Tuesday, October 31, 2006

Sabahın renkleri...

Koca kadın olmama rağmen bazı işlerde çok beceriksizim. Özellikle bazı kapları açabilme konusunda. Mesela yoğurt kapları, selpak mendiller, peçeteler, CD dış jelatinleri... Mesela hani ucundan tutup açılan konserveler var ya, onların o tutacakları hep elimde kalır! Sonra uğraş bıçakla, konserve açacağı ile... Bu konuda ben mi beceriksizim yoksa bunlar zor açılsın da zaten sorunlu millet daha da sıkıntı yaşasın diye özellikle mi yapılıyor anlamıyorum. Neyse, sabah kahvaltıyı hazırlarken yeni aldığımız kutu peyniri açarken bu sıkıntılı ruh hali içerisindeydim. Hayır, açtım açmasına da bu sefer bir başka beceriksiz olduğum iş beni bekliyordu: Peyniri parçalamadan çıkartmak! Tabi yine başaramadım. Off off, sen baklava börekler aç, kaşığa 40 tane sığan mantılardan yap (şaka, kesinlikle abartıyorum:-P), sonra gel düzgün bir parça peynir kesip kahvaltı masasına koyama... Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!

Neyse kahvaltıları çok önemsiyorum, eşimle, erken kalkarsa oğlumla güne sohbet ederek, haber dinleyerek başlayabiliyoruz. Kaynayan çay suyunun sesini bile seviyorum:-) Kahvaltıyı evin muhtelif yerlerinde yapıyoruz. Her sabah aynı yer sıkıyor beni... Ya mutfakta büyük masada, ya salonda yemek masasında, bazen de mutfakta cam önündeki küçük masada. Balkondaki masayı kışları mutfaktaki yere kadar olan camın önüne alıyoruz. Manzara hoş olduğu için orada yemek yemek keyif veriyor bana. Ama eşim aynı fikirde değil. Geçen orada hazırlamıştım kahvaltıyı, o kadar yer var, neden buraya sıkıştık dedi. Sanki yazın o masada yemek yemiyormuşuz gibi... 4 kişi yemek yerdik! Neyse, ben de bugünlerde hep salona hazırlıyorum, genişşş, genişşş yiyoruz. Ama ben ne yazık ki geniş geniş yiyemiyorum. Malumunuz rejime devam!

Neyse efendim kahvaltı ederkene TV de Uyan Türkiye'yi izliyorduk. Mesut Yar'ı severim, gerçi geçenlerde hiç katılmadığım bir söylemi olmuştu ama neyse, her fikir bir olamaz. Onun çıldırtıcı gerçekler üzerine esprili ama akılcı dokundurmaları hoşuma gider ve onu cesur bulurum. Ne yazık ki TV programcıları, gazeteciler ve köşe yazarları arasında çok cesur fazla insan yok! Buna şaşıyorum ben. Bugün bu programda şunu öğrendik ki Botaş borçları yüzünden doğalgaz alamayacak durumdaymış! Yani bu kış doğalgazsız kalabilirmişiz. Stüdyoda soba kurdular boruların Ankara'ya dekuzamasını dileyerek:-) Bu da beni tahmin edeceğiniz üzere eskiye götürdü. Ben çocukken evimizde kalorifer yoktu. Üç odada soba olurdu. Bunların ikisi o kadar büyük, o kadar ağır ve oturaklıydı ki yaz kış yerlerinde dururlardı. Sadece borular gazete kağıtlarına sarılıp saklanır, kışın çıkarılır ve soba kurulurdu ki bu iş genelde evin beylerinin evde olduğu haftasonuna denk getirilirdi:-) Anneciğim gazlı sobamızın gazı bittiğinde balkonda duran koca varilden gaz doldururdu. Ben de onun peşinden balkona çıkmaya bayılırdım. O da her seferinde içeri gir, hava soğuk, hasta olacaksın derdi. Gaz sobaları hem zor ısınır, hem de söner sönmez ortamı buz yapardı. Kömür ve odun sobaları ise ne ısıtırdı her yeri. Gece olup da odalarımıza gitmek, soğuk yataklara girmek bir işkence idi. DIII DII DI! Düşünmek bile ürpertti beni. Bazen annem elektrikli battaniye ile yataklarımızı ısıtırdı. Ben annemin yanında yatıp ısınmak için can atardım ama onlar geç yatarlardı tabi. Şimdiki çocuklar ne kadar şanslı olduklarını biliyorlar mı? Kimbilir onlar da ileride çocuklarına bunu diyeceklerdir:-)

Soba meselesini bir kenara bırakalım. Dietim fena gitmiyor. İki gün oldu, bir işe yarıyor mu yaramıyor mu bilmiyorum. Kendimi aç hissetmiyorum aslında. Neler yapıyorum size kısaca anlatayım:

Sabah kalkar kalkmaz ılık bir bardak su içiyorum. Geceden yanıma koyuyorum ki uyanınca aklıma gelsin...


