Tuesday, July 24, 2007

Balıklar hep yaşasın...

Sıcak bir İstanbul sabahından merhaba. Bugünün bu kadar sıcak olacağı dün bizim evde tüm camların açık olduğu halde ortada ceryan olmaması, kapıların çat pat diye yürek hoplatıcı bir şekilde çarpmamasından belli idi. Düne vegenel hayatıma bir göz atalım hadi:

* Valla bugünlerde çok şımarasım geliyor. Eşime şımarıveriyorum.Zira başka şımaracak kişi yok. Wish'e biraz şımarıyorum bir de... Annem arkadaşında zira. Eşime şımarıp sırnaşıyorum. Oğluş olsa ona da şımarırdım.

* Dün güzel bir akşam yemeği, sıcak ve rüzgarsız bir hava ve yıkanmamış bir balkon eşiliğinde akşamdan keyif aldım. Bolkonun temiz olmaması benim bu keyfimi bozmadı düşünün. Eşim mangal yapar gibi dumansız ızgara başında mamaları pişirirken ben de ortamdan huzur kopardım.

* İki kat aşağıdaki komşumuz biraz rahatsızlanmış, yeni haberimiz oldu. Dün akşam ancak dokuz buçukta toparlanıp onlara gittik. Adam iyiydi neyse ki... Maksat muhabet sonuçta. Aslında yarım saatte kalkacaktık ama söz sözü açtı epey bir oturduk. Bir de geleceğpiz diye akşam akşam kek filan yapmış kadın. Yemeden olmaz tabi.

* Sonracıma TV izleyelim dedik yatarken ama ben uyumuşum. Tam Yaşar Nuri Öztürk'e telefon bağlantısı yapacaktı kalal bilmem ne! Ama reklamlara girince uyuyakalmışım. Konuşulanları eşim sabah anlattı. Şok oldum şok! Yaşar Nuri beye inanırım ben. Livaneliyi çok sevmesem de ona da inanırım... Vayyy

* Burada benim departmanda çok sevdiğim genç bir kız var, yeşil rugan ayakkabı almış Nine Westten, bayıldım. Alışveriş aşkım depreşti...

* İnsanın kızı olması da bir başka canım... Dün akşam gittiğimiz komşumun 9 yaşındaki kızı çay servisinde sehpaları dizdi, tabak, peçeteleri getirdi, annesine bir yardımcı oldu, bayıldım. Bir kız bebeb isteğim depreşti. İlaç biter bitme zyapmaya karar verdim. Komşum da beni çok yüreklendirdi.

* Sabah yolda 3 araba birbirine girmiş. Allahım koru bizi! Ne trafik vardı! O arada biz de eşimle beyin fırtınası yapmak sureti ile memleketi kurtardık.

* Bu sıcak günlerde bizim akıllı yönetim havuzu kapatmış. Kenarları elden geçiriyorlarmış. Mayısta aklınız neredeydi! İşte tipik bir yönetim!

* Haftasonu bir olsa... Ama hayırlısı ile olsun.

* Bugün de makyaj yapmayarak rekor kırdım.

* Dün annem ile konuştum. Bu akşam üzeri Sultanahmet'e, babamın muhitine gideceklermiş. Çok kıskandım. Çok severim ben orayı. Ne zama gitsem kendimi bir yabancı gibi seyahatte hissederim, rahat rahat gezerim. Akşamları da çok güzel olur. Bir de Kapalıçarşı'ya gitmeyi severim. Kuyumcu kuyumcu gezmeyi dermişim:-)

Bir de aklıma bir çocukluk anım geldi dün akşam. Ama hain bir çocukluk anısı. Şimdi efendim ben minimini bir çocukken çok güzel bir akvaryumumuz vardı. İçinde harika Afrika lepistesleri, suluboya diye tabir ettiğim lepistes türleri, melek balıkları, kılıç balıkları, zebralar vs ile çok renkli, güzel ve bakımlı bir akvaryumdu. Bu camdan güzellik misafir geldiği günler haricinde girmemiz yasak olan misafir odasında bulunmaktaydı. Bu güzelliği izlemek için annemden izin alır ve odaya girerdik. Ama çok sık olamazdı tabi. Bir de yem vermeye girerdik ki onların yeme atlamalarına bayılırdım.

Neyse, yine annemden habersiz oraya gittiğim bir gün, ağabeyim de yok, beni şeytan dürttü. Uhuyu suya döksem ne olur diye düşündüm. Aslında hayvanlar ile bir bağ kurmuyordum o an, sadece uhunun su içerisinde izleyeceği yol ve alacağı biçimi merak etmiştim. Uhudan bir miktar sıktım. Bu salak balıklar elimi görünce yem verdiğimi sandılar ve uhunun başına toplaştılar! Ağızları uhuya yapışmaz mı! Hepsi çırpınıyor ve kurtulmaya çalışıyorlardı. Benim nasıl bir hal alacağını merak ettiğim uhu suyun üzerine yayılmış ve daha geniş bir alanda daha da çok balık toplamıştı. Önce koşan lepistesler en kötü durumda olanlardı! Aceleleri ve kıvraklıkları onlara hayırlı gelmedi o sefer.

