Wednesday, October 04, 2006

Saygısızlık Üzerine Küçük Bir Örnek...

Dünkü yazımda ve yorumlarda bazı durumlarda kendimize çok haksızlık yaptığımızı yazmıştım ve yorumlardan da anladığım kadarı ile buna herkes buna katılıyor. Fakat bazı konularda da toplum olarak düzeltmemiz gereken bazı olumsuz davranış şekillerimiz olduğunu düşünüyorum ki eminim çocuğunuz da buna katılacak. Çünkü bu olumsuzluklar hepimizin moralini bozan, iş yerlerimizde motivasyonumuzu düşüren ve yabancıların gözünde de bizi ne yazık ki küçülten özellikler.

Bunlardan biri, beni en çok üzen ve yıldıran: Saygısızlık... İnsanların birbirine karşı tutumları, kaba konuşmalar, karşındakini kıracak davranışlar. Hayır, insan bunca kötü durumun içinde olunca onlara benzemeye başlayabiliyor. Trafikte düzgün giderken yandaki araba seni hiçe sayıp burnunu kırabiliyor mesela, sanki çok yol farkedecek o sıkışıklıkta... Bu durumda benim canım, sakin, melek eşim bile küfredebiliyor. Canını sıkma, geçerse geçsin diyorum ama kaza da olabilir o durumda tabi.

Saygısızlığa bir örneği eşim dün yaşamış. Annemin evini kiraya verdiğini ve bize yakın bir yerden kiraya çıktığını söylemiştim sanırım. Bizim evi kiraya tutan kişi bankacı, üstelik iyi bir pozisyonda çalışıyor. Eşi de öğretmen... Evi tutarken depozitoyu ancak Ekim ayında ödeyebileceklerini, bunun karşılığında senet vereceklerini belirtmişlerdi. Aslında bir çok kişi bunu kabul etmez. Üstelik annem de kiraya geçecek ve o depozitoyu vermek zorunda, o nedenle o paraya ihtiyacı var. Böyle olduğu halde bir şekilde onun depozitosunu biz karşıladık, seneti aldık. Bu arada bizden rica ettiler, seneti başka bir kişiye veya bankaya vermeyin diye, bunu da yapmadık ve yapmayı düşünmüyorduk. Ayrıca evi oranın raicinin 200-300 milyon altına verdik, çünkü annemin biran önce bizim oraya gelmesi gerekiyordu, boş kalmasındansa daha az bir kira almak işimize geldi.

Buraya kadar sorun yok... Eşim dün adama telefon ederek senedi almaya ne zaman geleceğini sormuş, O da siz gelin ben neden geleyim demiş. Orası dediği bize açık trafile 45 dakika, trafikte 2- 3 saat uzaklıkta bir yer! Eşim de bunun mümkün olmadığını, bizim onlar için böyle birşeyi kabul ettiğimizi belirtmiş. Üstelik gidip bankadan da bozdurmuyoruz istediniz diye demiş. Adam uzattıkça uzatmış hem de kendi gelememe nedeni olarak: "Ben çok yorgun oluyorum" demiş. Sanki biz çalışmıyor, yorulmuyoruz. Üstelik eşime sabah sabah sinirimi bozdunuz demiş. Eşim çok efendi bir insandır, bu ana kadar çok sakinmiş ama sonra sinirlenmiş tabi ama yine de getirmezseniz bankaya veya 3. kişiye vermek zorunda kalacağım demiş. Adam başka bir bomba patlatıp"sizin ilk kez eviniz oluyor herhalde" demiş. Ne alakası var, ister 100 evim olur, ister bir... Kabalığa bak! Üstelik bir çok ev sahibi, ev zengini olan ve bunları kiraya vererek servet kazanan insanlar bu tip şeyleri çok daha fazla düşünür ve öyle daha ucuza, depozito almadan kiraya vermez malını. Kiracı olanlar iyi bilir... Afamın konuşma tarzı da çok kabaymış, zaten beni üzen de bu... Yoksa bir ara yol bulunurdu.

Eşim de telefonu kapatıp araya giren emlakçıyı aramış ve bir daha beni aramasın ne derdi varsa sizi arasın demiş. Adamın telefonlarına cevap vermedik, adam da emlakçı ile konuşmuş, emlakçı senedi almaya ve parayı getirmeye gelecek. Bakalım ne zaman...

