Tuesday, April 24, 2007

Tatil bitti!

Güzel, ilaç gibi 3 gün ışık hızıyla geldi geçti! Cuma akşamı şuradan mutluluk içerisinde çıkışım dün gibi:-) Neyse, sonuç olarak cidden iyi geldi hepimize 3 günlük ara.

Cuma gününden başlayayım: Zaten cuma günü tatil moduna girmiştik bile. Sürünerek iş yapıyordum artık. Öğlen Wishciğimle beraber Sturbucksa gidip kahve içtik. Uzun zamandır değil kahve içmeye inmek, yemeğe bile zaman ayıramıyorduk. İş stresi ve koşturması içerisinde doğru dürüst konuşamadığımızdan dertleşmek, son havadisleri konuşmak için iyi bir fırsat oldu bu... Sanırım cuma günü herkes benzer bir ruh hali içerisindeydi.

Cuma beşte işten çıkıp eşimin işyeri yakınlarındaki alışveriş merkezine gittim. Buket Uzunerin İstanbullular romanını aldım sonunda. Sanırım Zeynep önermişti o kitabı. Tatilde de okumaya başladım ve çok hoşlandığımı söylemeliyim. Neyse, orada bir iki işimi de hallettikten sonra eşim beni aldı ve Taksim'e kaçırdı. Keşke o anlara geri dönsem... Trafiğin rahatlığı şaşırtıcı ve sevindiriciydi. İlk önce Marmara Cafede bir çay içtik. Eşim açlığını bastırabilmek için biraz kurabiye etıştırdı. Ben iştahımı yemeğe saklamak istesem de dayanamayıp tuzlulardan atıverdim ağızıma. Orası tüm Taksim çılgınlığının ortasında bir yer olmasına rağmen nedense huzur verir bana... Oradan yemeğe gittik. istiklal caddesindeki bir Meksika restoran- barı Cuma Cumartesi canlı müzik de oluyor. Dekorasyonu ve ışıklandırması tam benim sevdiğim gibi bir yer ve orada da rahat hissediyorum kendimi. Aslında Meksika yemeklerini sevmem. Baharat sevsem de genelde et ve kıymaya dayalı mutfakları pek hoş gelmze bana. Ama ambiansı güzel. Önce yaramazlık yapıp elma dilim patates ve bira istedik. Kalori bombaları. Yorgun bir hafta sonunda bira ne iyi geldi! Ben içmeyi unutmuşum herhalde çarptı beni. Sonra da yemeklerimizi yedik. Sohbet çok güzeldi. Sizleri de andık. Eşim biliyorsunuz blog dünyasına kuşku ile bakıyor. Ona buradaki arkadaşlığın güzelliğinden bahsettim. Yağmur Damlacıkımın bana yaptığı jesti anlattım tekrardan. Çocukluğumun mekanlarını fotograflayan ve yayınlayan bir arkadaşım var beni mutlu etmek için dedim, sordum ona arkadaşlık bu değil midir? Yıllardır mailleştiğim ve o şehirde oturan çocukluk arkadaşlarımın hiçbirinin aklına gelmemişti bu dedim... Kötülüklerinden değil tabi, düşünememeleri normal hayatın çılgınlığı içerisinde...

Ben evden çok uzak durmayı ve gece hayatını dışarıda yaşamayı hiç sevmem. Kendimi güvende hissetmem... O nedenle çok geç olmadan, daha insanlar geceye dalmadan evimize döndük. Sonuç olarak değişiklik iyi geldi, keyifliydim...

Cumartesi ise susuz günümüzdü. Suların kesildiğini farkedip bir şok geçirdim. Bizim bloğun borularında sorun varmış, suları kesmişler yapılana kadar! Olaydan haberimiz yoktu, en kötüsü evde el yıkamaya su yoktu çünkü ve ben saf saf temizlik yapmayı düşünüyordum sabahtan. Allahın sopası yok tabi, al sana temizlik dedi :-) Kendime geldiğimde evde durmamam gerektiğini düşündüm ve ailecek kendimizi dışarıya attık, kendimizi spora verdik. Yürüyüş yaparken oğluş hava çok güzel ne olur tenis oynayalım dedi. Karar makamı olarak bana baktıklarında olur ama ben 15 dak oynarım, sizi izlerim dedim. Tam 1.5 saat tenis oynadık. Oynadık diyorum çünkü ben de dayanamadım. Oğluşla eşli olduğumuz için aşırı yorulmadım. Ama sonuçta hamlamışım, ertesi gün kollarım ağrıyordu.

