Monday, August 06, 2007

Olan bitenler

Biliyorsunuz veya bilmiyorsunuz Perşembe Cuma evimdeydim. Evde olunca da tabi dinlendim filan sanmıyorsunuzdur. Beş dakika oturmadım desem yeridir. O nedenle Cuma beş dakikalığına internete girebildim o kadar...

* Sizleri ve bloğumu özlemişim

* Perşembe akşamı ailecek el ele (ortada ben tabi) gezdik biraz, pastaneden ekler aldık, eve döndük keyifle... Bana bir ilham geldi.... Hemen laptopa koştum, romanın başına oturdum. Eski bir iki bölümü taradım, nerede kaldım diye ve bazı düzeltmeler yaptım. Sonracıma yeni bir bölümün yarısını afiyetle yazdım. Cidden içime sindi. Çok hoş cümleler ve betimlemeler yaptım. Tam save edeceğim laptopun şarjı bitti ve şık diye gitti. Herşey yokoldu. Ben neden dikkat etmedim. Şu aptal laptopa alışık da değilim... Tabi sinir oldum. Ertesi gün yine başına oturdum ama yazamadım. Herşey uçtu gitti...

* Ama bir hikayeye başladım. Eğer bitimek nasip olursa onu burada yayımlayacağım. Gelecekte geçiyor konusu... Kısa hikayeler de zevkli.

* İnci Aralın Morunu okuyorum ya, sadece arabada gidip gelirken bir yerlere ama... Evde bir türlü vakit bulamıyorum. Fakat bu sabah bir mantık hatası yakaladım kitapta. Bir adamdan bahsediyor ve onun için okuması yazması yok diyor iki ayrı yerde. Sonra onun yanında kalan bir çocuğun pazar sabahları yatağına gazete getirdiğini yazıyor. Adam yatakta gazete okuyormuş! Bunu şuna bağlıyorum. Herhalde İnci Aral bu kitabı yazarken benim gibi epey ara verdi ve olayları unuttu... O kadar hata da nazar boncuğu olsun. Kitabı çok beğendim.

* Perşembe Cuma günü kazındım da kazındım. Aman ne temizlik. Cumartesi anne- babamız, benim annem, eşimin kardeşi (eşi boşanmaya karar veren) oğlu geldiler yemeğe. Çok keyifli bir gün geçirdik. Çocuklar azdılar. Biz de epey oturduk, yedik içtik. Annem daha boşanma durumlarını bilmiyor. Ama kadının Bodruma tatile gittiğini söylemiş oğlu. Tabi buna da üzülmüş neden tek gitti diye. Birşeyler seziyor ve üzülüyor. Aslında ben olsam biran önce söylerdim. Kötü de olsa şüphe duymakansa gerçeği bilmek iyidir diye düşünüyorum. Haksız mıyım? Annemle bana biraz dert yanmak istedi annem. Ama biz durumu biliyoruz, kurcalamak istemedik. Biz konuşmayınca konu kapanmak zorunda kaldı...

* 3 çocuğu evlat edinmeye karar verdim. Zaten hep bizdeler... Oğluşun iki arkadaşı ve birinin kız kardeşi. Perşembe Cuma tüm gün bizde oynadılar. Perşembe evde saklanbaç vardı. Dip köşe temizliğe henüz girmediğim için izin verdim. Cuma ise odadan çıkartmadım valla. Benim temizlik takıntımı bilen oğlum idare etti olayı. Pazar yine geldiler... Aslında gelsinler sorun yok ama ana babalarına işaşmıyor değilim. Birinin annesi kardeşin de gelirse olur demiş. Kız beş yaşında. Nasıl rahat yolluyabiliyor. Beni tanımıyor bile.

* İşimi seviyorum ama beni soğutmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Bana böyle yapmaya devam ederlerse iş değiştirebilirim. Sıkıldım cidden!

* Yazacak çok şey var, zaman yok. Ama yavaş yavaş yazarım artık...

20 Comments:

Blogger KUGUU said...

Yazdigin bolumlerin gitmesine uzuldum RENKLERcgm.
Ama yeni kisa hikayeni bekliyorum/z.