Ben nasıl panik oldum tahmin edersiniz. Çıldırdım. Annemi de çağıramıyorum... O an bir cesaretle elimi suya sokup katılaşmış olan uhuyu topladım. Neyse ki balıkların ağızlarından ayrılıp elime geldi. Balıklar da epey yan yan yüzdükten sonra kendilerine geldiler. Tüm gece gelip gidip onları kontrol ettim, ölmediler Allah'a şükür. Ama neler yaşadım üzüntüden.

Valla kötü bir niyetim yoktu. Çocuk çocuk deney yaptım minik beynimle. Zavallı balıklar çok korktular. Onlar da o kadar obur olmasalardı canım, daha iki dakika önce yem yemişlerdi. Balık beyni, balık hafızası işte. Ama en acısı insanların arasında da balık hafızalıların var olması. O daha tehlikeli. Anlayan anlamıştır herhalde. Unutkanlık hastalığından bahsetmiyorum keza.

21 Comments:

Blogger fikriminincegülü said...

Demek ki, akvaryuma uhu dökülmeyecekmiş. Bu deneyden çıkan sonuç bu olsa gerek. Bak bu deneyi yapmasaydın, bilemeyecektin. Deneme yamulma yöntemi.:)) Akşam, biz de koca kişisiyle otururken, bir kızımız olsa da bize kahve yapsa, diye laf çarpıttık birine. O da çok istiyorsanız yapıverin bir kız dedi.:)) Haydi hayırlısı bakalım. Sen yap önce de. Biz de bakarız.:))

11:51 PM

 
Blogger renkler said...

Haklısın, yoksa hala uhuyu akvaryuma dökme planları yapıyor olabilirdim şimdi:-)

Benim oğluş kahve yapıyor bak. Ama servis filan yok. Aslında erkek çocuklarına ufak tefek iş yaptırmak lazım. Yoksa eşlerine kök söktürürler... Benimki biraz maço ruhlu:-) Ama arada birşeyler yapar.

12:40 AM

 
Blogger KUGUU said...

Cok guzel baglamissin yazinin sonunu sekerim:)

12:50 AM

 
Blogger Gamzeli said...

Ayy canım yaaa, iyiki ölmemiş balıklar...Çok var çok, bugün bişeyi vaat eden yarın unutuyor balık hafızası buna deniyor işte...

Kız bebek yap, sana benzesin, snein gibi sempatik ve şirin olsun, snei hiç görmedim ama tahmin edebiliyorum hayalimde :)

1:12 AM

 
Blogger böğürtlengözün annesi said...

Hay aklınla bin yaşa emi :) Nerden aklına geldi akvaryuma uhu dökmek diycem ama bende balıklar fanustaki suda üşümesinler diye fanusu sobanın kenarındaki sehpaya bir süreliğine koyup sonra onları orda unuttuğum sabah aklıma geldiğinde balıkların haşlanmış olduğunu gördüğüm gün aklıma geliverdi birden. Halada unutamıyorum çok üzülmüştüm :(
Ahh ahh kız çocuk deme bana bende çok istiyorum.Allahtan yeğenim kızda onda biraz özlemimi dindiriyorum..

1:57 AM

 
Blogger Elçin said...

KIZ ÇOCUĞU BENDE İSTİYORUM ÇALIŞMALAR TATİL SONUNA KALDI SANIRIM.BALIK UHU AKVARYUM NASIL YANİ İLAHİ...

2:14 AM

 
Blogger renkler said...

Kuğucuğum, öyle iyi bağlarım işte:-)Renkler, the kendini beğenmiş

4:18 AM

 
Blogger renkler said...

Gamzeliciğim, sağol güzel sözlerin için. Sana da kız bebek yakıştırıyorum nedense. Tabi Allah sağlıklı çocuklar versin de, gerisi önemli değil. Kızlarımız olsa amma süsler püsleriz değil mi?

4:19 AM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Böğürtlen gözün annesi, çocuk aklı işte! Soba dedin de başka birşey aklıma geldi. Çocukken oje sürmem de çok hoş karşılanmazdı evde. Ama ben yine de annemde aşırır sürer, sonra da silerdim. Yine bir gün evde yalnızken sürdüm. Sen tut ojeyi sobanın üstüne koy. Biraz sonra bir patladı! Duvarlar,i yatak oje olmuştu. Annemden temiz bir dayak yemesem de çok laf yedim!

