Thursday, November 29, 2007

Yorgunum, yorgun...

* Bu sabah düşen uçağın haberini aldım. Allah ölen yolculara Rahmet eylesin. Eşim de havacılık sektöründe olduğu için moralim bozuldu. Allah korusun... Offf... Şu uçakların bakımlarını filan doğru dürüst yaptırmıyorlar mı ne! O kadar hassas bir konu oysaki. Can taşıyorsun!

* Dün eve yorgun argın gelip yemek yemeğe başladık. Dün yoğunluktan hiç evi arayamamıştım. Oğluşun da ertesi güne, yani bugüne sınavı vardı. Ben mutlaka çalışmışlardır diye düşünüyorudum. Annem demez mi: Annesi seninle çalışacakmış!" Kan beynime sıçradı. Saat olmuş yedi, biz kalkıp ders çalışacağız. Bizim adam anlatım derslerini kendi başına çalışmıyor asla. Okutuyorum, bazen anlatıyorum, sorular soruyorum. Cidden kötü oldum. O kadar yorgunluk üzerine kalktık iki buçuk saat ders çalıştık. Tabi o saatten sonra onda da bende de kafa kalmamıştı. Bu derslerden ciddi bir yorgunluk geldi bana. Ciyak ciyak bağırmak istiyorum bazen. Bu ne beaaa!!!

* Bugün Cuma diye bile sevinemiyorum. Haftaya iki önemli sınav var ve matematikten o kadar aptal konuşar var ki (aslında konu güzel de kitapta anlatılan abukluklardan soracaksa işimiz var) Diğeri Türkçe. Annemin arkadaşı sınav için ders veriyor. Umarım işe yarar. Birinci sınav sonucu çok iç açıcı değil çünkü...

Haftasonu ders var anlayacağınız. Bir de dershane sorunsalımız var. Test çözmeliyiz. Başka derslerden İngilizce çalışamıyoruz ona biraz bakacağız bu akşam. Hani Cuma akşamı eğlencesine İngilizce... Oyun gibi kelime soruyorum, boşluk doldurmaca, konuşma, soru cevap şeklinde. Artık bazen hokkabazlık da yapıyoruz ders çalıştırmak için.

* Yazı özlüyorum. Derssiz, dershanesiz, sıcak günleri... Balkon sefalarını, yürüyüş yaptığımız yolları, yüzmeyi... Günler bile daha uzundu sanki. Kış da güzel ama bu sene beni zorladı yani... Hem de şimdiden. Hadi hayırlısı...

* Bir mucize olsa, mutluluk verici harika bir haber alsam, mutluluktan havaya uçsam. En son ne zaman mutluluktan havaya uçtunuz hatırlıyor musunuz?

* Güzel bir hafta diliyorum yine:-)

26 Comments:

Blogger Mutluveumutlu said...

Allah kolaylık versin sanada oğluşunada.
Hakikaten ne güzel olur şöyle havalara uçacak haberler almamız :) Çok şükür bugünlerde güzel haberler alıyorum ama öyle havalara uçacak cinsten aldığım olmadı :)

11:59 PM

 
Blogger berfin said...

renkler'im uçak kazasının haberini aldım sabah bende.çok üzüldüm.allah ailelerine sabır versin çok zor.
sana gelince işin zor gerçekten tatlım.seni okurken kendimi düşünyorum tırsyorum:)valla oğluşundan çok sen ders çalışıyormusun gibi geliyor:)ayrıca bende hatırlamıyorum en son ne zaman havalara uçuran bir haber aldığımı.Kötü haber almayayımda ben buna da razıyım:)öpüldün canım

12:12 AM

 
Anonymous Anonymous said...

sana mail atabildim ancak.:(
sevgilerimle.

12:40 AM

 
Blogger Muhabbet Çiçeği said...