Acaba abartıyormuyum diyorum ama onun getirmesi gerek, üstelik mazeretleri de komik ve saçma... Bizden bin rica ile senedi kabul etmemizi istedi, üstelik annemin o paraya ihtiyacı da vardı ve halen var. Ne yüzsüzlük! İyi ki annem konuşmadı, çok üzülürdü, hele ilk defa ev sahibi oluyorsunuz herhalde deseydi ona da... Ona konuyu anlatmadık bile.

Sonuçta ev sahibi olmak da zor, kiracı olmak da. Aslında en güzeli sahip olduğun evde oturmak.

Neyse bu olay bu konu ile ilgili miniminnacık bir örnek sadece. Şu an unuttuk bile. Ama yine de örnek olsun diye anlattım size...

Hayattan kendimizi tecrit edemeyiz, kabalıklardan, pisliklerden, kötülüklerden uzak duramayız. Ama bizim de saygılı bir toplum olmamızı istiyorum, aslında bunu hakediyoruz da. Taksiye bindiğimde stres olmamak, trafiğe girmeden evime kavuşmak, müşteri kaprisi çekmemek, kendini beğenerek karşındakinin tüm mutluluğunu alan insanların olmadığı bir iş hayatı yaşamak, ayağını kaydırmaya çalışan insanların olmadığı bir yerde çalışmak, istiyorum. Çocukluğumdaki dünyayı istiyorum... Huzur ve mutluluk istiyorum. Bunu hepimiz, başta yavrularımız için istiyorum.

Herşeye rağmen renkli kalın:-)

16 Comments:

Anonymous Anonymous said...

Allah Allah.. cok komik insanlar var su dunyada... artik iyilik yap denize at modasi gecti sanirim, iyiligi bile kadir kiymet bilene yapacaksin da peki o kisinin kadir kiymet bileceginin garantisi var mi yok.. neyse iste herkes kendi seviyesini belli ediyor, esiniz de cok sabirliymis ben olsam herhalde cok fena olurdu, sinirliyimdir, haksizliga helede saygisizliga hic gelemem... neyse umarim artik bu adamla sorun yasamazsiniz...

annenize sevgiler,

3:57 PM

 
Blogger renkler said...

Merhaba Salıncakta iki kişi,

Umarım sorun yaşamayız dediğin gibi... Neyse ki bir iki yıla kendi evleri bitecek. Efendim villaya taşınacaklarmış! Havalarını yesinler...

Bu asabi ortamda yaşayacaksan biraz sinirlerine hakim olman gerekiyor. Ben de eskiden çok sinirliydim, daha doğrusu beni bazı tatsız olaylar o hale getirmişti, ama bir çeşit eğitime aldım kendimi ve şu an eskisine göre bir meleğim... Eşime de bunu aşılamaya çalışıyorum ama o sinirli ortamlarda daha çok yaşıyor tabi...

Sevgiler canım:-)

10:41 PM

 
Blogger Şebnem said...

Kesinlikle abartmıyorsun renklercim. Hatta adama hala sabır gösteriyorsunuz bravo. İzninle biraz ukalalık edeyim, para borcu götürülecek borçlardandır. Yani alacaklı borçluya değil borçlu alacaklıya götürüp teslim etmek zorundadır. Bırak işin nezaket tarafını işin kuralı da bu zaten. Ben olsam bankaya verirdim ne hali varsa görsün. Buna benzer o kadar çok olay yaşadım ki artık bu tür insanlara tahammülüm kalmadı onlara biraz da ders vermek lazım ki azıcık akıllansınlar. Bizim de içimiz rahatlasın. Böyle sonradan görme, cahil, burnu havada(neyleriyle övünüyorlarsa artık) ne çok insan sardı çevremizi. Bunun en güzel örneği de trafikte yaşanıyor çok bariz. Bir an önce sizi o adamdan allah kurtarsın ne diyeyim.

11:52 PM

 
Blogger Mercan said...

