Wednesday, May 02, 2007

Televizyonlu günler

Kendimi bildim bileli televizyon vardır. Bugünün çocukları nasıl siyah beyaz ve tek kanallı televizyonları anlattığımızda uzaydan gelmişiz gibi bakıyorlarsa ben de televizyonsuz bir hayatı tahayyül bile edemzdim.

Annem televizyonsuz ama mutlu geçen çocukluğunu, radyolu günleri ilk evlendiği yıl İTÜ de deneme yayınlarını izlerken nasıl heyecanlandığını anlatırdı hep... Belki televizyon yoktu ama mutluydular. Üç kardeş bütün gün dışarıda tepinirler, yazları bağda ağaçtan meyve toplar ve çatlayana kadar yerler, kışın tertemiz yağan karların üzerine pekmez döküp yerlermiş mesela...

Ben her yaz anneanneme gidip bağdaki kiraz ağaçlarının tepesine çıkardım. Anneannemlerin evinin bahçesinde bir dut ağacı vardı. Annem çocukken düşmüş ve ölüp dirildiğini iddia ediyor. Ölüp dirildiği ne kadar doğru bilinmez ama ciddi bir tehlike yaşamış. Annem doğduğu zaman anneannem onu bacaksız hocaya, o zamanın ve o şehrin en popüler hocasına götürmüş. O hoca da annemin yıldız falına bakmış. Annemin çocukluğunda bir ölüm tehlikesi geçireceğini, mutlu bir evliliği olacağını, kırmızı bir taşın ona uğur getireceğini (annemin yakut yüzüğü şimdi bende, bana uğur ve güç verdiğine inanıyorum) filan söylemiş. Aynı dut ağacından ben de düşmüş fakat anneminki kadar ciddi bir tehlike yaşamamıştım. Yalnız çenem yaralanmıştı ve o yaz hep naz yaptım bizimkilere...

Neyse, anlatacaklarım bu değildi ama her zaman yaptığım gibi daldan dala atladım. Dün sabah TRT kanalında bir programa rastladım. TRT nin tarihçesini anlatıyordu. Belki kuruluş yıldönümü filandı. Kahvaltı hazırlığı sırasında bakabildiğim kadarı ile benim çocukluğumun, 1970 li yılların programları ile başladı. Bu görüntüler beni geçmişe götürdü. Geçmişe bağlılığımı , nostaljiyi sevdiğimi bilirsiniz. Hadi sizi de o günlere götüreyim biraz:

Hatırlar mısını bir Oyun Treni vardı. İsmi tam olarak o muydu hatırlamıyorum. Gencecik Levent Kırca sunuyordu programı. Bence bugünün çocuk programlarından çok daha hoştu... Gerçi hayal meyal hatırlıyorum ama heyecanla beklerdim onu... Bir de sevimli bir müziği vardı bugün bile kulaklarımda çınlayan...

En sevdiğim yerli dizi kesinlikle Kaynanalardı... İki uç ailenin dünür olması ile başlayan olaylar... Tijen, Timur ne kadar entellektüelse Nuri ve Nuriye o kadar sonradan görmeydi... Daha sonra tekrar aynı diziyi çevirdiler ama sanırım aynı tadı vermedi.

Yine hayal meyal Aşkı Memnuyu hatırlıyorum. Bu sanırım İLk ciddi anlamda dizi çalışmasıydı. Müjde Ar, Derya Baykal bu diziden sonra iyice meşhur olmuşlardı.

Daha önce bir postta geçmişimizin çizgi filmlerini anlatmıştım ve hepimiz bir nostalji yaşamıştık. Pembe gazeteye koysam mı acaba... Heidi, Marco, Sinbad, Kumkum, Arı Maya ve diğerleri, ne sıcak ne samimi, ne saftı...

Rock Hudsona bayılmamı sağlayan Mc Millan ve karısını unutmak mümkün mü? Ne yazık ki geç yayınlanırdı ve ben uyumuş olurdum. Ama nedense susar, acıkır, afedersiniz çişim gelir ve kalkardım o dizi varken. Annem de anlardı tabi. Beş dakikacık bile izlemek için neler yapmazdım...

Haa bir de haberleri sunan bir adam vardı, her haber bitiminde esen kalın derdi ya... Ben hep Esen Kadın dediğini sanır ve anlam veremezdim! Bir gün annem bu hatamı düzeltti de dumur oldum:-)

Daha neler neler vardı. Sizler neleri hatırlıyor ve özlüyorsunuz?