Renklercim, canım işin zor doğru. Ama kendini çok strese sokma canım benim. Biraz kendi başına çalışmayı öğrenmeli oğluşun. Bunu alıştır lütfen. Yazı kim özlemiyor ki. Ders yok ohhh rahat. Gez, dolaş, yüz:)Bak ben fena grip olmuşum yazın böyle dertlerde yok. Gerçi ben temmuz başındada fena grip olmuştum. Herkes nasıl başardın bu havada seni tebrik ediyoruz demişlerdi:) Canım birazda kendine vakit ayırmaya çalış. O zaman İnan kendini daha iyi hissedeceksin. İyi hafta sonları canım.Umarım en kısa zamanda seni havalara uçuracak haberlerde alırsın.Öptüm

1:26 AM

 
Blogger Elçince said...

Ya valla sizin civciv'le haliniz ne olacak,civcivden biliyorum çok zor sizde geleceğimi görüyorum geleceği görmekte iyi değilmiş beaa:)))

1:29 AM

 
Blogger renkler said...

Mutlucuğum, aman ben güzel haberler alayım da havalara uçmasam da olur:-) İyi bir bomba habere ihtiyacım var bu sıra. O kadar içten istiyorum ki:-) İyi haftasonları canım...

1:50 AM

 
Blogger renkler said...

Berfinciğim, senin çocuğun ders çalışmayı sever inşallah. Bizim bütün problemimiz oğluşun özellikle sözel dersleri çalışmayı sevmemesi. Bir de zakasına çok güveniyor. Çalışmadan olmayacağını anlamıyor. Umarım düzelir. Çalışmayı seven bir çocuk olursa benim kadar zorlanmazsın.

1:51 AM

 
Blogger renkler said...

İsimsizim:-) okumaya başladım ama o anda bi işim çıktı, birazdan okuyup yanıt vereceğim:-)

1:52 AM

 
Blogger renkler said...

Muhabetçiğim, aslında kendime zaman ayırmaya çok ihtiyacım var ama olmuyor ki... Kendi ders yapıyordu daha önce, bu sene O da çok sıkıldı. Dershane, testler, okul, sınavlar, abuk dersler... Dershane hocası günde 100 soru yapmalı diyor. İyi de hangi arada, derede? Ambale oldu çocuklar...

1:54 AM

 
Blogger renkler said...

Elçinciğim, Civciv ile aynı perişanlıktayız! Anla halimizi...

1:55 AM

 
Blogger hislerim ve ben said...

ilk önce herkesin başı sağolsun diyorum bu kötü haberde hepimiz çok etkilendik
bitanem ya valla çok zorlandığın kesin bu oğluşa bu kadar eziyet pes doğrusu
benimde biraz cnm sıkıldı ya sabah bankaya gitmiştim benim aşkımda orda tesadüf işte para yatırıyor beb ilk önce görmedim tabiki arkamı dönene kadar ama diğer tarafa geçmiştim gözünün içine baktım çıkana kadar ama bakmadı nye öyle yaptı anlamadım belki çekindi ama bir gülümseme çok mu moralim bozuldu doğrusu

3:27 AM

 
Blogger renkler said...

Hislerciğim, çok tuhaf... Seni görmemiş olamaz mı? Gidip konuşsaydın? Neden çekinsin anlayamadım. Bence çok ayıp etmiş. Sakin ol, bunu onunla konuş. Üzüldüğünü de belli et ama hemen bağırıp çağırma...