Renkler'cğm, senin hızına yetişemiyorum valla. Tam alttaki posta bi yorum göndereyim diyorum, bi de bakmışım ki yenisi gelmiş:)
Eee evde 1 yaşında bi velet olunca araya ister istemez bölünmeler giriyor :))
Eşimin işyerinin yanında ufacık bi ofisi var, hep boş duruyor. Ben de ona hep, niye kiraya vermiyorsun diye sorarım. O da, 'kiracıyla uğraşmak zorunda kalırsam, daha pahalıya gelir' der.
Şimdi anlıyorum onu. Kiracı olayı da tamamen şans işi.
İnşallah sizin kiracı başladığı gibi devam etmez de, anneciğin bunları duyup üzülmez.

12:05 AM

 
Blogger renkler said...

Şebnemciğim,

Haklısın sinir bozucu. Aslında bunu kafama takıp daha da bunalmak istemiyorum. Belki sorunlarımı biraz öteliyor, beynimin arkalarına itekliyor olabilirim ama çok da kafaya takınca hayat dayanılmaz oluyor. O nedenle rahat olmaya çalışıyorum. Pazara kadar getirmezlerse vereceğiz tabi bankaya...

12:19 AM

 
Blogger renkler said...

Mercancığım,

İnşallah başka sorunlar da yaratmazlar. Anneme yansıtmamaya çalışacağız artık.

Hızıma gelince:-) Hızlı okurum ve bu beni aslında rahatsız eder, kitaba bir başlarım, daha içine girer girmez bitmiş. İyi bir özellik gibi görünse de aslında değil... Hayatta da hep koşturur dururum ne acelem varsa... Yazmam da öyle... Hep yavaş, düşüne düşüne, kontrol ederek yazayım, önce beynimde düzenleyeyim diyorum, olmuyor, doğaçlama yazıyorum, bir bakıyorum alıp başımı gitmişim. Bu nedenle kötü cümleler filan kalıyorsa affola...

12:22 AM

 
Blogger Gamzeli said...

Çok doğru , insanlara iyilik yapılmaya gelmiyor bu zamanda...Allah insanların şehrinden korusun...

12:56 AM

 
Blogger renkler said...

Amin sevgili Gamzeli...

1:06 AM

 
Blogger KUGUU said...

Ben de insanalrin saygisizligindan yilmis durumdaym. Eskiden buyuklerimiz ahhh ah bizim zamanimizda boylemiydi derdi... simdi biz demeye basladik... bazan cok yoruluyorum, sinirlerim oynamak zorunda mi degersiz seyler yuzunden yaaa (yarama bastin canim, bir dokun bin ahhh isit gibi oldu bu cvbm)

1:48 AM

 
Blogger Ebru said...

Sevgili Renkler üzülmekte, sıkılmakta çok haklısın. Kiracın mı var derdin var derler ya doğru. Hepsi böyle değil tabi ki çünkü bizde kiracı olduk ve çok dikkat ediyorduk arkamızdan laf olmasın diye. Bizim de kiracılar yüzünden sıkıntılı geçen günlerimiz oldu. Bunlardan sadece bir tanesinden bahsedeceğim. Geçen sene bizim yazlık evi kiraya verdik makul bir fiyata. Kiracı 1-2 ay kadar kirayı ödedi sonra ödememeye başladı. Telefon açıyorduk ulaşamıyorduk. Eve gidiyorduk sürekli evde yoktu. Emlakçı vasıtasıyla ulaştığımızda da yarın vereceğim deyip bizi oyalıyordu ve tabi ki ertesi gün ödemiyordu. Böyle 1-2 ay geçti. Eve giremiyorduk haneye tecavüz olurmuş. Paramızı alamıyorduk. Böyle birkaç ay bizi süründürdü ve en sonunda parayı ödemedi biz de artık paradan vazgeçtik anahtarı ver evi boşalt dedik. Anahtarı verdi evi boşalttı ama ev felaket bir haldeydi. Nasıl üzüldük anlatamam. Saygı denilen meziyet herkeste maalesef bulunmuyor. En kötüsü de herkesi kendimiz gibi iyi niyetli zannedip sonrasında hayal kırıklığına uğramak.

2:33 AM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Kuğucuğum,

Herkes bu konudan müzdarip anladığım kadarı ile...

