Monday, April 09, 2007

Moskova gözlemleri

Kaderde Moskova'yı görmek de varmış... Aslında sıkıcı bir seyahat de olsa gittik, gördük birşeyler. Sizinle de paylaşayım dedim.

Moskova'ya dört kişi gittik. İndiğimizde pasaporttan biraz ürktüm. Vize de iş vizesi değilmiş, neden geldin derse ne derim onu kurdum pasaport kuyruğunda. Neyse ki soran olmadı, rahat girdim. Beraber gittiğimiz kişilerin şöförü gelmişti almaya. Sağolsunlar beni ön koltuğa oturttular da yolları inceleyebildim. Moskova nasıldı derseniz ilk hissettiğim yoğun bir eskimişlikti. Bu eski binaların çokluğuyla ilgili bir duygu değildi. Eski binalar çok hoştu, bana bu eskimişlik hissini veren şey eski binalar değil, tam tersine yeni yapıların bizzat kendisiydi! Mesela yeni binalar yapılmış yüksek yüksek, daha taşınılmamış bile, üstelik orası için lüks ve pahalı binalar, fakat duvarları kirli, doğramaları kötü, eski gibi. Hiç beğenmedim. Üstelik çok zevksizler. Bunu gördüğüm her caddede hissettim. Hatta akşam yemeğine gittiğimiz Arbat Caddesinde bile... Arbat (yeni Arbat) bizim Bağdat Caddesi gibi bir cadde. Burada çok hoş bir restorana gittik. Rusyada yiyebileceğimi hayal etmediğim lezzette yemekler yedik. Sarımsaklı ekmeği bu kadar severek yediğimi hatırlamıyorum. Somonun lezzeti burada bulamayacağımız gibiydi, çok çok hoştu... Ev yapımı şaraplarını antibiyotik aldığımdan tadamadım.

Neyse, Arbat Caddesinde bir yer gördüm, ışıl ışıl. Sanırsın ki küçük bir Las Vegas. İlk başta alışveriş merkezi sandım. Meğerse Kumarhaneymiş, namı diğer Gazino! Sonra bu tip ışıklı ve kish görünümlü yerleri gördüğümde kumarhane olduğunu şıp diye anladım:-)

Ertesi gün ise halka karıştık, metro ile gezdik. Her metro durağı birbirinden farklı, çok şık ve değişik. Son metro durağı modern işlenmiş mesela... Bir alışveriş Merkezine gittik. Bizim Tepeye benziyordu ama daha da büyüktü. Tüm ünlü mağazalar oradaydı. En üstte de fast food yerleri. Çok ilginç, bizimkinin tersine buralarda bira da satılıyor ve hemen herkes kola gibi bira içiyor. Birayı içkiden saymıyorlar sanırım:-) Burada moğol kuzinesini denedik. Bir sürü ince kesilmiş et ve sebzelerden istediğinizi bir kaseye alıyorsunuz. Bunu dev bir sac üzerinde soya sosu da ekleyip pişiriyorlar, isteğine göre makarna veya pilav ekliyorlar ve siz afiyetle yiyorsunuz. Bence başarılıydı. Burada arkadaşlar ile sohbet ederken şantiyeden bir iki tanıdık gördük. Sanki Moskovada çok tanıdığımız varmış gibi oldu:-) Sohbet güzeldi. 9.30 gibi alışveriş merkezinin 10 da kapanacağını anons ettiler, biz de ufaktan kalktık. Metro o saatte tıklım tıklımdı. Binerken itilip kakıldım ki 1970 lerin sonunda bir çocukken İstanbul belediye otobüslerinden beri böyle itilip kakılmamıştım! Metro ile otelin yolunu bulmak çok kolay olmadı. Semti bulduk bulmasına da o durakta inince beş altı çıkış ortaya çıktı. Nereden çıkacağımızı anlamadık, maluk kril alfebesi kullanılıyor ve biz Rusça bilmiyoruz. Sözde arkadaşlar beni otele bırakacaklar! Neyse en sonunda ben birilerine sordum da işaret dili ile anlaştık gayet rahat. İngilizce bilen pek yok!

