalışmaya başladı ve çok fazla tatil yaptıklarını, yıllardır ilk kez dinlendiğini söylüyor.
medeni çalışma şartları bu olsa gerek. ve biz maalesef yoksunuz bundan. özllikle bizim sektör berbattır hatta. dediğin gibi en büyük sorun organize olup, programlı çalışamamak. çok muzdarip olduğum bi konu bu benim de...

1:14 AM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Huysuz ve Tatlı,

Bizim sektör, hele şantiyede çalışanlar ciddi söylüyorum en çok yorulan, dolayısı ile en az dinlenen insanlar. Rusya'daki şantiyelerde Rus işçiler sadece mesai saatlerinde çalışırken bizim işçilerimiz 48 saat uyumadan çalışabiliyor işi zamanında teslim edebilmek için. Bu durumda bizler tembel miyiz, o işçiler çok mu tatil yapıyor. Herkes de birbirinin oyununa gelip bu ucuz lafı diline dolamış durumda...

1:22 AM

 
Blogger Ebru said...

Renkler sana kesinlikle katılıyorum. Toplu tatil olunca gözlerine batıyor galiba. Üstelik senin de dediğin gibi senede sadece 2 defa o da günler uygun olursa uzun oluyor. Benim gün aşırı gündüz çalışıp, gece nöbet tutup, ertesi gün tekrar mesaiye başladığım günler oldu. Şimdi ayda bir ya da iki kez bunu yaşıyorum. Bazı aylar nöbet hafta sonuna denk geliyor. O nedenle böyle tatiller hem dinlenmek, hem motive olmak hem de çocuklarıma vakit ayırmak için çok iyi oluyor. Ancak bunun iyi olduğunu düşünmek tembel olduğumuz anlamına gelmiyor. Tembel olduğumuzu iddia eden kişiler acaba günde kaç saat mesai yapıyorlar.

2:47 AM

 
Blogger renkler said...

Haklısın Ebru,

Sırasında cumartesi pazar bile işe gidip pazartesi yorgun bir bedenle işe gelebiliyoruz. Bence yıpranma payı olarak biz Türklere ekstra tatil verilmeli...

2:51 AM

 
Blogger Pel said...

Merhaba Renkler,

Blog'unu takip ettiğim bir sayfadan linklere tıklaya tıklaya sana kadar ulaştım.

Yorumlarına katılıyorum. Benim de yıllardır muzdarip olduğum bir konuşma tarzını çok güzel yorumlamışsın. Ben de mühendisim ve bir fabrikada çalışıyorum. Bu yeni işim, önceki fabrikadan daha iyi ama yine de devlet memurları gibi değil tabii ki. Topluma dayatılan o "en çok tatil yapan ülke" devlet memurlarından başkası için geçerli değil. Tatili yapan onlar, önyargıyı alan biz! Bu tamamen haksızlık. Ben önceki işim olan fabrikada 3 yıl çalıştım ve 2 yıl sonra ilk kez 3 günlük yıllık izin aldığımın ertesi günü tekrar işe çağrıldım, ondan 6 ay sonra ablamın doğumu için 1 hafta Türkiye'nin öbür ucuna gitmek için izin almak için yalvarmam,kavga etmem,direnmem tam 1 ay sürdü. Her cumartesi işe gitmek zorundaydık ama fazla mesai parası verilmiyordu. Hafta içlerinde en az 3 gün saat 18:00'den sonraya kalmamız isteniyordu. 2004 yılının yaz ayını her gece (yanlış okumadınız, haftaiçi her gece) saat 24:00'de işten çıkıp sabah tekrar 08:00'de işe başlayarak geçirdim.(İş yerinin evime olan uzaklığı 1 saat, bunu da hesaba katarsanız benim uyumak, yemek yemek, banyo ve diğer ihtiyaçlarım için günde kendime 6 saat kalıyor). İlk senemde çoğu pazar günü bile işe gittim. Hiç hastalık izni kullanmadım. 1 gün öğleden sonra için hastaneye gitmek için izin istediğimde müdürüm "hiç de hasta görünmüyorsun!" dedi bana, ona "hastalığım sizin görebileceğiniz bir yerde değil!" diye cevap vermek zorunda kaldım. 3 yılın sonunda dayanamadım ve istifa ettim.

Avrupa'nın tatillerinden bahsetmişsiniz. Ama bir de onların "siesta"ları var mesela. Cuma günleri yarım gün çalışıyorlar. Almanya'da bazı pazartesiler çalışmaya öğlen başlanıyor (pzts sendromuymuş! bizde yok sanki!). Uzakdoğu ülkeleri ise gerçekten dünyanın en çok tatil yapan ülkeleri. 1 Ocak yılbaşında tatiller, kendi yılbaşları olan 1-15 şubat arası tatiller, 1 mayıs işçi bayramında 1 hafta tatiller, 1-14 ekim arası tatiller (ne tatili olduğunu bilmiyorum) ayrıca Avrupa ile çalışan şirketler Avrupalıların tatil günlerinde bile tatil yapıyorlar.