3:37 AM

 
Anonymous Anonymous said...

selam, sanırım ben uzun süredir mutlu olmayı unutmuş olanlardanım, bırak havalara uçmayı kırıntısını bile hatırlamıyorum. acaip pesimist bir ruh haline teslim olmuş durumdayım. bir de işte memleket ve dünya ahvalinde olup bitenler öfff. şu uçak kazası tuz biberlerden biri. herkese sürekli şunu yazmak istiyorum, bizim ülkemizde biliminsanı çok ama çok zor yetişiyor. yetişenleri de ülkecek şu veya bu yolla çok kolay harcıyoruz. üniversitelerimizin hali giderek kötüleşiyor. içinde olduğum için biliyorum ve kesinlikle kehanette bulunmuyorum kısa bir süre sonra belki bir kaç üniversite hatta sadece fakülte haricinde bütün üniversitelerimiz imam hatip liselerine dönüşecek. derslerde dönen tartışmaları ve ne yazık ki liselerden gelen çocukların cehaletini, dünyadan bihaberliğini size anlatmaya bloglar yetmez. üniversitelerde ki kadrolaşma inanın diğer yerlere benzemez, bu ülke aklının iflası demektir ve gerçekten son noktadır.yakında alınacak 10 bin kişilik araştırma görevlisinin hatırı sayılır bir kısmının hangi siyasi görüşten olduğu değil artık hangi tarikatlerden olacağı tartışılıyorsa söylenecek söz kalmamış demektir. elbetteki mağdur edildiğini düşündüğüm ancak kendisinin de ifade ettiği gibi (sanki ben mi istedim kapanmayı demişti ya o küçük kız) asla kendi özgür tercihi olmayan bir türbandan dolayı mağduriyet yaşayan o kız çocuğunun acısını hemen içinde duyup ne hikmetse hemen mektuplar döşenen pek sayın başbakanımızın urfada naylon çadırda daha bir yaşına girmeden donarak ölen o yoksul asker çocuğunun, ya da sokaklarda açlığa terkedilmiş binlerce çocuğun hiç birinin mağduriyetine hassasiyet falan göstermemesi ne mide bulandırıcı. çocuğunuz şanslı en azından sizin çocuğunuz olduğu için, ne olursa olsun eleğin üstünde kalma şansı bir çok çocuktan fazla olduğu için şanslı. ama allah aşkına koskoca bir sürüye dönüştürülmüş bir ülkenin en akıllı koyunlarından biri olmak hangimizin sevineceği bir durumdur ki. işte biz düşünüyoruz, eleştiriyoruz, kendi çapımızda bir şeyleri değiştirmeye, dönüştürmeye çalışıyoruz, iyi de tümüyle teslim alınmış onca ruhun içinde özgür ruhlar olmanın yalnızlığı ve çaresizliği ne olacak. her gün giderek artan açlar ve yoksullar ordusuna gerçekten umutlu bir yarın projesi sunamazsak biz ne kadar mutlu olacağız ki ya da mutluluğumuz ne kadar hakiki olacak. bütün medya sadece bir sınıfın hatta bir çıkar grubunun sözcüsü haline gelmişse, yoksulların, işçilerin sesi hiç bir yerde duyulmuyorsa, yoksullar sadece bir tehlike potansıyeli olarak algılanmaya başlanmışsa ve onlar sadece öte dünyada cennet vaad eden tarikatlerin kucağına atılmışsa, ülkede gerçekten demokrasiye, insan haklarına, eşitliğe ve özgürlüğe dair laflar tükenmiş, bu lafları en çok etmesi gereken solun sesi yitmişse, hangi siyasal tercihte olursanız olun mutsuz olmamız gerekir. çünkü onca üstüne titrediğiniz, oya gibi işlediğiniz güzelim çocuğunuzun da inanın böyle bir dünyada çok şansı olmayacaktır. işte tanrı esirgesin ölüp giden onca çocuk. tanrı aşkına adamlar köşelerinde utanmadan ensesinde tek kurşunla öldürülen genç çocuğun alkollü olduğundan, terörist olabilme ihtimaline karşı vurulmasında polisin haklı olduğundan falan dem vuruyorlar. bu ülkede tam nasreddin hocalık olaylar bunlar biri çıkıp demiyor "hırsızın hiç mi suçu" yok. ya bu polis varsayalım ki terörist kovalıyor ilk yapması gereken enseden vurmak mıdır? bir aracı durdurmanın yolu yok mudur, tekerleğe ateş açmak şoför koltuğunda oturan birini ne hikmetse koltuğa zarar gelmeden ensesinde tek kurşunla vurmaktan daha mı zor bir olaydır. kanda çıkan çok az miktardaki alkol insanları hemen trafik canavarı mı yapmaktadır. işinde gücünde bir işadamının, işinde gücünde, eğitimli, güç bela yetiştirdiği, oya gibi işlediği çocuğu bu kadar kolay ölebilmektedir işte...kısaca söylemek istediğim demokrasi, eşitlik ve özgürlük, her sınıftan insanın insanca yaşama hakkını savunmak hepimizin bu dönemde en çok seslendirmesi gereken şeyler, hangi politik noktada olursak olalım. çünkü eğer yoksulların, alt sınıfların taleplerini, hayattan beklentilerini bir takım milliyetçi tarikatci vs. güruha havale edersek herkes yaşanacaklardan payına düşeni bir biçimde alacaktır. kısacası mutlu olamıyorum işte. en son arkadaşım anlattı; bir öğrencisinin bir sorunu için dekanlığa dilekçe vermesini istemiş, çocuk ne yazacağını sormuş, arkadaşım ne yazabileceğini söyledikten sonra "falanca üniversite, falanca fakülte dekanlığına, falanca şehir" yaz demiş, öğrenci bunu dilekçenin sonuna yazmış. bu da eşimin yaşadığı bir olay: bir sınavda öğrencilere hoşluk olsun diye 0,5 puanlık bir bonus soru sormuş sınavda, sevdiğiniz bir şairin ve şiirinin adını yazın diye. cevapların yüzde sekseni ibrahim sadriymiş. dikkatinizi çekmek isterim örnek olaylar ülkemizin gerçekten güzide üniversitelerinden ve yüksek puanla girilen bölümlerinden birinde geçmektedir. çok yakın zamanda yaşandığı için hemen akla gelenler. daha böyle binlercesi var, renkler hanımcım, ben nasıl mutlu olayım tanrı aşkına...sevgiler...

