Tuesday, November 27, 2007

Doğumgünleri nostaljisi

Hayat gidiyor işte... Aslında çok güzel birşey yaşamak. Bazen içim öyle bir mutlulukla doluyor ki, nefes alabildiğime, sıcak bir evde sevdiklerimle olduğuma şükrediyorum. İçimi bir huzur kaplıyor. Şımarıveriyorum, kedi gibi sırnaşıvermek geliyor anneme, oğluşa, aşkıma...

Bazen de umutsuzluğa düşüyorum, sıkıntı basıyor... Ağlamak istiyorum. Hepimiz böyle miyiz? Kendi mutluluğumuza sevinirken, başkalarının acısını hissedip bir anda yıkılmak insani bir duygu değil mi? Ya da sebepsiz yere mutsuz hissetmek? Sanırım insan olmanın getirdiği birşey. Bir de sanırım ki arkadaşlar, hepimiz duyarlı ,nsanlarız. Duyarlı olduğun zaman bir o kadar çok üzülüyorsun da... Umursamasak, kendi içimize gömülsek belki çok mutlu olurduk, ama ne kadar insan olurduk ki?

* Dün akşam oğluşun doğumgününü kutladık. Artık büyüdü sıpa:-) Eskiden ne partiler verirdim. Aile içerisinde kutladığımız miniklik oğumgünleri geldi aklıma. Bir seferinde onlarca balon şişirmiştim, nefes diye birşey kalmamıştı. Bir de duvardan duvara süsler asmıştık... Bir duvarda kocamak, vakvaklı bir Happy Birthday yazısı (neden Türkçesi yoktur ki bunlşarın?) Oğluş bunları görünce ne kadar heyecanlanığp mutlu olmuştu. Balonla oynamayı hala sever. Ben balon patlamasından o kadar korkarım ki! O gün bayağı irkilmiştim hani...

İkinci yaşgününde çalışmıyordum... Pastasını kendim yapmıştım. Şimdiki gibi kadınlar pastacılıkta kendilerini öyle geliştirmiş değillerdi. Yada benim haberim yoktu. Yani şeker hamurundan süsler filan... Ben de kocaman bir kelebek pasta yapıp resnkli kremalar ve bonibonlar ile süslemiştim. O kadar beğenilmişti ki o pastam. Tadı da belki de şimdiye kadar yaptıklarımın en iyisiydi. Oğluş çok minikti, mum söndürmeye bayıldığı için bu seramoni birkaç kez tekrarlanmıştı:-)

Biraz büyüyünce anaokulunda da kutlanmaya başlandı ve eve çocuklar davet edilmeye... Bu daha şeker oluyordu ama yorucuydu kuşkusuz. Olsun, oğluş için herşeye değerdi. İlkokul ikinci ve üçüncü sınıfında karşıdaki evimize yeni taşınmıştık... Okul arkadaşları zaten hep siteden çocuklardı. Sitenin çok güzel bir cafesi vardı. Çevresi çimenlik... Hava da şansımıza çok güzeldi. Orada kutladık doğumgününü... Oyun abla ve ağabeysi de çağırdık. Keza oyunsuz o kadar çocuk idare edilemezdi. Oğluş acaba az kişi mi gelir diye endişeleniyordu ama tüm sınıf gelmişti, bir de komşular, akraba çocukları derken ne eğlendiler... Veliler ile biz de çok eğlendik. Oğluşa sorsam şimdi en akılda kalan yaşgünü kesin odur.

O günü bahçede de oynayarak kutladılar. Vukuatlar: bir adet bacağı süs havuzuna batmış çocuk (apartopar eve götürüldü) Bir adet kavga eden ikiz çocuk (pastanın topu için kavga ettiler ve biri o kadar inatçıydı ki onu zor zaptettik, bir adet kayboldu diye panik yapılan dayı torunu (en büyüğüydü, siteyi turlarken yakalandı) ama bunun dışında harikaydı.