4:21 AM

 
Blogger figen said...

kız çocuk isteyenler cemiyeti açtım herkesi beklerim .kesin kız olacakmı bakalım? ben çin takvimi ve bir kaç ucubik şey denemek istiyorum ama daha zamanı var tezimi vereyim sonra.yeni teknikler biliyorsanız haberleşelim..

4:22 AM

 
Blogger renkler said...

Elçinciğim, sadece uhu,balık akvaryum üçlüsü mü? Yukarıdaki Böğürtlen gözlüye yanıtımdaki oje ve soba ikilisine ne dersin? İyi evi yakmamışım çocukken!

4:23 AM

 
Blogger renkler said...

Figenciğim, bizim ailede de eşimin ailesinde de erkek çocuk dolu ama kız çok az. O nedenle kızımızın olma ihtimali daha az. Ama önemli değil. Sağlıklı olsun da... Hep erkek bebek görüyorum rüyamda. Sanırım ben bebek olayını özledim. Hayırlısı olsun...

4:24 AM

 
Blogger Ev Perisi said...

Kız bebek konusuna kısmen katılıyorum zira benim oğluş hiç aratmıyor mesela sabah kahvaltı hazırlamış çok duygulandım;))
Kızımızıda tecrübe edince paylaşırım inşallah...
sevgiler...

4:34 AM

 
Blogger yagmur damlasi said...

süper çocuk Renklerim yüreğim ağzımda okudum balık maceranı.
oooh çok şükkür Yarabbi yine sen kurtarmışsın. bizim en son iki süslü Japonumuz vardı.
depremde öldüler..(
o günde sularını temizleyip,oturup onları izlemiştik ne kocaman oldular diye.
birde balık doymayı bilmez,attıkça yer ve ölür.:(
aaay yeni yazı yazasım niye yok. yorumlarda bayılttılar. yine organ nakli yazmam gerek diye sallanıp duruyorum.:(
ama bugün yazıpta kurtulayım en iyisi.:(
sonra senin seveceğin yazılar yazarım inşallah.:)

4:52 AM

 
Blogger kakaolusevgi said...

İNSAN ÇOCUKKEN GERÇEKTEN HAYAL DÜNYASINDA SINIR TANIMIYOR :) MERAK İŞTE.ÇOCUKLUK ANILARINDAN KİTAP YAZILIR VALLAHİ.
OĞLUNUZUN OLMASI NE GÜZEL.ALLAH BAĞIŞLASIN.KIZINIZ DA OLSUN İNŞAALLAH DA SİZE YARDIM ETSİN NE GÜZEL.ALLAH SİZE İKİNCİYE KIZI,BİZE DE BİRİNCİ EVLADIMIZI YAKIN ZAMANDA NASİP ETSİN İNŞAALLAH.

4:58 AM

 
Blogger yagmur damlasi said...

amiiin.:)

5:25 AM

 
Blogger renkler said...

Ev Periciğim, Şükrancığım, sen doğum yapmadın mı daha? Yoksa yaptın da benim mi haberim yok... Ne zaman güzel haberini alacağız?

5:58 AM

 
Blogger renkler said...

Yağmur Damlacıkım, annem o balıklara gayet güzel bakardı. Fekat!!! bizim akvaryumu ona bir ay kadar teslim ettik, tüm balıklar fazla yemlenmekten ölmüşler. Valla yaşlandı diyeceğim kızacak bana:-) O kadar yem vermiş ki şişkoluktan çatlamışlar, ciddiyim. Zaten akvaryumu çok isteksiz almıştı...

Bu arada yeni yazılarını bekliyorum amaaaaaa....

5:59 AM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Kakaolu sevgi, hoşgeldin. Bloğunun ismine bayıldığımı da söylemek istiyorum.

Güzel dileklerin için çok sağol. Amin diyorum. Allah sana da güzel bir evlat nasip etsin en yakın ve en hayırlı zamanda...

6:00 AM

 
Blogger emre said...

İyi geldi bu anın bana, iyi güldüm yaneee. Zavallı balıklar iyiki hafızaları o kadar iyi değil. Ama var benimde öle canavarlıklarım (gerçi seninki öle canavarlık değil kızmayasın sakın, seninki kimyasal bi deney sadece)küçüklüğüme dair, anlatırım bi gün.

8:30 AM

 
Blogger renkler said...

Emreciğim, çocuklar çok meraklı oluyor. Yani benimki pek canavarlık değildi de abuk merakları olan bir çocuktum. Çok da sağlıklı düşünemeyecek bir yaştaydım sanırım... Her çocukta vardır aslında... Seninkileri de okumak isterim.

11:50 PM

 

Post a Comment

<< Home