5:36 AM

 
Blogger renkler said...

İsimsiz arkadaş, yine de bu kadar umutsuz olmayalım bence. Tamam bezmiş olabiliriz ama tamamen de kendimizi bırakmamalıyız. Herşey bitmiş, dünya batmış değil! Elimizden en azından çocuklarımızı yetiştirmeye çalışmak geliyor. Benim çocuğum şanslı sayılabilir Allah'a şükür ama ne olursa olsun okumalı ve güzel bir mesleği olmalı. Ona çok fazla birşey bırakamayacağım çünkü... Yani O da benim yaptığım gibi kendini kurtarmalı. Yani o kadar da şanslı sayılmaz...

5:46 AM

 
Anonymous Anonymous said...

özür dilerim renklercim, o kadar uzun ve hüzünle, öfkeyle yazınca adımı yazmayı unutmuşum. bir de aslında sadece izmirde ölen çocuk değil sorun. hiç değilse onun sesini duyurabileceği, hakkını arayabileceği (yiten bir evladın hakkı nasıl alınabilirse artık)ekonomik ve sosyal güce sahip bir babası var. ya arkasından sadece kahretmek zorunda kalan insanları bırakan kaza kurşunu, kaza darbı vs. ile sorgusuz sualsiz ölüp giden onlarca insanın hali ne olacak? aklıma tam sözlerini hatırlayamadığım ama ikinci dünya savaşında yazıldığını bildiğim bir şiir geliyor, sanırım şöyle şeyler söylüyordu o şiirde: önce çingeneleri almaya geldiler, sesimi çıkarmadım çünkü ben çingene değildim, sonra yahudileri almaya geldiler, sesimi çıkarmadım çünkü ben yahudi değildim, sonra komünistleri almaya geldiler sesimi çıkarmadım çünkü ben komünist değildim, sonra eşcinselleri almaya geldiler sesimi çıkarmadım çünkü ben eşcinsel değildim, sonra beni almaya geldiler, kimse sesini çıkarmadı çünkü sesini çıkaracak kimse kalmamıştı. sevgiler. alice...