Otele uğradığımda hemen eşimi aramak istedim. Kontürüm bitmişti! Rusyada kontör harcanmıyor, adeta su gibi gidiyor. O nedenle o gün kontörüm bitmişti! Otelden aramaya kalktım, bir baktım hat vermiyor. Bir gün önce de su içmek için minibarı kullanamamış ama çok önemsememiştim. Meğer kredi kartımdan biraz para çekmeleri gerekiyormuş avans olarak. Neden giriş yaparken söylemezler ki! Otel de Holiday Inn bu arada ama düşünebileceğiniz kadar sade! Neyse, pijamaları çıkartıp resepsiyona indim, kartı verdim, odaya gelip aşkımla konuştum. Bu konuşma ki 14 dakika sürdü bana 2100 Rubleye yani yaklaşık 100 YTL ye maloldu!!!! (1 Euro 35 Rubleymiş) Soyguncular ne olacak!

Ruslar ilginç tipler aslında. Kadınları ince uzun (gençleri) güzel ama kesinlikle burada gördüğümüz kızlar gibi değil. Bence en güzelleri buraya geliyor veya sokaklarda dolaşmıyorlar. Giyimleri, özellikle ayakkabıları çok demode ama montlarını, kabanlarını çok beğendim. Yaşlı kadınların bile kabanları, kaşkolları, şapkaları hoştu... Genç kızlar orta yaşa gelince kalınlaşıyor ve çirkinleşiyor bence. O güzel kızlar mutasyona mı uğruyor nedir! Erkekleri ise bence çok kötü! Çok da bakımsızlar... Tabi iki günlük kısa gözlemleri bunlar.

Neyse cuma günü de eve dönüş günüydü, mutluydum, hoştu... Bir sürü Matruşka aldım. Oğluşa lego ve Rus Kinder Supriseları, aşkıma votka ve anahtarlıklar, anneme çukulata, kendime ise hiç birşey alıp geldim:-)

6 Comments:

Blogger fikriminincegülü said...

Yahu bu kadınlar, herkesleri düşünürler de bir kendilerini düşünmezler acaba. İçgüdüsel midir? Kendine aldığın hiçbirşeyini güle güle kullan bacım.:) Değişiklik olmuş sana da.:)))
Eşim de aynı şeyi söylüyor. En güzelleri buraya geliyor. Çürük çarıklar Rusya'da kalıyor diyor.:)))

11:44 PM

 
Blogger butterfly35bucuk said...

Ya canım ben bu savı kesinlikle destekliyorum ama kociş kabul etmiyor. bence bu kadınlar sadece gençken güzeller ben yaşlı ve güzel bir Rus görmedim şimdiye kadar. Gençken ne kadar güzellerse yaşlıyken o kadar çirkinler.

Burda da bir alışveriş merkezi var EGS Park diye belki duymuşsundur yemek yenen bölümde birahane de var, bar da var. İlk gördüğümde bana çok ilginç gelmişti.

2:37 AM

 
Blogger Noni said...

Hoşgeldinnn! Kısa zamanda yine de iyi dolaşmışsın, yazını okurken benim de denediğim moğol yemeğini hatırladım şimdi ayy canım çekti valla! Metrolar ise evet çok güzeldi biz de annemle kayboluyorduk nerdeyse ama Rusçayı konuşamasam da alfabeyi bilmem çok yardımcı oldu ;)
Ama kadınları konusunda sana katılamıycam ben çok çok güzel kızlar gördüm, ağzım açık seyrettim resmen ama evet yaşlandıkça çirkinleşiyorlar ve bıyıkları çıkıyor benim en çok yaşlı kadınlarda bu dikkatimi çekmişti :)

2:42 AM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Fikrimin İnce Gülü, değişiklik oldu olmasına... Kendime aldığım hiçbirşeyler de çok iyi çıktı:-) Sanırım biz kadınlar sevdiklerimizi mutlu etmeyi önemsiyoruz daha çok... Gerçi bir kere kendime parfüm almıştım free shoptan:-P

2:55 AM

 
Blogger renkler said...

Kelebekçiğim EGS parkı duymuştum... Burada üst kattaki Fast foodcuların hepsi bira da satıyorlardı. Yani kola gibi alıyorlar...

2:56 AM

 
Blogger renkler said...

Noniciğim Hoşbulduk. Güzel kızlar vardı tabi ama burada gördüğümüz 100 kızdan 99 u güzelse orada bu oran çok düşüyordu. Tabi ben çok az gezdim. Alfebeyi ben de öğrenmeyi düşünüyorum. Çünkü okuyabilirsek en azından semtleri filan anlarız gibi geliyor. Yıllar önce eski Yugoslavyayı gezerken de kril alfebesi kullanılan yerlerde bayağı sökmüştüm alfabeyi:-)

2:59 AM

 

Post a Comment

<< Home