İLK GÜN:
Kahvaltı:
Bir dilim tam kepekli ekmek (ince bir dilim)

Hani derler ya kibrit kutusu kadar peynir (belki biraz daha fazla) Evde ezine peyniri vardı ve epey yağlı idi, dün şu açamadığım Ülker İçimden aldım. Tadını genelde severim, eşim hiç hazzetmez. 100 gr 205 kalori gibi birşeydi.

2 yeşil zeytin: Tuzlu muzlu, zeytinsiz yapamam. 2 taneden bişi olmaz.

Domates, salatalıktan oluşma limonlu, azıcık, minnacık zeytinyağlı, üzerine kekik serpilmiş salatayı eşimle paylaşıyoruz. İsterseniz yağ koymayın.

Bir adet acı yeşil biber

2 şekersiz çay (No problem, çünkü zaten hep şekersiz içerim:-)

İŞE GELİNCE, YANİ ARADA

1 şekersiz Türk kahvesi (onsuz olmaz, o olmazsa kendime gelemem, Türk kahvesi benim için çok şey anlam ifade ederki kendi başına bir post olur)

1 mandalina

ÖĞLE:

Evden getirdiğim kabak sufle: Şimdi efendim dietteyseniz mutlaka yapıp tüketin, hem sağlıklı, hem hafif, hem de bana göre çok lezzetli. Sebze seviyorsanız buna bayılırsınız. Soğuk da yeniyor.

(Tarifi: 2 kabak, 2 havuç, bol maydonoz, bol dereotu, 1 yumurta, yarım paket kabartma tozu, 1- 2 kaşık kadar kepek unu (diet için yapmazsanız beyaz un da olur ama ben her daim kepekli kullanırım), az yağsız beyaz peynir, 2-3 dal taze soğan, tuz (UNUTMAYIN! ben unutmuşum, tepsiye dökünce ekledim), bir tatlı kaşığı zeytinyağı, karabiber, kırmızı biber.
Kabak, havuç rendelenir, diğer malzemeler ile karıştırılır. Diette değilseniz biraz daha zeytinyağı eklenir. Hafifçe yağlanmış tepsiye dökülür ve fırına verilir. Sonra çıkarıp az diet kaşar serpilebilir. 5 porsiyon çıkıyor. Öğünde bir porsiyonu rahatça yiyebilirsiniz.)

Yanında 1 dolu kaşık yoğurt

ARA:

1 mandalina, 1 elma

AKŞAM:

Ispanak+ sarımsaklı yoğurt+ 1 dilim kepekli ekmek

YATMADAN:

yarım portakal+ 1 nefis armut (meyveler olmasa ne yapardım)

Ve yatmadan bizim sürekli içtiğimiz ısırgan otu+ kekik karışımı çay. Bunu mutlaka yapın. Kanseri önlüyor, cilde iyi geliyor, yüksek tansiyonu önlüyor ve gençlik kaynağı. Ayrıca bağışıklığa iyi geliyor. Eşimle bu kürü yaptığımızdan beri maşallah diyeyim nezle grip olmadık (kesin kendime nazarım değer şimdi) Bunu öneriyorum. Diet adına değil, sağlık adına. Ama otları kaliteli seçin. Suyu kaynatın, birer tatlı kaşığı otlardan kupalara koyun, suyu dökün, üzerini kapatıp 10 dakika demleyin. Süzüp için. Tadı harika değil ama yararlı. İlaç niyetine için.

İKİNCİ GÜN:

Kahvaltı aynı

ÖĞLE:

Az yağlı salata+ yoğurt

ARA

2 Mandalina, 1 elma


AKŞAM:

Et günü oldu ki haftada bir gün et yiyoruz genelde. İkimiz de çok sevmiyoruz. Yediğimiz gün de iyi ve lezzetli şeyler olsun istiyoruz ama şimdi dietteyim. Izgara köfte+ domates+ fırında közlenmiş biber+ ayran

YATMADAN:

1 armut

ve çayımız...


