Sunday, May 06, 2007

hayatın yorgunlukları...

Çılgın bir Cuma akşamı son toplantım yedi gibi bittip çıktığımda kendimi yorgun, bitmiş ve haftasonu da dinlenemeyeceğimin bilincinde olaraktan üzgün hissediyordum. işler bitmemiş olduğundan ve pazartesi günü Alman danışmanımız geleceğinden ertesi gün fuardan çıkıp işyerine gelmeyi kararlaştırdık projeyi çalıştığım arkadaşımla...

Cumartesi saat dokuz gibi kalkıp güzelce, fakat cumartesi görkemine yakışmayacak bir kahvaltı ile güne başladım. Ortalığı çarçabuk topladım. Birazdan annem oğluşun başında durmak için gelecekti ve ev dağınık olursa koşturacağını biliyorum ve istemiyorum. Annem gelince yemek yapmaması için yemin verdirdim, dışarıdan birşey isteriz dedim.

Neyse eşim sağolsun beni ve bir arkadaşımı fuara getirdi. Fuar cumartesileri epey kalabalık oluyor. Sabahtan itibaren hiç keyfim yoktu. Ağızımı açıp konuşmak bile işkence, o nedenle gelenleri hep bizim kızlara yönlendirdim. Fuarları bilirsiniz. Sektörden tanıdıklarınız gelir, bol konuşma, dertleşme de olur. Benimse keyfim olmadığı için zar zor ve genelde de sıkılarak konuştum. Eski işyerinden Burhan bey benzeri bir tanıdık beni yarım saat tuttu!!! Cidden bunaldım, ciyak ciyak bağıracaktım. Bir insan hiç durmadan ve karşısındakine hiç fırsat vermeden, mütemadiyen nasıl konuşur? Neyse saat iki gibi işyerine gittik. Sessiz sakin çalıştık ama ben cidden kötü hissediyordum. Beş gibi çıkıp eve geldik. Oğluş arkadaşları ile havuza girmiş! Donmadın mı oğlum dedim, herkes girdi anne dedi. Herkes dediği sitenin tüm çocukları... Bir de ufak bir şenlik yapılmış bizim sitede. Ünlü bir kebapçı döner dağıtmış, çoluk çocuk yemişler, dans filan etmişler. Çocuklar yaşadı yani. Pazar günü de devamı vardı...

Haftasonu hava o kadar güzeldi ki.. Balkonu hazırlamak istedim ama hiç enerjim yoktu. Yan komşular balkonda yemek yediler, aynı arkadaşlar ben pazar işe gelirken pikniğe gidiyorlardı. Canım nasıl piknik çekti! Eşimin hiç piknik kültürü yoktur. Hatta hiç sevmez. O nedenle ancak hizmet de verilen, kendin pişir yerlerine gideriz. Belki haftaya Polenezköye filan gideriz. Yeşile ihtiyacım var...

Pazar sabahı da aynı şeyler yaşandı. Oğluşun bu hafta İngilizceden sınavı var. Hiç çalışamadık! Pazar sabahı ben yatakları toplarken sorular sordum, onları yanıtladı. Yani düşünün halimizi. Yine yemek yoktu. Anneme yine yemek yapma, sen dinlen dedim. Ama geldiğimizde mercimek çorbası, mücver ve harika bir salata bizi bekliyordu. Domates soslu güzel bir makarna da yaptım...

İşte böyle yorgun argın başladık haftaya. Sonumuz hayrola... İnanın şimdiden Cuma gününü iple çekiyorum.

7 Comments:

Blogger fikriminincegülü said...

iyi haftalar, bol enerjiler dilerim arkadaşım sana...:) aynı durumdayım inan. haftasonunu şimdiden iple çekmekteyim ben de..
sana piknik için, eşinin de çok seveceği bir yer önereyim.. büyükçekmeceden, çatalca yoluna sapıyorsun.. 500 m ileride sağda antikköy var.. hem kendin pişir kendin ye durumu.. türk kalesi.. nargile köşesi.. hayvanlar filan çok güzel ve değişik bir yer.. oğlun da çok sevecektir eminim..:)

11:29 PM

 
Blogger böğürtlengözün annesi said...

Öncelikle geçmiş olsun diyeyim, neyse atlatmışsın pıtırtıyı. İşallah hafta içindede öyle yorucu işlerle karşılaşmadan sakin geçirirsin haftanı.
Piknik olayını ben , birlikte gideceğimiz kişilere göre sevebilirimde , sevmeyebilirmde :) Ama kimle gidersek gidelim akşamına mutlaka müthiş başım ağrır. Açık hava çarpıyor derim hep, koca hafta oksijensiz ortamda çalışınca, açıkhava çarpıyor beni :)

12:13 AM

 
Blogger Ev Perisi said...

