Thursday, November 09, 2006

Rahat Uyu Canımız Atatürk... Bir Gün Herşey Yine Güzel Olacak...







Atam, sen cennete gideli kaç yıl oldu, bak ülkende seni seven, seni düşünen, seni özleyen, hatta eskisinden de şiddetli özleyen insanlar var... Biliyorum ülken bıraktığın gibi değil. Çok güzel gelişmeler de var. Mesela sen Türk kadını ayakta dursun, ezilmesin, okusun, çalışsın dememişmiydin. Benim gibi o kadar çok kadın var ki senin düşlediğin gibi... Ülkemiz aslında çok gelişti, mesela benim çalıştığım işyerinde yapılan işler inan bir başka ülkede az bulunur. Bunu biliyorum çünkü uluslararası bir şirkette çalışıyorum ve diğer ülkelerin işlerini ve yaptıklarını da takip edebiliyorum.

Başka ne var? Çocuklarımız var... Onları senin doğrultunda büyütüyoruz inan. Seninle ilgili ödevleri daha itinalı, daha severek yapıyorlar. Nasıl kolayca senin sevgini kapıyorlar bir görsen, Komşunun 3 yaşındaki kızı bile kreşte öğretilen Atatürk şarkısını ezberlemiş bize konser verdi:-) Senin sevgini kolay kapıyorlar çünkü inan senin yaptıklarını anlatınca bunun ne büyük bir olay olduğunu, senin büyüklüğünü o minik beyinler hemen kavrıyor. Seni seviyorlar çünkü sen onları seviyordun. Sen çocukları çok seviyordun. Biliyordun ki onlar geleceğimizin ta kendisi...

Başka güzellikler de var elbet, çok sevdiğim insancıl, halkı seven, menfaatsiz, pahalı hediyeleri reddeden, sade bir hayat yaşamaya devam eden bir Cumhurbaşkanımız var mesela... Ama ne yazık ki ülke yönetiminde çok yetkisi yok...

Başka güzellikleri say dediğini duyar gibiyim... Atam, böyle sorunca aklıma gelmiyor ki. Boğaz hala güzel mesela. Onca kirletmemize, onca kaba saba binalara, onca yeşillik yok etmemize rağmen çok güzel. Lüferin tatı hala aynı mı bilmem, eskisini tatmadım ki... Çok ağır metaller varmış boğaz balıklarında, aslında alıp yemeye korkuyoruz ama yine de lezzetliler. Deniz hala mavi, güneş hala güzel batıyor Atam. İlk hedef Akdeniz de hala mavi, hala bazı koylar bakir kalabilmiş durumda. Özensiz inşa edilmiş evler, tatil köyleri, otel yığınlarını görmezden gelirsen hala güzel oralar... Turistler hala geliyor. Ama en ufak olaydan etkileniyorlar Atam. O nedenle turizm ne olur bilemem gelecekte, pamuk ipliğine bağlı herşey bu sıralar...

Bırakıp gittiğin ülke topraklarında eski efendi köylüler nasıl diye bana sorma, bilemiyorum. Onlardan o kadar izoleyim ki! Biliyorum bu benim hatam ama iki ayrı hayat gibi bizimkisi ben ne yapayım? Aramızda uçurumlar var ne yazık ki, benimle onlar arasındaki uçurumdan bahsetmiyorum, batı ile doğu arasından bahsediyorum. Senin dertlerini sabırla dinlediğin yurdun efendisi köylüler, çiftçiler şimdi anneleri ile beraber kovuluyorlar şikayet ettikleri için Atam. Sen ne sabırla dinlerdin herkesi, yaşlı başlı adamlardan, minicik çocuklara dek...

Enflasyon düştü mesela... Enflasyon da ne diyorsun sanırım. Senin zamanında yoktu ki! Senin zamanında Türk Lirası Dolardan da değerliydi değil mi Atam... Bu arada Türk Lirasından 6 sıfır mı ne attık... Paramız güçlendi ve onurlandı çok şükür...