1:27 AM

 
Blogger fikriminincegülü said...

Bilim Kurgu demek ha.. gelecekte geçiyor. Sabırsızlıkla bekliyorum.:)) Ya benim de geçenlerde hazırladığım rapor gümledi. Sinir bir şey bu. Bütün emeklerin bir anda pufff.:(( 5 yaşında yavruyu, hiç tanımadığı birinin evine gönderebiliyorsa ben onun rahatlığına nasıl hayran olmayayım.:))

2:28 AM

 
Blogger Mutluveumutlu said...

Renklercim bizde seni ve yazılarını özlemişiz.
Romanın bir bölümünü puf diye uçup gitmesine üzüldüm,insanın emeklerinin birdenbire yokolması sinir bişey hakikaten.
Kayınvalidene keşke söyleselermiş boşanacaklarını,böyle kadıncağızıda yazık yaa.
Bazen bende işimle ilgili senin ginbi düşünüyoruma ama ölece bekliyorum bakalım,nereye kadar :)

3:10 AM

 
Blogger renkler said...

Kuğucuğum, senin bloğa yazmayı unutmuşum. Perşembe günü balkonu yıkarken tak diye aklıma sen geldin. Ne alaka değil mi? Balkon yıkamak neden seni çağrıştırdı bilmem... Ama o gün zaten sürekli birşeyler yaptım, o ana denk geldi demek ki...

3:15 AM

 
Blogger renkler said...

İnce Gülcüm, bilim kurgu sayılır ama çok bir aksiyonlu da değil hani:-) Sonunu ben de bilmiyorum. Ööööle başladım. Kız allahtan ki usluydu. Çünklü igilenecek zamanım yoktu. Ben bir de pirpiriğim biliyorsun, hani çocuğa bir şey olmasın diye sık sık yanına gittim. Hani emanet çocuk...

3:17 AM

 
Blogger renkler said...

Mutlu ve umutlucuğum, bence de söyleseler iyi olurdu. Sonra eşimi arayıp sormuş, bir derdi var gibi, sana söyledimi diye... Yazık canıma, anne işte.

3:18 AM

 
Blogger Gamzeli said...

Ayy merak ettim neler yazmışsın romanda...Olsun loptop değil bütün makineler öyle canım...

Bende şaşmıyor değilim, çok rahat anne babalar var çok...Ondan sonra çocuğun başına bişy gelse sizdeydi orda oldu derler...Tövbe tövbe..

4:03 AM

 
Blogger Girls on blog said...

Ben de diyorum bu renkler niye yazmadı günlerdir diyeee:)
Nedense en sık sen yazdığın için sanırım her sabah yeni bir post beklentim yüksek senden:))
Ya bi de yeri değil de aklıma geldi Nilaydan haber alan var mıdır hiç ya? ben merak ediyorum onu epeydirr...
Bence o boşanma da hayırlı olmuş ..bu konuda fikrim çoktur da..hadi yazmiim şimdi:)

4:39 AM

 
Blogger Hande said...

Bence de söylemeliydiler. Sonra başkasından duyar falan kadıncağıza birşey olur allah korusun. Çok yoğun bir hafta sonu geçirmişsin anlaşılan. Ben sadece 5 yaşındaki kızın gönderilmesine değil hergün hergün insanın çocuğunu birinin evine göndermesine de karşıyım. İnsanın haftasonu var, pazarı var, işi gücü var. Herkes kendi çocuğuna ancak zaman ayırıyor zaten değil mi? Bu kadar sık iyi değil. İnsan biraz düşünür canım! Peşpeşe peşpeşe her gün olmaz ki...

4:42 AM

 
Blogger damak tadı said...

Canım,bende çok üzüldüm hepsinin uçup gitmesine.Laptop'un da böyle sinir halleri var işte.((Sıkılıp,üzülme yine yazarsın canım.
Ne güzel ailecek bir arada olup güzel yemekler yemeniz.Diğer konu ise gerçekten karışıkmış bana göre.Bence söyleselerdi çok iyi olurdu.Başından değilde sonundan duyuluncada hoş olmayan durumlarda nüksedebiliyor.Herşeyin hayırlısı olur inşallah her iki taraf içinde.