Sevgili Ebrucuğum,

Senin olay da inanılmaz, nasıl olur da kendi evine giremezsin! İnsan bunları duyunca şok oluyor.

Biz kiracı olarak çok şanssızız. Annemin aileden kalan bir evi vardı, kiracı içini berbat bir halde bırakmıştı. Ama tahmin edemiyeceğin şekilde... Koca küveti kırmış nasıl becerdiyse. Aylarca kira vermedi. bir de o dönemin büyük bir parası ile elektik borcu olmuş, aylarca ödememiş ve elktrik kapanmış. Adam mum ışığında oturmuş. Haberimiz yok tabi... Annem açtırmak zorunda kalımıştı onlar çıkıp kaybolduktn sonra. Yıllarca kiraya vermedi, boş kaldı o ev.

Allah iyi kiracı ve ev sahipleri versin herkese...

2:53 AM

 
Blogger zeyno said...

Renkler, sanırım olay sonuçta insan ilişkilerinde çözümleniyor. İster kiracı, ister ev sahibi, insan ilişkileri hoş olmayan birine çattıysan eğer,çileden çıkıyorsun.Bu kiracı şimdiden sorun çıkardıysa, işiniz zor gibi.....

5:17 AM

 
Blogger renkler said...

Zeynocuğum,

Valla düşünmek bile istemiyorum, bir de aidat olayı var, onun dekontlarını fakslasın istemiştik, ona da inat ediyor. Onlar da bize kalmasın da...

5:21 AM

 
Blogger damak tadı said...

Selamlar canım,
Eşin gerçekten çok sabırlıymış,sanırım bizde durum farklı olurdu diye düşünüyorum.Aslında bazen kiracılara bende üzülüyorum ama bu durumlarda oratya çıkınca üzülmek ne kelime çıldırmak içten bile oluyor.En güzeli burda emlakcının kiracı ile muhatab olması idi.Bu tür haksızlıklara benimde inan hiç tahammülüm yok.Umarım en kısa zamanda halletmiş olup,bu aksi kişilikle fazla sorun yaşamazsınız.

Umarım anneciğinin kulağına gidip morali bozulmaz,hassas konular çünki..Sevgiyle kalın ailecek..

6:40 AM

 
Blogger bocuruk said...

Toplumumuzdaki saygısızlık örnekleri o kadar çoğaldı ki insanın iyi niyetli olmasını bile engeller hale geldi. Böyle olunca iyi niyetli insanlar bile o şekilde olmamaya çalışır oldular. Anneciğinin evini tekrar kiraya vermek durumunda kalsanız ve aynı teklifle karşılaşsanız belki de böyle bir olayı yaşamış olduğunuz için bu defa cevabınız hayır olacak. Ama ya bu seferki insan sözünü tutup sizi üzmeyecek biriyse. İşte önceki kişinin saygısızlığı belki de hakeden birine gösterilecek iyi niyeti bozabiliyor. Tabii bu bir varsayım. Ama o kadar çok örneğini görüyor ve yaşıyorum ki. Ben eskiden saflık derecesinde (meğer enayilik olarak da görülebiliyormuş) iyi niyetliydim. Kazık yiye yiye nerdeyse iyi niyet göstermeye korkar oldum. Niye böyle bir toplum olduk sizce?

6:58 AM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Gül,

Avustralya'da kiracı ve ev sahibi hiçbir zaman karşılaşmıyor. Herşeyi çok profesyonel emlakçılar hallediyor. sen evi kiralayınca elektrik, su vs gibi şeyler emlakçı tarafından açtırılıyor. Emlakçıya verdiğin paraya her türlü hizmet dahil yani Bizde ise kendin gidiyorsun ve iş günün gidiyor. Emlakçılar bu işlerle uğraşamazlarmış!!! O da ayrı bir panel konusu:-)

Sevgili Bocuruk,

Herkez saflığını ve iyi niyetini bu şekilde kaybediyor zaten. Onlar bize benziyeceğine biz onlara benziyoruz. Tabi onlar çoğunlukta çünkü... Yine de her kazık yediğimde artık akıllanacağım diyorum, yine de olaylar karşısında saflık yapmaya devam ediyorum.

7:30 AM

 

Post a Comment

<< Home