Bir Türk Nobel ödülü aldı biliyor musun? Neden mi aldı? Boşver...

Kadınları istediğin modernlik seviyesinde görebilirsin. Bir Nişantaşına bak, Bağdat caddesine, Etilere, Bodrum'a... Modern, güzel, bakımlı kadınlar var caddelerde... başka yerlere bakmayalım istersen, boşver şimdi...

Senin eski fotoğraflarında modern, şık giyimli kadınların katıldığı güzel partiler, düğünler görüyorum. Hala güzel düğünler yapılıyor Atam, hatta bir tane düğün de bugün yapılacakmış ünlü bir Otelde... Evet, ne yazık ki bugün 10 Kasım! Başka zaman bulamamışlar işten güçten, yanlış anlama sakın.

Bugün 10 Kasım Atam. Sen yıllar önce gözlerini yumdun hayata. Ama biliyorum ki bizi izliyorsun gökyüzünden. Bazı şeyleri senden saklamaya gerek yok değil mi? Yalan söylemeyi beceremem de zaten. Görüyorsun bizleri ve olanları. Üzülüyor musun? Rahat uyuyamıyor musun? Keşke sana sadece güzel haberler verebilseydim. Ama olmadı Atam özür dilerim. Sana herşey güzel, herkesin keyfi yerinde demek isterdim. Ama şunu diyebilirim: Herşey daha iyi olacak, söz veremem ama bu şekilde gitmeyeceğini hissediyorum. Bir gün biri -senin gibi biri olamaz bu imkansız- en azından senin gibi cesur, akıllı, ülkesini ve halkını seven biri herşeyi düzeltecek. Herşey güzel olacak... Söz veremiyorum, UMUT EDİYORUM...

Seni çok seviyorum. Sen rahat uyu ne olur. Her şeye rağmen... Renkli kal...

14 Comments:

Blogger Ebru said...

Sevgili Renkler ne güzel yazmışsın. Çok beğendim yazdıklarını. Ters giden şeylerin düzelmesi ve Atamızın hayal ettiği gibi bir hayat dileğiyle. Sevgiler.

11:40 PM

 
Blogger butterfly35bucuk said...

Çok güzel bir yazı, harika resimler...Saat 9u 5 geçe sirenler çaldığında gözlerim doldu, ne güzel bir sevgi di mi? O an tüm Türkiye onu düşünüyor, saygıyla sevgiyle anıyor.Şimdi olsaydı şu an gözümüze çok büyük görünen olaylar bir çırpıda çözülüverirdi.İnşallah herşey yine güzel olur...Kötüye giden çok şey var çünkü...

2:23 AM

 
Blogger renkler said...

Ebrucuğum teşekkür ederim...

Kelebekçiğim, umut etmeliyiz, umut fakirin ekmeğidir bilirsin:-)

2:40 AM

 
Blogger ceyda'nın tükkanı said...

Canımsın çok duygulandım yazını okuyunca. Biz kendi çocuklarımıza tüm değerlerimizi öğretmeye çalışıyoruz dilerim onlar bu ülkenin kıymetini daha iyi bilsinler. Bunca verilen emeğe daha sahip çıksınlar.

2:41 AM

 
Blogger renkler said...

Ceydacığım, iş ailelere düşüyor ve tabi öğretmenlere... Öğretmenler çok aydın olmalı ki onlar da öyle olsun.

3:45 AM

 
Blogger bocuruk said...

Canım yaaa ne kadar da güzel dile getirmişsin. Hiçbir şeyi de atlamamışsın. Tüylerim diken diken oldu okurken. Umarım Cumhuriyetimiz hep varolur. Umarım Atatürk her zaman hak ettiği değerlerle anılır. Bazen çocuklarımız için çok korkuyorum. Bu değerleri unutturmamak lazım onlara.

4:46 AM

 
Blogger renkler said...