Sevgili arkadaşım Wish'in baskısı ile günde 2 litre su içiyorum ki gün boyu afedersiniz lavaboya taşınıyoruz bu yüzden. Ama bol su içmek önemli. İçiniz...

Günde bir adet centrum vitamin alıyorum, iki günde bir Calsium Sandoz C alıyorum.

Sıkmadım umarım. Öpüyorum sizi... Açlığa devam:-(

Renkli günler:-)

17 Comments:

Blogger cenebaz said...

O kapakları açamama konusunda yanlız değilsin. Aynı konuda Pakize Suda bile bir köşe yazısı yazmıştı. Herhalde insanlara kendilerini beceriksiz hissttirmek için yapıyorlar o kapakları. Soba deyince de benim aklıma bizim 2 gaz sobası geldi. Bir tanesi oturduğumuz odadaki kocaman Singer gaz sobası, bi de ön odadaki daha küçük Vezüv soba. O zaman gaz ucuzmuş herhalde. Bütün gün gürül gürül yanardı. Üstelik tek maaşla geçinen mütevazi bir aileydik. Ama soğuk yatak konusunda haklısın. Buz gibi olurdu. Neyse, bu arada rejime devam, yanındayız.

12:34 AM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Çenebaz,

Yalnız olmadığımı bilmek beni mutlu etti:-) Pakize Sudayı çok severim ve kendimi yakın bulurum zaten. Boşa değilmiş:-)

12:52 AM

 
Blogger tatlıcadı said...

Selam :)

Blogunuzu bugün keşfettim.İyiki de keşfetmişim.Anlatımınızla benide eskilere götürdünüz.Gaz sobalarını hatırlamıyorum ama en azından soba olayını hatırlıyorum :) Hele soğuk kış günleri o sıcacık yataktan kalkmak ne zordu.Şimdiki çocuklar dediğiniz gibi çok şanslı.Bu arada diyetiniz hayırlı olsun.Listeyi okudum gayet başarılı :) Umarım hep beraber tez elden veririz şu kilocukları :)

Sevgiler.

1:07 AM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Tatlı Cadı,

Bloğuma hoşgeldin:-) Benimkiler pek kiloCUK değil aslında:-) Umarım tez elden veririz el birliği ile değil mi? Bu arada sitene gelerek listene baktım. Birbirimize yardımcı olabileceğiz gibi görülüyor.

1:18 AM

 
Blogger tatlıcadı said...

Yorumunu okudum çok teşekkürler.Bu adi şerefsiz kiloları atalım artık üzerimizden :) Bu arada kilocuk diyorum ama benimde inmek istediğim kilo 57 dolayısı ile 9 kilo kadar vermek istiyorum (off off nasıl olcek) benimkide pek kilocuk sayılmaz :) Kabak sufle tarifini okudum çok hoşuma gitti bende haftasonu denemeye karar verdim bakalım senin kadar güzel yapabilecek miyim.Bu arada bu spora giderken ne yesek,ne yapsak eğer fikrin varsa banada söylersen sevinirim.Ben dün kepek ekmeğine b.peynirli domatesli tost yedim.Bugün ne yesem die düşünüyorum da :)

1:37 AM

 
Blogger renkler said...

Tatlı cadı, kepekli ekmeğe tost olur bece ama çok sağlıklı değil. O nedenle eve gidince mutlaka hafif bir sebze yemeği veya çorba iç derim. Meveyi de unutma. Biz ne yapacağız kesin karar verelim bildiririm. Kendine iyi bak, zayıflayacağız diye hasta olmayalım, mutlaka vitamin ve bitki çayı iç...

1:42 AM

 
Blogger Ebru said...

Kapaklar ah o kapaklar. Sana katılıyorum Renklerciğim. Senin o açamadıklarına ek olarak ben bir de ek olarak bisküvi paketleri desem gülmezsiniz değil mi? Eşim hep tersten açıyorsun şu bisküvi paketlerini diyerek benimle dalga geçer çoğu zaman. Peyniri ben de parçalamadan çıkaramıyorum. Bir de süt. Şu yeni açma kapakları olup içinde jelatin gibi birşey olanlar ben bir türlü açamıyorum onları tutacak yeri elimde kalıyor ve bıçakla delmek zorunda kalıyorum çoğunlukla. Unutmadan bir de zeytinyağı şişeleri var :) Çocukluğunla ilgili yaptığın nostalji benimki ile aynı gaz sobalarının kurulması, yaz gelince yıkanıp sarılıp kaldırılması, kış gecelerinde soba üzerinde çerez, ekmek gibi birşeylerin ısıtılıp afiyetle yenilmesi (ah ah o zamanlar zayıftım), sobanın üst kısmındaki tele ufak tefek ıslak çamaşırların asılması vs. Şimdi bunların hiçbiri yok hayatımızda.Çocuklarımız çok şanslı. Bu arada ben de diyete devam ediyorum. Bu sabah diyet ekmek ve kaşar peyniri yedim. Öğlen ise yağsız, tuzsuz salata yedim. Aralarda ise sürekli birşeyler içiyorum. Sevgiler...