Esen Kadın (Pardon esen kalın:-))

17 Comments:

Blogger KUGUU said...

:) Koy pembegazeteye olur.

11:36 PM

 
Blogger renkler said...

Kuğucuğum, koydum bile...

11:40 PM

 
Blogger fikriminincegülü said...

Cumartesi akşamları Türk filmi seyretmek için yapılan hazırlıkları hatırlıyorum.. Annecim bütün işini gücünü bitirir, biz de bakkaldan ıvır zıvır alırdık yemek için.. meyveler hazırlanır.. kalkmamak için sular başucunda tutulur.. tabi o zaman reklam arası filan yok.. çok zaman yiyip içmekten iyice sıkışırdık ama, tuvalete bile gitmezdik...

11:41 PM

 
Blogger renkler said...

İnce Gülcüğüm, Cuma akşamları da film vardı sanki. Ben hep sonuna kadar izlemek isterdim ama koltukta uyuyakalırdım. Bazen uyumamak için kalkar yüzümü yıkardım ama nafile, ancak beş dakika işe yarardı...

11:45 PM

 
Blogger Ayçiçeği said...

Sınavın ertelenmiş galiba. Yine de sana kolay gelsin Renk'cğm :)

Öğrenciyken, cuma geceleri korku ve gerilim filmleri olurdu. Gece oturur izlerdim.

Bir de Hayat Ağacını seyrederdim okul dönüşü.

Şimdi ise hafta içi takip ettiğim 2-3 dizi var. Kaçırmamaya özen gösterdiğim.

Hafta sonları ise pek televizyon açılmaz bizde. Zaten çoğu zamanı dışarda geçiriyoruz. Bir geceleri eşimle DVD izliyoruz, ya da lost veya Heroes izliyoruz.

Artık oğluşa çizgi film kanalı yasaklandı. Jetix'i zaten sildik TV'den. Şimdi Nickelodeonda sıra. Sadece bizim onayladıklarımızı izleyebiliyor. Ah nerde o eski çizgi filmler :(

11:57 PM

 
Blogger yagmur damlasi said...

Allah'ım yardımcın olsun.
birde şöyle dua et.:)
bu annemin duası idi.
Allah'ım dayanma gücümü sınama,dayandığım kadar verme.

hııım,ben Heidi'ye aşığım.cd sini bilem aldım.
mcmillan benimde sevdiğimdi.
başkaaa,adile teyze vardı. Kaçak dizisivardı.Dallas'ta ben ortaokulda idim sanırım.
Dedim ya ben filmseverim.:) dizler aklımda kalan bunlar. ay eski türk dizileri korkunçtu yanlız.on düşün bir söyle.:(

12:38 AM

 
Blogger yagmur damlasi said...

ve don-suz geceler.:)
onu hatırlıyormusun? :)

1:23 AM

 
Blogger Ebru said...

Cumartesi günleri sabah başlayan bol çizgi filmli çocuk programı (ismini hatırlayamadım), programın sonunda Clemantine ismindeki çizgi film (isminden emin değilim); Pazar günleri sabah saat 10'da TV açılışı, haberler, işitme engelliler haber programı, Uçan kaz, Pazar sineması, öğleden sonra pazar eğlence programı, evet-hayır yarışma programı, Cenk Koray'ın sunduğu kutu kutu yarışma programı, pazar öğleden sonra Red Kit; hafta arası okuldan çıkışta izlediğim Hayat Ağacı (Sam, Brooke, komiser Masters- kendisine hayrandım bu arada); Cuma akşamları Charles iş başında; Dallas; Aşk gemisi; Heidi; Şeker kız Candy; Adile Naşit'in sunduğu Uykudan Önce :) izlemeden uyumazdım; Kaynanalar dizisi liste böyle uzayıp gider... Ne güzeldi dimi Renklerciğim. Şimdi nerdeee o izlediklerimiz diyoruz. Şimdilerde TV izlemeyi pek sevmiyorum. Çocuklarımın izlemesini de kıstlamış durumdayım çünkü zararlı o kadar çok yayın var ki. Jetix'i yasakladım, kanallar arasından kaldırdım. Afacanlar okul çıkışı onayladığım birkaç kanaldaki çizgi filmleri, hafta sonları sünger Bob ve bunun gibi 1-2 çizgi film dışında pek TV izlemiyorlar. Hafta sonu CD izliyorlar. Bizim zamanımızda CD'mi vardı. Videomuz vardı, babam hafta sonları güzel video kaset filmleri getirirdi beraberce izlerdik ne güzeldi. Açık hava sinemaları vardı ailecek giderdik, iki film üstüste yayınlanırdı, önce Türk filmi ardından yabancı film... Nasıl da nostalji oldu ama. Galiba çok yazdım yeter dimi ama. Sevgilerimle...