Akşam ailecek yan blogda oturan ve suları akan anneme gittik. Banyomuzu yaptık bir de orada yattık. Aile sıcaklığı hissetmek, anne evinde yatmak güzel geldi. Evimiz hemen yanda ama biz orada kaldık:-) Ben annemde ne zaman kalsam 10 saat filan uyurum, o kadar huzurla uyurum yani. Yoksa evde erkenden uyanırım ama ertesi sabah 11 de kalktık. Anneciğim kahvaltıyı hazırlamış ve oğluşu üzerimize salmıştı bile:-)

Pazar ve pazartesi suların gelmesi ile çılgın gibi temizlik yaptım, elde yıkanacak şeyleri yıkadım: Sanki suyu ilk kez görür gibi. Allah susuz bırakmasın.

Sizler ne yaptınız? Umarım hepiniz iyisinizdir...

27 Comments:

Blogger annelog said...

Ben benim tatilimde bahsetmeyeyim Renklercim,pek iç açıcı değil zir. Sizinkinin güzel geçmesine sevindim. Sobemi de unutmadım, kendime geleyim biraz cevaplayacağım.
Sevgiler:)

1:45 AM

 
Blogger yagmur damlasi said...

Peki eşin ne dediiii:? :)

1:50 AM

 
Blogger renkler said...

Annelogcuğum, senin tatilinin çok iyi geçmemesine üzüldüm. Neyse umarım kötü şeyler olmamıştır ve iyisindir şimdi. Kendine iyi bak, hiçbirşeyi dert etmeye değmiyor.

1:55 AM

 
Blogger renkler said...

Yağmur Damlacıkı, eşim blog yazmama daha ılımlı bakıyor o nedenle bunu anlattığımda O da hak verdi bana. Haklısın dedi... Sonuçta O da takip ediyor ve kötü hiçbirşey olmadığını görüyor. Ayrıca sizlerin doğumgünü ile ilgili kutlamalarınızı da okudu, bence bu güzel birşey.

1:56 AM

 
Blogger renkler said...

Haa, Yağmur Damlacıkım, söylemeyi unuttum. Cumartesi günü de annemle konuştuk. Senin adını sordu. Ben de bilmiyorum dedim, nasıl bilmiyorsun diye sordu. Haklı. Nerede oturuyor, ne iş yapıyor, kimlerden filan diye sordu:-) Kesin tanıyorumdur ben en azından ailesini dedi. Yirmi yıl filan orada oturdular, kolay mı!

1:58 AM

 
Blogger yagmur damlasi said...

aaa,ne ayıp! :)
bir çok kişi bana adımla hitab ediyor.
Ben yazılarda yazıyorum adımı.
mesela Memoş'la ilgili yazıda hep geçti adım. Benim adımı doğru söyleyebiliyor dedim orada. yakalandııın. tam okumamışsın.:P

Asıl ben senin adını merak ediyorum, kulağıma fısılda diyorum.
bak kulağım burada diyorum:

blogyagmurdamlasi@hotmail.com

ama demiyorsun.:(

dispansere yakın,acısu parkında oturuyorduk o zamanlar.Yenituran ilkolukulunun orada.Bunları da yazmıştım.:)

2:05 AM

 
Blogger karmançorman said...

renklercim,ctesi-pzr tatil yapanlara artı olarak bir de bu bayram tatili ekleyenlere uzaktan hayran hayran bakabildim sadece. ctesi çalıştım hemde canım çıkıncaya kadar. pzr anneciğimle deli bir temizlik yaptık soona ütü dağ gibi.ptesi tekrardan işe geldim :/
sizin tatilinizin güzel geçmesine çok sevindim.ben yapamadım siz yapın dedim içimden hep zaten tatile gidiyorum dienlere :)
öpüyorum çok

2:54 AM

 
Blogger renkler said...

Sen benim için Yağmur Damlacıkımsın da ondan. Ama hemen adına bakacağım, ama adınla hitap etmeyeceğim ona göre:-) Gerçi belli de olmaz. Oturmuş olduğun yeri hatırlıyordum zaten, söyledim, bana ne tarafa düştüğünü anlattı. Zaten anımsıyorum hayal meyal. Benim acilen İzmit'e gitmem lazım! Hatırlamam lazım. Adımı mail atacağım. Belki tanıdık çıkarız ha:-)

3:00 AM

 
Blogger renkler said...

Sashacığım ben de sen kışın evde otururken özeniyordum sana. Gerçi sen kışın tatil olmasa, haftada 2 gün tatil yapsam diyorsun ama onun da güzelliği vardır elbet. Aslında çalışmak olmasa tatillerin değerini bilir, tadına varabilirmiydik?