* Yine nostaljiye battım sabah sabah... Dünkü kutlama ise aile arasında hemencecik oluverdi. Artık büyüdü, dışarı çıkmak istedi, arkadaşları dışarıdaydı. Aslında o havada yollamazdım ama kıyamadım yaşgününde. Bu arada haftasonu hediyelerini almıştık. Bir adet basket ayakkabısı, bir tane de eşortman takım. Dün yine de yüzü azıcık da olsa gülsün diye şirin mavi bir kutu aldım, içine bir tane çok güzel teneke kutuda yılbaşı kupası, iki minik kardan adam mumu, 0.7 kalem (bayılır) ilginç bir iki silgi, UEFA çıkartmalı dergi, bol miktarda sevdiği ıvır zıvır atıştırmalıklardan koydum, cici bir kartı da kutuya yapıştırdım. Sevindi... Küçük de olsa böyle hediyeler vermeyi ve almayı çok severim:-)

* Gecenin ilerkleyen saatleri ise kötüydü. Bizim minik adam oyundan gelince ödevim var dedi. Tabi önce söylemiyor çıkmak için. Tam tamına 9 sayfa matematik ödevi!!! Aman ne abuk sorular, ne saçma sapan bir anlatım. Bu matematik kitabını kim hazırladıysa ona sevgi ve saygılarımı sunuyor ve içten güzel dilekler sunuyorum!!! Oğluş bile, anne dershanenin kitabı ne güzel anlatıyor dedi... Yanına dershane kitabını almış, oradan anlamaya çalışıyor. Ama kitap o kadar absürd ki bazılarının yanıtını bulmak neredeyse imksansız! Bu yavrular tam aptala dönüyor. Tam on buçukta çalışması bitti. Son sayfalarda uydurmaya başlamıştı ki engel oldum, oturduk beraber yaptık. Bazılarına o kadar sinirlendim ki yanına koca soru işareti koydum. Öğretmen sorarsa anlamadım,i anlatır mısınız de dedim. Yazık valla.

Bu arada yeni anket sorumuz var yanda... Siz bi doldurun, sonra bu konu ile ilgili bir iki çift lafım olacak tabi. Ama sizi etkilemeyeyim şimdi, siz bi doldurun bakiim!

Öptüm hepinizi. Kendinizi artık hiç yalnız hissetmeyin. Bakın, biz varız burada...

18 Comments:

Blogger civciv said...

küçükken her sey farkılı oluyor ren-klerciğim
yakında kendişileri arkadslrıyla kutlamaya baslıycaklar aslında benim istediğim şu okul larda kitaplarda bir sey anlatılmıyor doğru dürst yazı yazdırlmıyor bana göre hem okuyum hem yazınca akılda daha iyi kalıyor müfredat diye tuttumuşlar da sene sonu sınavlrı ozamn niye yıl içerisndeki öğrenmiş olduklarınla yapılmıyor öğrendikerli hiç bir seyteslerde cıkmıyor anlamdım inan hiç her gece bütün kitapları acmıp bakmaktan bir soru var-sa ya defterinde yada burda göstermiştr öğrenmen diyorum fakat yok oğluşta nne biz bunları öğrenmedik demiyormu deliriyorum

12:13 AM

 
Blogger kuzine said...

Merhaba Renkler,
Öğrencilerden gelen mektuplara çok duygulandım, kalplerin içinden çıkan oklarla sevgilerini göstermeleri, bulundukları eğitim sisteminin içinde şimdiden yollarının kesildiğinin farkında olan pırıl pırıl ama umutsuz çocukların yazdıklarına duygulanmamak elde değil.

Oğlunun doğum günü kutlu olsun. Nice nice yıllara...

1:39 AM

 
Blogger Muhabbet Çiçeği said...

Renklerciğim,Keşke hep küçük olsakda öyle doğumgünleri kutlasak dimi. Yaş ilerledikçe artık heyecanı kalmıyor. Tekrar dpğumgünü kutlu olsun oğluşunun. Matematik ödevlerine gelince haklısın canım.Okul kitapları çok kötü. Bende bir öğretmenim ve o kitaplara bakınca bazen ben bile ne anlatmak istediğini zor anlıyorum o kadar yani. Saçma sapan, gereksiz şeylere yer verip öğrencinin kafasını karman çorman ediyorlar. O yüzden oğluşun haklı canım. Öptüm seni

2:25 AM

 
Blogger fikriminincegülü said...

Nasıl da mutlu olabiliyorlar bazen küçücük şeylerden. Bazen de hiçbirşey memnun etmiyor bu sıpaları ya neyse.:) Artık büyüyorlar. Gözümüzün önünde kocaman oluyorlar. Allah hep güzel günlerini göstersin canım. Ve iyi ki varsınız...

3:04 AM

 
Blogger Yüxexeratonin said...

:))
ben de yapardım bunu..
çıkar oynardım;sonra gelir babaaa ödevim var derdim :) hem de kendi öğretmenimken babam :)))
başkalarının üzüntüsüyle kahrolmak kısmına gelince..çokça yaşıyorum bunu buralarda..kendime de acıyorum aynı zamanda diğerlerine de :)) daha bir katlanılmaz oluyor..