2:51 AM

 
Blogger renkler said...

Ayçiçekçiğim, şimdiki çizgi filmler çok fena. Bir iki tanesi hariç ben de izletmemeye çalışıyorum. Nerede bizim zamanımızın öğretici ve samimi çocuk programları... Belki onların çocukları zamanında daha da kötüleşecek herşey. Voltran diye bir çizgi film vardı hatırlar mısın? İlk onunla bozulmaya başlamıştı çizgiler...

3:02 AM

 
Blogger renkler said...

Yağmur Damlacıkı hatırlamaz olur muyum:-) Ne günler yaşamışız değil mi? Eski Türk dizileri çok durağandı, ben Çalıkuşunu sevmiştim...

3:03 AM

 
Blogger renkler said...

Ebrucuğum Pazar günleri bir de klasik batı müziği konseri olurdu da bitmek bilmezdi! Zaten öteden beri pazarları sevemedim gitti... Çocuklara ne izleteceğimizi şaşırıyoruz. Çizgi filmleri izletmesek de normal programlar da kötü! Ben bu yaz televizyonu hiç açmayacağımı evdekilere ilan ettim.

3:05 AM

 
Blogger böğürtlengözün annesi said...

Pazar günleri oynayan Uçan Kaz çizgi filmini, bide vikingleri çok severdim ben. Şarkısını bile hatırlıyorum " Haftaya buluşalım haftaya,vikingler geliyooor devamı haftayaaa"
Ayrıca her cuma geceside Mavi Ay dizisini kaçırmazdım. Geç saatte yayınlanırdı ve kaç kere seyrederken uyuyup , sabaha kadar televizyonu açık unutmuştum :)

4:43 AM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Böğürtlen Gözün annesi, Uçan Kaz Nortondu değil mi... Vikinglere bayılırdım zaten. Mavi Ay bir kanalda tekrar veriyordu bir süre öncesine kadar. Rastladıkça izlemiştim...

4:53 AM

 
Blogger cenebaz said...

Esen Kadın:Esen Ünür ve Don-suz geceler de Ersin İmer. İkisi de öldü, ikisine de allah rahmet eylesin, nur içinde yatsınlar. Tabi azıcık dinazorus olduğum için tv başladığında ben ortaokula yeni başlamıştım. O yüzden tvsiz geçen 12 senem var. Bu arada kimse Flamingo Yolundan söz etmiyor.(Constance, Sam ki kendisine hastaydım, Komise Titus-taytıs).Hatırladınız mı o diziyi? Oyun Treninde de Levent Kırca ile Köksal Engür vardı. Ali ve Veli diye. Şarkısı ;
Bizler Ali, Veli, Makinist
Bunlar vagonlarımız
Bandosu, folklörüyle
Oyun Treniyiz, hepimiz:))(Müziğü hatırlıyorsundur umarım)

5:03 AM

 
Blogger renkler said...

Cenebazcığım, oyun treninin sadece melodisini hatırlıyorum zaten... Ama sözleri filan hiç hatırlamıyorum. Sadece sevdiğimi hatırlıyabiliyorum. Flamingo yolunu biliyorum tabi. Sonra Charlie'nin melekleri vardı. Sokakta oynarken bazen bu diziyi oyun yapar, üç melekten hep sarışın olanı ben seçerdim:-)

5:14 AM

 
Blogger Burda Herşey Bedava said...

bende tamamen bir heidi aşığıyım

http://www.sevdaligeceler.com

1:11 AM

 
Anonymous Anonymous said...

You will likely be witness to a lot of diverse looks in design, nevertheless the solid factors that last are
the ones that famous makers use continually. If you've got a heavy, large wrist and a large hand, you're easily able to put on the bulkier chronograph and bezel styles
manufactured by companies like Tag Heuer. They each one is Swiss
Quartz precision accuracy, and waterproof to 200 meters.


Also visit my web page ... greenhost.Ro

11:10 AM

 

Post a Comment

<< Home