Neyse liste uzar gider. Ama bu önyargıyı silmek için bişeyler yapmalıyız. Yoksa sinirlerimiz bozulmaya devam edecek.

2:57 AM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Pel,

Bloğuma hoşgeldin. Birbirimizin bloglarına zaten bu şekilde, izleri takip ede ede ulaşıyoruz:-)

Eski işyerinde çok yıpratıcı yıllar yaşamışsın. Hayat mı bu? Düşünsene zaten kısacık bir hayat yaşıyoruz, onu da sadece çalışmaya ayırmak zorunda olunca hoş olmuyor...

Bir de şu var: Avrupa'da insanlar emekli olunca (ki bu emeklilik yaşı hikayesi de buna benzer bir konu ve bu da yazılmalı) dünyayı geziyor. Bizim emeklilerimiz ise hastalıkla uğraşıyor. Neden? Çünkü çabuk çöküyoruz ve ne yazık ki çabuk çürüyoruz. Bu da ağır çalışma ve yaşam koşullarından...

3:29 AM

 
Blogger Şebnem said...

İçimdekileri öyle güzel dile getirmişsin ki okuyunca oh be dedim. Geçen yıl Kasım ve Aralık aylarını Amerikada geçirdim. 25 Kasımda tatil ve alışveriş moduna bir girdiler, ben noel ertesi döndüm ama yılbaşı sonrasına kadar o moddan çıkmadıklarına eminim. Bir de orada yaşayan Türkler demezler mi aaa bak amerikalılar çok çalışırlar Türkler gibi tembel değildir diye. Hepsini boğazlamak geldi içimden. Türkiye ye gelip sabaha kadar eğlenilen bir kaç gece klubünü bana örnek gösteriyorlar herkes çalışıyorsa o eğlenenler kim diye sabır Allahım. Saat 4 te işi bırakırlar. Hafta sonu cumadan hafta sonu tatilleri vs. Valla haklısın kesinlikle kendimize haksızlık ediyoruz biz.

3:37 AM

 
Blogger zeyno said...

Sahi tatil ne zaman????Çok var mı daha??

3:47 AM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Şebnem,

Bizi bizden başka kimse anlamaz diyoruz ama bence bu da doğru değil... Belki de dışarıdaki insanlarda (ister Türk, ister değil)bir önyargı var! Ne olursa olsun ben umutluyum. Herşey iyi olacak. Nasıl ve ne zaman bilmiyorum ama hakettiğimiz yeri bir gün bulacağız. Yeterki birbirimizi sevelim ve sayalım, birlik olalım.

Sevgili Zeyno,

Daha demin arkadaşın Wish bana sen ne zaman izne çıkacaksın dedi. Bu sıralar öyle yoğunum ki! İznim hala duruyor, sadece bir iki gün kullandım ama sanırım Aralığa kadar doluyum. O zaman da kesin birşey çıkar:-) Tatil ne zaman sorusunu yanlış kişiye sordun yani:-)

4:05 AM

 
Blogger pirik said...

yazının altına koca bir " " işareti koymak istiyorum :)

4:40 AM

 
Blogger Küçük Evin Mutfağı said...

Çalışmak için yaşayan insanlara göre bir laf bu.
Yazdıklarına yürekten katılıyorum.
Pınar

7:07 AM

 
Blogger Asortik Krep said...

Türklerin bazı genel özelliklerini seviyorum ben..Bazen hayat kurtarıcı oluyor..ama bende sana yani bu genellemeler yüzünden söylenen insanlara sinir olma bazında katılıyorum.Genelde söylenen kişilerde aynı davranışı gösterenler oluyor :)) İşkolik insanlar var, gerçekten biri de benim eşim :)) Dinlenirken bile iş düşünür ya da çalışır..Hırstan değil yapıdan :)) istisna tabiki, herkes öyle değil..Bunu bende biliyorum.Tatil konusunda ise düşüncem şu: iş zamanı iş tatil zamanı eğlence..Çalışma saati biter iş biter benim için..Yani ben öyle isterim ama kendi işinse öyle yapamıyorsun ..Onun için en güzel iş başkasının patron olduğu iş..Çünkü sorumluluğu az.Özellikle kadınlar için.

2:35 AM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Asortik Krep,

Ben de biz Türklerin pek çok özelliğini seviyorum. Mesela kesinlikle zekiyiz, özellikle de pratik zekalıyız. Problem çözme yeteneğimiz çok iyi, misafirperveriz, becerikliyiz, bunlar uzar gider. Zaten yazımda da halkın hep olumsuz biçme sokulmasına karşı olduğumuzu belirttim. Saygısızlık, çevreyi kirletme gibi özelliklerimizi bir bırakabilsek aslında herşey iyi olur... Bir de kendimizi küçük görüp dalgageçmeyelim artık.

İşin patronu başkası olunca da başka sorunlar çıkıyor. ben de kendi kendimin patronu olmak istiyorum artık:-)

3:00 AM

 

Post a Comment

<< Home