3:08 AM

 
Blogger hislerim ve ben said...

cnm benim ya ne kadar güzel anlatmışsın o ilk doğum günü o heycanlar ailelerin mutluluğu her şeyin ilki çok güzel çocuğun büyüyor doğum günü yazınıda okurken aklıma aşkımla ikimiz doğum günü geldi 15 gün var aramızda belli bir zamana kadar aile içince kutlanan özel günler sonra arkadaş sonra sevgili acaba dedim bizim naaıl olcak diye , ah ah bu güzel günleri yaşadığın için bence mutluluğun en güzel yerindesin arkana dönüp baktığında iyiki yaşamışım diyorsun , hepimizde ara sırada mutsuzluk oluyor mesela dün akşam içim sıkılıyordu bir gaflet bastı ki sorma bazen yapılan aynı şeylerde insan sıkılıyor kendi adıma söylüyorum yanlış anlaşılmasın çok uzadı yaaaa yazım kusura bakam kafanı şişirdim kocaman öpüyorum seni ve oğluşunu her günün mutlu geçsin :)

3:29 AM

 
Blogger Gamzeli said...

Oğluşunun doğum günü kutlu olsun, nice mutlu yaşlara ablacım :)

4:26 AM

 
Blogger renkler said...

Civcivciğim, haklısın, yakında kendi arkadaşları ile kutlayacak... Okul ile ilgili fikirlerimiz de aynı. Oğluş da bana bunu anlatmadılar ki diyor. Kitapları anlamakta güçlük çekiyorum. Hayır, zor olduğu için değil, karmakarışık olduğu için. Çileden çıkıyorum.

4:39 AM

 
Blogger renkler said...

Kuzineciğim, çok sağol güzel dileklerin için. Çocukların kalpleri çok şekerdi. Diyorum ya ne zamandır bir kalbin içine adım yazılmamıştı:-)

4:40 AM

 
Blogger renkler said...

Sevgili Muhabet çiçeği, kitapların anlaşılmaması konuluğun zorluğundan değil karışıklığından, abuk sabuk şeyleri anlatmaya çalışmasından, bir sürü boş, gereksiz bilgi ile kafa doldurmasından değil mi? Söylemek istediğini binbir takla atarak, dönüp dolaştırarark anlatıyor.

4:42 AM

 
Blogger renkler said...

İnce Gülcüküm,amin canım. İyi ki varız. Bunu içten söylüyorum çünkü bloglar ve sizler hayatıma anlam katıyorsunuz. Biliyorum ki üzüntümü, sevincimi, kızgınlığımı paylaşacak dostlarım var.

4:43 AM

 
Blogger renkler said...

Semracığım, öyle yapmışsın ama ne güzel okuyup meslek sahibi olmuşsun. Umarım oğlumun da çok güzel bir mesleği olur da bu yaptıklarını gülerek konuşuruz ileride... Ben pek kendime acımam biliyor musun? Ölmekten de kendim için korkmam. Hep ölürsem o ne olur, bu ne yapar diye hayıflanırım. Oysa kalanlar yaşıyor hayatını, hiç birşey de olmuyor. Olan gidene oluyor:-)

4:45 AM

 
Blogger renkler said...

Hislerciğim sakın sıkma kendini. Herşey güzel olacak. Mutlu olmana bak. En güzel günlerini yaşıyorsun. Tatsız düşünceler ile zindan etme kendine hayatı:-) Ah bu hepimiz için geçerli ya:-)

4:47 AM

 
Blogger renkler said...

Gamzeliciğim, çok sağol ablası:-)

4:47 AM

 
Blogger PERİLİ KÖŞK said...

renklerciğim,oğluşunun doğum günü kutlu olsun.Öğrencilerin mektupları gerçekten çok duygu yüklüydü :D
yaşam herşeye rağmen devam ediyor ,evet ....

9:49 AM

 
Blogger Elçince said...

doğum günleri büyüdükçe şekil değiştiriyor galiba bakalım bizimki ne gibi taleplerde bulunacak,ama senin oğluşun için hazırladığın kutu nasılda güzelmiş çok beğendim...

12:49 PM

 
Blogger renkler said...

Periliciğim, çok sağol canım. Hayt devam ediyor ve feci hızlı bir şekilde. Baksana 11 yıl nasıl geçti gitti hiç anlamadım bie.

11:01 PM

 
Blogger renkler said...

Elçinciğim, iki yıldır bizim oğluş doğumgünlerine hiç önem vermiyor.Sadece hediye kısmını bekliyor:-)

11:02 PM

 

Post a Comment

<< Home