Bocurukçuğum, aslında söylenecek, şikayet edecek o kadar çok şey var ki! Yazmaya kalksam post değil roman olur:-) Ama bu yazımda ki amacım herşeyin de kötü olmadını anlatmaktı, yani cidden iyi gelişmeler de oluyor hayatımızda. Bir de umudumuzu yitirmeyelim ve çabalıyalım. Yılmayalım...

5:36 AM

 
Blogger Mercan said...

Bugün oğluşum elinde sarı kasımpatılarıyla gitti okula, Atatürk'ün büstünü çiçeklerle süsleyeceklermiş. O kadar hoşuma gitti ki, sabah elinde çiçeklerle servise binerken:)
Sonra ilk defa bu sene, saat 09.05'te, sirenler öttükten sonra, mahallemizde istiklal marşı okundu. Camdan tam göremedim, ama bizim köşeyi dönünce, bi Atatürk büstü var caddede. Galiba öğrenciler gelmişti. Çünkü pencerelerden o tarafa bakan insanlar gördüm. Keşke daha önceleri de bu şekilde kutlansaydı. Yine de çok geç sayılmaz:))

7:05 AM

 
Blogger renkler said...

Mercancığım, bu gelişmeler iyi tabi. İnsan elindekinin kıymetini kaybedince bilmesin, hep bilsin. Oğluşunun da hoşuna gitmiştir çiçekler ile onu anmak:-)

7:09 AM

 
Blogger nimetpamuk said...

ben onu bunu bilmem şu çılgın türkler müfredat dersi olmalı atatürk ün daha iyi anlaşılabilmesi için.
ilkokuldan lise sona kadar Atatürk o kadar çok işlendi ki derslerde belki de gerekli gereksiz öğrencilere nefret getirdi nerdeyse. halbuki sadece şu çılgın türkler gibideki anlatımla anlatılsaydı çok daha farklı olabilirdi herşey. kurtulaş mücadelesi çok daha özümsenerek anlaşılırdı. mücadele esnasında çekilen acılarda derslere konmalıydı. sadece kağnı çeken anne resimlerinin yanında tecavüze uğrayan anneler, yakılan annelerde anlatılmalıydı. nasıl bir mücadele içinden nerelere geldiğimizin kıymetini öğretmelilerdi.
lise son sınıfta üç yıllık ınkılap tarihi dersinin sonunda atatürk öldü başlıklı dersi okuduğumuzda ağlamıştım ben. o kadar alışmıştık ki Atatürk e derslerde şunu yaptı şunu dedi. peşinden şu gitti falan öldü deyince hakikaten ölmüş gibi sanki o an ölmüş gibi hissetmiştim. vallahi sınıfa bir hüzün çökmüştü o zaman.
bak nerden nereye geveze kadının hali başka canım:))) bıdı bıdı bıdı yani:)

nimet

12:19 PM

 
Anonymous Anonymous said...

bir mucize olsa ve Atatürk dirilse, ülkenin bugünkü hali eminim onu cok üzerdi :( zengin fakir ucurumu, bilincsiz sehirlesme ve gecekondular,dökülen egitim adalet sistemimiz,sayisi yüzbinlerle ifade edilen her mahallede birkac tane bulunan erkek erkege kıro kahvehanesi, töre cinayetleri, kadının toplumdaki geri konumu, onun zamanından düsük kadın oranıyla kahvehane gibi bir meclis, ahhh ahhh say say bitmez :( Atam özür dilerim senden milletim adına, mirasını çarçur ettik beceremedik iyi degerlendirmesini ! ne saglam ve helal mirasmış ama ye ye bitiremedik yaa hala :(

8:32 PM

 
Blogger Gün said...

Harika bir yazı olmuş, klavyene sağlık :)

3:03 AM

 
Blogger renkler said...

Sağol Güncüğüm...

3:26 AM

 
Anonymous RoyalRojana said...

tesadüfen rastladığım bloğunuzu çok beğendim...Atatürk ve 10 kasım yazınız alkışa değer...
Ayakta alkışlıyorum!

3:45 PM

 

Post a Comment

<< Home