Fazla yorma kendini arkadaşım,))
Nasılsa her şey olacağına varır!
öpüyorum...

4:14 AM

 
Blogger Gamzeli said...

İyi haftalar diye başlayayım...

Bende öyle çok yorgun hissediyorum, bugün iş yerinde çok zor duruyorum vallahi..her tarafım ağrıyor...Dün çok güzeldi benim keyfimiz iyiydi,piknik yaptık arkadaşlarla önce sabah zor kalktım birgün önceside 4 de yatmıştım uyukluyordum sonra güzel geçti ara ara gözlerim kapanıyordu ama bir kahve herşeyi halletti...Bugün yine yorgunum zamanın çabuk geçmesini istiyorum...

Öptüm canım seni...

4:38 AM

 
Blogger PERİLİ KÖŞK said...

hadi geçmiş olsun bu seneki fuar telaşı bitti ,seneye sağlıklı olalım da gene olsun ...
iyi haftalar diliyorum...

3:50 PM

 
Blogger damak tadı said...

Canım önce sana harika bir hafta diliyorum.İçinde yorugunluğun "Y" sinden eser olmayan,içinde sıkıntının "S" sinden eser olmayan,içinde sadece mutluluk rüzgarları esen bir hafta olsun sadece.Sende ohhh bu hafta ne güzel geçiyor,ah ne mutluyum diyebilesin.Ben bunları senden duymak ve mutlu olmak istiyorum.Senin bu kadar yorulmana inan gönlüm razı gelmiyor.
Neyse hepsi geride kaldı,sana da geçmişler olsun tatlım.
Bizimde piknik kültürümüz hiç yoktur,sanırım hiç de olmayacak.))
Halbuki ben ne çok severim ama bana uyan olmuyor ne yazıkki..))
Hafta sonları bazen sahile yürüyüşe inerim.Caddebostan Migrosun arkası resmen piknik alanı gibi oldu.Kazaren geçen hafta Bostancı tarafına doğru uzanmak istedim.Oraya kadar gitmişken biraz daha gidip taksiye atlayıp eve dönmeyi düşündüm.Aman tanrım manzara çok farklı idi.Gerçi bizim oralardan başlamıştı.(Erenköy'den)İnsanlar nerde yeşillik görmüşlerse ailecek birde ev eşyalarını toplayıp gelmişler çimenlere yayılmışlar.
Kokular arasında yürümek fazla iç acıcı değildi benim için.(kokularda:tavuk kanat,yağları ateşe akmaya başlayınca korlayan bir ateş,köfte durumu yine aynı.(belliki yağlı kıyma kullanmışlar)sonrası ise biber ve domates közlemesi(garibim onlardan hiç öyle cızz diye sesler çıkmıyordu)arkasından kızarmış ekmek kokuları ve derken etrafta dolaşan belediye tarafından damgalanmış bir kaç cılız köpek.)(olsun onlarıda ben doyurdum hiç değilse aklım onlarda kalmadı.)
Bende piknik yapmak istiyorum ama şöyle ıssız fazla kimsenin olmadığı bir yerde ailecek oturup sohbetler edip,mangalları yakıp,sonrasında da çaylarımızı ve ateşte türk kahvemizi içeceğimiz bir piknik..(tabiiki biz gidince 2-3 kişi asla olamayız da..))
Ay yine çok yazmışım tüüüü bana..
Çevreye ve sana gevezeliğimden dolayı rahatsızlık vermişsem özür dilerim tatlım.
Canım sen çok öpüyorum ve takdir ediyorum her konuda.

Anneciğini de düşündüğün ve onu yormak istemediğin içinde ayrıca teşekkürler bitanem.

Seni kocaman öpüp tekrar güzel bir hafta diliyorum.Anneciğine hürmetler,sevgiler.

12:26 AM

 
Blogger damak tadı said...

Canım iyimisin?Neden hiç tık yok sayfanda? İnan tatlım çok merak ediyorum.Lütfen beni fazla merakta bırakma,inan hep aklım sende kalacak.
Umarım sadece iş yoğunluğundan yazamıyorsundur.Kıyamam ben sana tatlım.Çok öpüyorum seni.
Güzel haberlerini bekliyorum.

3:54 AM

 

Post a Comment

<< Home