Kocaman öpüyorum.Sevgilerle..

7:05 AM

 
Blogger emre said...

bende merak içineydim ne olcak bu roman diye, ama görünen o ki senin bilgisayar buna müsade etmeyecek, diğer hikayeyi de merakla bekliyorum.

7:39 AM

 
Blogger yagmur damlasi said...

yazının uçmasına gerçekten çok üzüldüm.ama bir kısmını bile blogger kopyalalamış mı? artık arada kendi kendi kayıt yapıyor ya.
bayağı bir kısmının bloggerda duruyor olamsı lazım.:(
ne rahat insanlar var yaa.
bizim de hep oğlan aranır,o kimsenin kapısına gitmeden büyüdü.ama o çok aranmaktan ders bile zor çalıştırırdım küçükken.
evet sen onları evlad edin bence de.:)
hatta annesine telefon aç söyle,mor olsun.:)
şimdi sorarsan ki sen yapabilirmisin öyle bir şey diye? hayııır.:)
ama kayınvalideciğine söylesinler artık.
biliyormusun sen tam anneme göre evlatsın.o dakayınvalide sözünü hiç sevmezdi, ona da bahsederken anne dememi isterdi. ama birlikte benim arkadaşımın düğününe gidince ve ikisini de annem diye tanıştırınca -tabi annemin zoru ile- insanların kafası karışıyordu.
yanımızdaki bir teyze sonunda isyan etti. "aaa şuna kayınvalidem desene" diye.
nişanlılık günlerime götürdün beni. :)

8:38 AM

 
Blogger yagmur damlasi said...

ve ben organ nakli yorumlarına cevap yazmaktan yazamıyorum yeni yazı.
:(((((((((((((((((((((((((((((

9:17 AM

 
Blogger renkler said...

Gamzeliciğim aynen öyle. O nedenle arkadaşları geldiğinde dikkat ediyorum. Tabi herkes öyle değil. Ben oğluşu pek bir yere yollamayı sevmiyorum. Hem rahatsız eder diye düşünürüm,hem de içim çok rahat etmez. Aman bana gelsinler, gözümün önünde olsunlar daha iyi. Ama tüm çocuklarını da yollamasınlar canım...

10:37 PM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Girls on Blog, Nilaydan hiç haber yok. Tamamen bıraktı sanırım. İnşallah iyidir.

Her sabah post yazmaya çalışıyorum. Bazen akşamdan yazıp sabah pişiriyorum:-)

10:38 PM

 
Blogger renkler said...

Handeciğim, ben de oğluş sıkılmasın, üzülmesin diye kabul ettim. Bir de evdeydim, kek börek çörek çoktu, çocuklara yedirmek hoş oldu. Ama insanlar daha düşünceli olmalı tabi...

10:39 PM

 
Blogger renkler said...

Gülcüğüm, bence de söylemeli. Zaten bu hafta mecburen söyleyecek. Çünkü evden ayrılması lazım. Kadın haftaya geliyor. Hani demiş ya ben geldiğimde burada olmayın diye...

Kendine iyi bak canım. Kocaman öpücükler...

10:40 PM

 
Blogger renkler said...

Emreciğim, bu sıralar hikaye yazmaya taktım nedense... İlham o türlü geliyor. Aman gelsin de nasıl gelirse gelsin dimi?

10:41 PM

 
Blogger renkler said...

Yağmur Dmalacıkım, nasıl kayınvalide diyim, canım o benim yaaa... Cidden seviyorum, Allah bozmasın. Kendi halinde, hiç karışmayan, iyilik düşünen bir insandır. Hele bbamı daha çok seviyorum. Herhalde kendi babamı kaybettiğim için...

10:42 PM

 
Blogger renkler said...

Yağmur Damlacıkı, bu arada yorumları bırak artık, yeni yazı isterük!!!

10:43 PM

 

Post a Comment

<< Home