3:01 AM

 
Blogger yagmur damlasi said...

aman sakın zaten sen deme adımı.: "yağmur damlacıkım" demene bayılıyorum.
ve bu adı senin sayende daha çok seviyorum.:)

3:04 AM

 
Blogger renkler said...

Yağmur Damlacıkı, ben bunadım herhalde, valla okumuştum Memoşla ilgili yazıyı, hem de yorum da yazmıştım ama adına dikkat etmemişim. Afın ne önemi var diyenlerdenim herhalde. Bu arada fısıldadım:-)

3:12 AM

 
Blogger bocuruk said...

Güzel bir haftasonu olmuş. İyi de bir hafta olsun inşallah:)

3:52 AM

 
Blogger KUGUU said...

Eee hersey guzel gecmis RENKLERcgm sevindim.
yazinin sonunda yanliz bir yere koptum, bak aynen kopyaliyorum simdi : "Akşam ailecek yan blogda oturan ve suları akan anneme gittik." demissin:)))) Blok yerine:)))

Blog ve blogculuk senin kanina gercekten isledi be guzelim, gec geldin, pir geldin, bir harikasin:)))) SS.

4:10 AM

 
Blogger damak tadı said...

Hafta sonunun suyun dışında çok iyi geçmesine sevindim canım benim.
İyi de olmuş bu vesile ile anneciğide kendinizide mutlu etmişsiniz annende kalmakla.))
Benimkide iyi geçti sayılır bol bol alışveriş ve güzel yemeklerle yani..))
Çok öpüyorum seni canım kendine çok iyi bak..Güzel bir hafta seninle olsun..

Anneciğe hürmetler..Sevgiyle kalın..

4:21 AM

 
Blogger Gamzeli said...

ayy ne güzel geçmiş tatilin...iyi yapmışsın umarım dinlenmişsindir.Biz çalıştık zor oldu her yer sessiz sedasızdı ama olsun yine de güzel geçti...

Umarım her gününüz 3 günlük tatil gibi geçer :)

4:23 AM

 
Blogger renkler said...

Kuğucuğum, ben de koptum şimdi:-) Ben iyice dağıttım sanırım. Zaten yarın cumartesi yaptığım bir komikliği anlatacağım. Çok dalgınım, çok. Ama iyi olmuş, güldürdüm ya seni:-)

4:27 AM

 
Blogger renkler said...

Gülcüğüm, senin yemekleri gördüm, harikaydılar:-) Su olayı vesile oldu aslında, yakın olunca annende kalmıyorsun. Oysa hoşlarına gidiyor ağırlamak. Gerçi evi talan ettik, o güzelim masa örtüsünü üçümüz de zeytinyağı ile lekeledik, reçelledik:-) Ben de seni çok öpüyorum canım. Aman iyi ol...

4:29 AM

 
Blogger renkler said...

Bocurukçuğum, amin canım, hepimizinki güzel olsun hep...

4:30 AM

 
Blogger renkler said...

Gamzeliciğim, çalışmana üzüldüm ama olsun, haftasonu dinlenirsin... Kendine iyi bak canım.

4:31 AM

 
Blogger fikriminincegülü said...

nefisti bu tatil.. bir de 23 Nisan olunca, çok şenlikli oldu valla.:)
ev kadını olmanın tadını çıkardık değil mi? foşur foşur sularla oynayarak.:)))

4:39 AM

 
Blogger renkler said...

İnce Gülcüğüm, cumartesi eve girmek istemedi canım, hep oyun, hep oyun. Oğluşun dışarı çıkma sevgisini, içeri girmekte nasıl zorlandığını anladım:-)

4:43 AM

 
Blogger enne said...

Ben de kızımla harika bir 23 Nisan yaşadım, ayrıntısı ile anlatacağım birazdan.

5:31 AM

 
Blogger Almula said...

Güzel geçen hafta sonu gibi iyi haftalar olsun sağlıklı mutlu sevgiler...

6:12 AM

 
Blogger cCc said...

nasıl özledim yazmayı sizlere yaa..ne güzel geçmiş.. bir de susuzluk olmasaymış.. zaten su 1 elektrik 2.. olmazsa olmaz:(

10:26 AM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Enne, bayramının harika geçmesine çok sevindim, okuyacağım inşallah...

10:29 PM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Almula, umarım iyi geçer. Birazdan önemli bir toplantıya gideceğim. İnşallah iyi geçer... Sana da iyi bir hafta diliyorum.

10:30 PM

 
Blogger renkler said...

CCC ciğim umarım daha iyisindir. Karabulutlar geçsin artık... Kendine iyi bak.

10:31 PM

 

Post a Comment

<< Home