3:36 AM

 
Blogger renkler said...

Ebrucuğum, O süt şişelerine ben de gıcığım. Jelatini açabilsem de biraz darbe ile oluyor bu ve süt dökülüyor. Dökülen şeylere tahammülüm yoktur zaten... Zeytinyağ kapaklarının tutacak kısmı hep elimde kalır, o nedenle eşime açtırırım:-)

Rejiminde başarılar. Sabahları mutlaka domates ye canım, vitaminsiz kalmayalım dimi?

Bir de kızlar, bişi itiraf edeyim şu muzu soymayı hiç beceremiyorum, sinir oluyorum. Neyse, zati kalorili bişey!

4:05 AM

 
Blogger nimetpamuk said...

renkler bende hep gizli diyetteyimdir. gizli diyorum çünkü fazla bir kilom yok. ama yersem var. ailesel olarak metabolizmamız kilo almaya müsait. evli ve çocuklu olupta zayıf olan bir tek ben varım ailede bende bunu diyetle başarıyorum. ama etraftaki insanlara sürekli diyetteyim demek komik oluyor bazen. dalga konusu oluyorsun. özellikle işyerinde arkadaşlar tarafından çok ti ye alınıyorum ama ne yapalım. örneğin şu anda canım acayip cips, cikolata yada nazana beslenmesi için yaptığım kakaolu kek cekiyor ama yemiyorum:(( böyle gizli diyet yani.

nimet

11:29 AM

 
Blogger Nenoni said...

Merhaba ,diyette başarılar.Ben habire rejim yapıp bozduğumdan ne zor olduğunu bilirim.Kilomdan hiiçç bahsetmiyeyim tabii:))

11:38 AM

 
Blogger Age35 said...

ah o kapaklar..eşim ne çok dalga geçer bu konuda benimle..kesinlikle yalnız değilsin..=(

1:02 PM

 
Anonymous Anonymous said...

kahvalti...:) bizde kahvaltiyi masada edemeyiz esimle, illa ki elimizde tabak tepsi olacak, canimiz nerde isterse orada yiyecegiz..:)

9:28 PM

 
Blogger renkler said...

Nimetçiğim,

İradene bayıldım. Ben de rejimle 14 kilo verdikten sonra bir kaç yıl yememe dikkat ediyordum, yani güzel bir beslenme düzeni geliştirmiştim, bu bir diet değildi, herşeyi yiyordum ama dikkat ediyordum. Bu nedenle hep 56-58 kilo arasındaydım. Geçen yıl özellikle hamurişlerine düşünce kilo aldım tabi... Aman sakın ipleri bırakma, benim halime düşersin...

10:39 PM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Nenoni,bloğuma hoşgeldin. Şu diet yapıp bozma olayı bünyeye de ne zarar veriyor. En iyisi ideal kiloda olup da formu korumak, bu durumda her şey yenebilir ama az olarak veya bir gün kaçırsan da ertesi gün dengeleyebilirsin. Benim amacım zayıflayıp formumu bu şekilde korumak...

10:41 PM

 
Blogger renkler said...

Age 35, yalnız olmadığıma sevindim:-) Bu sabah şu karper peynirler aklıma geldi. Çocukken çok severdim ama ne kapağını, ne de tek tek paketlerini açabilirdim. Sürekli annemden yardım isterdim, şimdi kimden mi yardım istiyorum? Tabiki de eşimden:-)

10:43 PM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Salıncakta iki kişi, biz de bazen salondaki orta sehpa üzerine kurulup kahvaltı ederiz, genelde haftasonları, pijamalarla:-) Hiç yatakta kahvaltı etmediğim aklıma geldi şimdi. Tez zamanda bunu yapmalı:-)

10:44 PM

 
Blogger damak tadı said...

Tatlım, sana ve ailene mutlu bir hafta sonu diliyorum..Sevgiyle kalın..
Canım uzun uzun yazamadım çıkıyorum iyi akşamlar..(işteyim)

8:22 AM

 

Post a Comment

<< Home