5:55 AM

 
Blogger renkler said...

Selam Alice, neden bir blog açmayı düşünmüyorsun?

6:19 AM

 
Blogger böğürtlengözün annesi said...

Neden bilmiyorum,blogları gezerken aklıma uçak kazası geldi ve aynı anda senin bloğuna girip ilk konuyu uçak kazası görünce şaştım :) Allah ölenlere rahmet,yakınlarına sabır versi,yapacak bişey yok malesef.

Renklerim, basma yarama derin derin. Biliyosun bizdede aynı dert, ders .alıştırma :) Ben yine büyüdükçe düzelir derken seni okuyunca umutsuzluğa kapıldım . Sıpama yalvar yakar çalıştırıyorum. Neyse canları sağolsun, napalım, annelerine 2. diplomayı aldırtacaklar. Bende sana iyihaftasonları dilerim,ama sanırım hafta sonlarımız aynı geçecek.
- Hadi oğlum, otur oğlum, v.s. diyerek :)

8:11 AM

 
Blogger fikriminincegülü said...

Canım kazaya ben de çok üzüldüm herkes gibi.:(( Allah ailelerine sabır versin.

Yazı özlemek çare değil güzelim. Daha kaç ay var. Şu kışı atlatabilsek bir hayırlısıyla. Dur bak 3 gün önce bir bebek haberiyle uçtuk havalara. Lokum gibi, maviş maviş bir kız. Bir de tatlı ki kerata, insanın canı çekiyor. Darısı başına Renkciğim.:)

12:49 AM

 
Blogger Gamzeli said...

bende çok üzüldüm şu uçak meselesine , allah rahmet eylesin hepsine :(((

1:06 AM

 
Blogger KUGUU said...

Hatirlamiyorum bile:((

4:14 AM

 
Blogger civciv said...

ucak kazası feleket tii sabah tvyi actığımda sabah haberlerinde gördüm
allh sabır versin
dersleri sorma yaz gelsin yaz evlere tıkıldık kaldık derslerden her seyimiz hafta sonumuz bile oğlusa programlı
sana iyi hafta sonları
bende hava ucrtacak kadar ne oldu hatırmıyorum

7:53 AM

 
Blogger renkler said...

Böğürtlen gözlücüğüm, bu konuda keşke sana ümit verebilseydim. Yalnız ben 2. sınıfta oğluşu gerçekten çok iyi çalıştırdım. Özellikle matematiği... Ondan sonra beşinci sınıfa kadar rahat ettim. Taaa ki bu seneye dek. Belki bu sene iyi bir test çözme, ders çalışma prensibi verirsem bir iki sene gider diye umut ediyorum. Sen de biraz sabret, çalışmayı bir hayat biçimi olarak ona ver. Sanırım üçüncü, dördüncü sınıflarda rahat edersin.. Üzme kendini...

11:33 PM

 
Blogger renkler said...

İnce Gülcüküm, inşallah. Bebek konusunda hala karar veremedim. Çok korkuyorum bu yaşta. Çokkkk!

11:34 PM

 
Blogger renkler said...

Gamzeliciğim, çok öpüyorum. Allah hepimizi korusun...

11:34 PM

 
Blogger renkler said...

Kuğucuğum, hatırlayabileceğimiz güzellikler olsun artık...

11:35 PM

 
Blogger renkler said...

Civcivciğim, artık misafir çağırma, misafirliğe gitme gibi kavramlarımız tarihe karıtı. Haftasonumuz zaten bitti. Herşey oğluşa endeksli:-)

11:36 PM

 

Post a Comment

<< Home